Fethiye-Kaş ve Kuzey Ege’de iki yeni Deniz Millî Parkı ilan edildi!
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde hazırlanan ‘mavi vatan’ doktriniyle denizlerimizdeki hakimiyeti perçinleyen tarihi bir adım atıldı. Erdoğan’ın imzasıyla Fethiye-Kaş açıkları ile Kuzey Ege’de geniş deniz alanları “Deniz Milli Parkı” statüsüne alındı. Türkiye’de ilk defa deniz alanlarının milli park statüsüne kavuşturulduğu düzenlemeyle, ekolojik korumanın yanı sıra denizlerdeki stratejik alanların korunmasına yönelik önemli bir çerçeve oluşturuldu. Atılan adımı değerlendiren Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, ilk defa geniş deniz alanlarının milli park statüsüne alınmasını, Türkiye’nin denizlerdeki idari etkinliğini güçlendiren hem çevresel hem de son derece stratejik bir devlet adımı olarak nitelendirdi.
Sebahattin Ayan İstanbul
Türkiye, denizlerde koruma alanlarını genişleten tarihi bir adım attı. Cumhurbaşkanı Kararı ile Muğla’nın Fethiye ve Antalya’nın Kaş ilçeleri açıklarındaki geniş deniz alanı ile Kuzey Ege’de Gelibolu Yarımadası, Gökçeada ve Tekirdağ kıyılarını kapsayan sahalar resmen Deniz Millî Parkı ilan edildi. Böylece Türkiye’de ilk defa deniz alanları Millî Parklar Kanunu kapsamında “millî park” statüsüne kavuşturuