Global Fire Endeksi(GFP) Ülkelerin Gerçek Savaş Gücünü Gösterir mi? İsrail Örneği
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
SDAV Başkanı Sinan Tavukcu Stratejik Düşünce Enstitüsü'nde 'Global Fire Endeksi(GFP) Ülkelerin Gerçek Savaş Gücünü Gösterir mi? İsrail Örneği' başlıklı bir analiz yayınladı.
SDAV Başkanı Sinan Tavukcu'nun yayınladığı işte o analiz;
Devletlerarasında bir çatışma/savaş ihtimali ortaya çıktığında medya organlarında bu devletlerin Global Firepower Endeksleri (GFP) yayınlanarak aralarında güç kıyaslaması yapılır; genel olarak kimin sıralaması daha üstte ise onun kazanacağı kabul edilip buna dair yorumlar ağırlık kazanır.
Peki, GFP Endeksi sanıldığı gibi bize doğru ve yeterli bilgiyi sağlar mı? Sahadaki gerçeklik kağıt üzerindeki güçle uyumlu sonuç doğurur mu?
Bu yazımızda GFP Endeksinin ne kadar gerçeği yansıttığını İsrail örneğinden hareketle irdelemeye çalışacağız.
145 Ülkenin Askeri Gücünü Sıralayan GFP
145 ülkenin askeri gücünü sıralayan Global Firepower Index (GFP), 2006’dan bu yana bir web sitesi olarak faaliyet göstermekte, listede yer alan 145 ülkenin askeri gücünü yıllık olarak sıralamaktadır. GFP’nin verdiği bilgiye göre bu sıralama, devletlerin sadece asker sayısına veya bütçesine bakarak değil; 60'tan fazla bireysel faktörü içeren özel bir formülle ve "PowerIndex" (PwrIndx) puanı hesaplanarak yapılmaktadır. Bu hesaplamada sıfıra ne kadar yaklaşılırsa, askeri güç o kadar yüksek kabul edilmektedir.
Sıralamada çoğunlukla CIA World Factbook, Wikipedia’dan sağlanan veriler ve açık kaynak bilgileri kullanılmaktadır. Bu verilerin bazen güncelliğini yitirdiği veya hatalı olduğu görülmektedir.
Global Firepower 2026 sıralamasına göre ilk 10 ülke şu şekilde sıralanmıştır:[i]
| Ülke | Puan |
| Ülke | Puan |
| 1. ABD | 0.0741 | 6. Fransa | 0.1798 | |
| 2. Rusya | 0.0791 | 7. Japonya | 0.1876 | |
| 3. Çin | 0.0919 | 8. Birleşik Krallık | 0.1881 | |
| 4. Hindistan | 0.1346 | 9. Türkiye | 0.1975 | |
| 5. Güney Kore | 0.1642 | 10. İtalya | 0.2211 |
Sıralamayı belirleyen temel kriterler ve kategoriler şunlardır:
- Personel Sayısı (Toplam nüfus, Askerlik çağındaki nüfus, Aktif-Yedek-Paramiliter Güçler)
- Askeri Envanter ve Silah Çeşitliliği (Hava Gücü, Kara Gücü, Deniz Gücü / Tank, uçak, gemi, top vb.)
- Savunma Bütçesi ve Mali Kaynaklar (Savunma bütçesi, dış borç, döviz/altın rezervi, PPP)
- Lojistik ve Altyapı (Havalimanı, liman, ticaret filosu, demiryolu/karayolu)
- Coğrafi Konum
- Doğal Kaynaklar (Petrol üretimi, tüketimi, rezervi)
- Özel Düzelticiler (Bonus ve Cezalar)
Sistem, sadece büyük ama teknolojiden yoksun orduların öne çıkmasını engellemek veya küçük ama teknolojik olarak gelişmiş orduların gücünü yansıtmak için özel katsayılar (bonus ve cezalar) uygular.
Endeksin Eksiklikleri
Sadece ülkelerin konvansiyonel (kara–deniz–hava) savaş potansiyelini ölçmesi Global Firepower Index’in en büyük eksikliğidir. Model, Soğuk Savaş döneminden kalma geleneksel parametreler üzerine kurulu olup tamamen ülkelerin konvansiyonel savaş kapasitesini dikkate alır. Bu raporlamada savunmayla ilgili konvansiyonel olmayan bilgilere yer verilmez.
Savaş konseptini kökten değiştiren yapay zeka destekli İHA'ları, sürü dronlarını veya asimetrik yazılım/elektronik harp kapasiteleri sıralamaya yansımaz. Endeks, orduların ellerindeki sistemlerin "teknolojik kalitesi” hakkında da bilgi vermez.
Ülkelerin nükleer silah stokları, siber uzay üstünlüğü ve uzay tabanlı uydu/istihbarat ağları puanlamaya dahil edilmez.
Açık kaynak verilerini derleyip sıralayan indeks, devletlerin sahip olduğu ve ulusal güvenlik sırrı olarak korudukları savaş sonuçlarını etkileyebilecek projelerini ve yeteneklerini de irdelemez.
GFP, bir ülkenin genel endüstriyel potansiyeli ve büyük askeri varlıklarının kaba bir dökümü için fikir verir.
Bunlar dışında, devletlerin savaş kapasitelerini doğrudan etkileyen ancak endekste yer verilmeyen diğer unsurları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:
Askeri ittifakların çarpan etkisine yer verilmez
Global Firepower Index, her ülkeyi tek başına bir aktör olarak ele alır; jeopolitik dengeleri veya uluslararası ilişkileri değil, tamamen ulusal coğrafi, demografik, ekonomik ve konvansiyonel askeri kapasiteyi ölçmeye odaklanır. Ülkelerin müttefiklik ilişkilerinin (NATO gibi), düşmanlıklarının veya ittifak değişikliklerinin etkisi "PowerIndex" puanında hesaba katılmaz. Halbuki askeri ittifaklar müttefik devlete bir yandan ilave caydırıcılık, diğer yandan ittifakın kuvvet ve envanterinden faydalanma imkanı sağlayacağı için puanlaması düşük ülkeler için güç çarpanı etkisi doğurmaktadır. Bu önemli husus ihmal edilmektedir.
Askeri doktrin hakkında bilgi vermez
GFP, ülkelerin hava, kara veya deniz güçlerini hangi stratejik doktrine göre yapılandırdığına dair herhangi bir bilgi veya analiz sunmaz. Mesela deniz gücünün envanterini verir ama donanmasını açık denizlerde küresel güç olma hedefi için mi, yoksa sadece kıyı koruması amacıyla mı kurduğu bilgisi yer almaz. Ülkenin savunma stratejisinin caydırıcılığa mı, taarruza mı, yoksa asimetrik savunmaya mı dayandığı dikkate alınmaz.
Bütçe bilgisi sınıflandırılmaz
GFP, savunma bütçesinin dağılımına ilişkin bilgi sunmaz. Harcamanın Ar-Ge'ye mi, personel maaşlarına mı, yoksa ağır silahlara mı harcandığına dair sınıflandırılmış bilgiler bulunmaz. Dolayısıyla bütçenin hangi askeri hedeflere yönelik olarak kullanılmakta olduğuna dair bir kanaate ulaşılması zordur.
Ordunun silah envanterinin kaynağı bildirilmez
GFP, orduların envanterindeki silahların kaynağına dair bilgi de sunmaz. Halbuki orduların kendine yeterliliği; silah, mühimmat ve yedek parça tedariki bakımından başka ülkelere olan bağımlılığı savaşma kabiliyeti ve savaşı sürdürebilme yeteneği bakımından hayati önemdedir.
Endekse dahil 145 ülke ordusunun pek çoğunun kendine yeterliliği bulunmamaktadır ve ana muharebe tankları, savaş uçakları, gelişmiş hava savunma sistemleri, hassas güdümlü mühimmatın tedariki ve üretiminde küresel tedarikçilere (ABD, Rusya, Çin, Batı Avrupa) doğrudan bağımlıdırlar. Kendine yeterli olmayan ülkelerin maruz kalacakları bir ambargo ya da tedarik yollarındaki sıkıntı doğrudan savaş gücüne olumsuz etki yapabilmektedir.
Envanter kayıpları dikkate alınmaz
Global Firepower Index, orduların savaş alanındaki kayıplarını gerçek zamanlı olarak dikkate almaz, resmi envanter verilerine ve standart katsayılara dayanan statik değerlendirme verilerini yıllık periyotlarla güncelleyerek yansıtır. Devam eden çatışmalarda imha edilen tanklar, düşen uçaklar veya batırılan gemiler sisteme anında işlenmez. Ülkelerin maruz kaldığı ambargolar, tedarik zinciri kopmaları veya yedek parça yokluğu nedeniyle hangarda çürüyen araçlar kâğıt üzerinde varlığını devam ettirir, dolayısıyla bunlara dair veriler çoğu zaman yanıltıcı olabilir.
Hükümet-asker uyumu
GFP; psikolojik, sosyolojik veya politik faktörleri ölçebilecek bir mekanizmaya sahip değildir. Sivil-asker ilişkilerindeki gerilimler, komuta kademesindeki tasfiyeler veya ordunun hükümete olan sadakati gibi savaşın sonucunu doğrudan etkileyen kritik unsurlar raporda yer almaz. Hükümet ile askerî elit arasında savaşın hedefleri konusunda mutabakat olup olmadığı, varsa askerin yönetimle olan fikir ayrılıkları, güven bunalımları verilere yansımaz.
Ordunun ve toplumun sağlık altyapısı
GFP, insan gücünü yalnızca "askere alınabilir toplam nüfus" ve "aktif/yedek personel sayısı" olarak sayar; orduların insani kayıp yönetimi, sağlık altyapısı ve askerlerin ruhsal/fiziksel sağlığıyla ilgilenmez. Askerlerin moral seviyesi, travma yönetimi, liderliğin psikolojik etkisi ve toplumun savaşa karşı zihinsel dayanıklılığı gibi nicel verilerle ifade edilemeyen faktörler endekste yer almaz. Endeks, savaş alanındaki askerî tıbbi kapasiteyi (saha hastaneleri, medikal personel sayısı, tahliye sistemleri) ve yeterliliğini dikkate almaz.
Savaşların en büyük maliyetlerinden biri olan uzun vadeli fiziksel ve psikolojik rehabilitasyon hazırlığına dair bilgilerin bulunmaması ve toplumsal moral seviyesinin göz önünde bulundurulmaması, orduların savaşma gücü hakkında yeterli bir kanaate ulaşılmasına hizmet etmez.
Anlatmaya çalıştığımız üzere Global Firepower Index, devletlerarası gerçek bir savaş senaryosunu veya çatışma sonucunu tek başına yansıtmakta oldukça yetersiz kalmaktadır.
Global Firepower Index kriterleri ve İsrail örneği
Toplam nüfusu yaklaşık 9 milyon 400 bin olan İsrail, Global Firepower (GFP) endeksinde nüfus bakımından 145 ülke arasında 92. sırada yer almaktadır. Bununla birlikte askeri güç sıralamasında 0.2707 PwrIndx puan ile 15. sırada sınıflandırılmaktadır.
Resmi yüz ölçümü 20.770 km² olan İsrail, savunma stratejisini Arz-ı Mevud’u ele geçirmek üzere kurgulamıştır. Ordu yapısı, aynı anda birden fazla cephede savaşabilecek şekilde hava, deniz, kara ve siber boyutlarda eşzamanlı operasyonlar gerçekleştirmek, düşük yoğunluklu bir savaşı her an sürdürmek üzere tasarlanmıştır.
İsrail savunma stratejisi temel olarak hem hibrit hem de asimetrik nitelikler taşıdığı için, geleneksel konvansiyonel savaş kapasitesini ölçen Global Firepower Index kriterleri baştan bu devlet için geçerli değildir.
İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana gerek Hamas ve Hizbullah gibi örgütlere, gerekse İran, Lübnan, Yemen, Suriye’ye karşı yürüttüğü savaş, ordusunun kapasitesini ortaya sermiş, kağıtlarda yazılı veriler ile saha gerçekliği arasındaki farkı gözler önüne sermiştir.
Asker açığı kapatılamıyor
Savaş stratejisini kısa süreli ve kesin sonuç elde etmek üzere kurgulayan İsrail ordusunda, 3 yılı bulan uzun savaş süresi yılgınlığa yol açmıştır. GFP endeksine göre yaklaşık 669.500 olması gereken askeri personel sayısında binlerce eksiklik vardır. Resmi verilere göre, celp çağrılarına uymayan veya fiilen bakaya/kaçak durumuna düşen kişilerin sayısı 90 bine dayanmıştır. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, 26 Mart 2026'da yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun büyük bir personel krizi içerisinde olduğunu belirterek "Personel krizine çözüm bulmazsak ordu çökecek." uyarısında bulunmuştur.
İsrail hükümeti ile askerî elit arasında güven bunalımı var
İsrail hükümeti ile askerî elit (Genelkurmay Başkanlığı ve üst düzey komuta kademesi) arasında 7 Ekim sonrasında ortaya çıkan güvensizlik her geçen gün derinleşmektedir. Ordu komuta kademesi, net bir siyasi hedef olmaksızın askerlerin sahada tükenmesinden rahatsızdır. Ordunun insan gücü, mühimmat stokları ve zırhlı araç yıpranması nedeniyle savaşın sürdürülemez bir eşikte olduğu savunulmaktadır. Netanyahu ve hükümetinin, siyasi ömürlerini uzatmak ve koalisyonu ayakta tutmak adına savaşı gereksiz yere sürdürdüğü kanaati askerler arasında yaygındır.
Savunma bütçesinin artırılmasına olan direnç
Ordu savaşmak için ek bütçeye ihtiyaç duymaktadır. 2026 Genel Bütçe Yasası'nda güvenlik bütçesinin 112 milyar şekel (37 milyar dolar) olması öngörülürken, Savunma Bakanlığı bütçenin 144 milyar şekele (47,8 milyar dolar) kadar çıkarılmasını istemektedir; ancak Maliye Bakanlığı savunma bütçesinin artırılmasına direnmektedir. Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir buna tepki olarak, “İsrail Savunma Kuvvetleri ve personeli tüm cephelere yayılmışken, 'boş kasalarla' mücadele etmek zorundayız. Bu durum, İsrail Savunma Kuvvetlerinin hazırlık durumunu olumsuz etkiliyor” açıklamasını yapmıştır.
Silah envanteri gerçek durumu yansıtmamaktadır
İsrail’in askeri doktrininde hava üstünlüğü hayati bir yer tutmaktadır. GFP Endeksine göre envanterinde yaklaşık 240 ila 300 arasında gelişmiş savaş uçağı bulunur (66 adet F-15, 174 adet F-16, 45 adet F-35). 9 hava üssü bulunan Hava Kuvvetlerine ait erken uyarı ve destek uçakları, savaş helikopterleri ve çok sayıda İHA/SİHA’lar envanterinde yer almaktadır.[ii]
Ancak GFP’de yer alan bu sayılar gerçek savaş kabiliyetini yansıtmamaktadır. Hava Kuvvetleri envanterinde yer alan çok sayıdaki F-15 ve F-16 uçağı ile AH-64 Apache taarruz helikopterleri, aşırı kullanım sebebiyle ciddi bir metal yorgunluğu ve aşınmaya uğramıştır. Elektronik harp ve aviyonik sistemleri yoğun kullanım sebebiyle sürekli arıza vermektedir. Uçak ve helikopterlerin parça eksikliği ve tükenen parça ömürleri nedeniyle acil yenilenmeye ihtiyaç duyduğu İsrail güvenlik raporlarına yansımıştır. ABD’nin kendi ordu ihtiyaçlarını karşılamayı öncelemesi sebebiyle parça tedariki ve yenileme zamanında yapılamadığından, uçak ve helikopterlerin önemli bir kısmı savaş dışı kalmıştır.
İsrail hava savunmasının göz bebeği olarak gösterilen Demir Kubbe hava savunma sistemi, İran füzeleri karşısında delik kubbeye dönmüş; ucuz maliyetli ve çok sayıdaki basit roketleri önlemek için kullanılan yüksek maliyetli önleyici füze stoku ciddi biçimde azalmıştır.
GFP endeksine göre İsrail Kara Kuvvetleri 1.300 tank, çok sayıda zırhlı araç ve personel taşıyıcıya sahip görünmektedir. Ancak, Gazze savaşı sırasında Merkava tankları ve zırhlı araçların Hamas karşı saldırılarında ciddi hasar aldığı, önemli bir kısmının tahrip edildiği bilinmektedir. Hamas; Merkava tankı, Namer/Eitan APC ve buldozer gibi zırhlı araçlardan binden fazlasını imha ettiğini/savaş dışı bıraktığını açıklamıştır. Bu sebeple kullanılabilir durumda olan tank ve zırhlı araç sayısı GFP’de açıklanandan daha düşüktür. İsrail gazetesi Maariv'in yayınladığı bir raporda, İsrail ordusunun üç yıldan kısa bir sürede, önceki otuz yılda kullandığına eşdeğer miktarda mühimmat tükettiğini, savaşta kullanılan tanklar ve zırhlı personel taşıyıcılar için binlerce motor değişiminin gerektiğini yazmıştır.
İsrail’in deniz kuvvetleri baştan itibaren yetersizdir: 7 adet korvet, 5 adet denizaltı ve 46 adet deniz karakol gemisi bulunmaktadır. Türkiye ile savaşma ihtimalinin konuşulduğu İsrail’de, deniz kuvvetlerinin güçlü Türk donanması karşısındaki yetersizliği ve yanlış planlama yapıldığı eleştirisi gündemdedir.
İsrail ordusu ABD’ye bağımlıdır
İsrail ordusu kendine yeten bir ordu değildir; savunması ABD'den gelecek dış yardıma ve silah-mühimmat tedarikine bağımlıdır. ABD, Ukrayna ve Orta Doğu'daki krizlerin tükettiği füze stokunu ve yeni uçakları envanterine almayı stratejik öncelik olarak gördüğünden İsrail’in F-35 ve F-15 savaş uçakları, Apache taarruz helikopterleri ve ağır platformlar satın alma talepleri, uzun sipariş kuyrukları içerisinde zamana yayılmış vaziyette beklemektedir. Bunun yanı sıra, Gazze’de işlediği insanlık suçları sebebiyle İsrail gittikçe genişleyen küresel izolasyon ve silah ambargosuna maruz kalmaya başlamıştır. Silah envanterini olumsuz etkileyen bu durum GFP endeksinde görülmez.
Savaş İsrail sağlık sistemini çökertmiştir
GFP endeksinde yer almayan sağlık altyapısındaki eksiklikler, İsrail ordusunda askere gitme ve savaşma motivasyonunu ciddi biçimde etkilemektedir. İsrail Savunma Bakanlığı Rehabilitasyon Dairesi, uzun süreli ortopedik müdahale, uzuv nakli/rekonstrüksiyonu ve yoğun fizik tedavi için başvuran toplam yaralı sayısının 26 bini aştığını açıklamıştır; ülkenin yatak kapasitesi bu ihtiyacı karşılamak için yeterli değildir. Öte yandan, Savunma Bakanlığı, 7 Ekim 2023’ten bu yana psikolojik travma yaşayan IDF personelinin sayısının 50.000 olduğunu, 2030 yılına kadar 100.000'i aşabileceği konusunda uyarmaktadır. Yedek askerlerinin çocukları ve eşleri arasında da yaygın travma sonrası stres bozukluğu (PTSD) görülmektedir.
Sonuç
İsrail örneğinden de görüleceği üzere Global Firepower Endeksi (GFP), saha gerçekliklerinden uzak, statik veriler sunmaktadır. Silah envanterine ilişkin veriler çoğu zaman bunların kullanılabilir durumda olduğunu göstermez.
Modern savaş dinamiklerini yok sayan, nükleer silah stoklarını hesaba katmayan, güç dengelerini değiştiren asimetrik ve hibrit savaşa yer vermeyen, ittifakların çarpan etkisini ve jeopolitiği göz ardı eden, insani ve psikolojik faktörleri dışlayan, savaşın görünmeyen maliyetleri üzerinde durmayan, sadece konvansiyonel silahları sıralayan GFP verileri, ülkelerin orduları hakkında kabaca fikir verseler bile bu verilere dayalı olarak rakip orduları kıyaslamak ve bundan sonuçlar üretmek yanıltıcı olabilir.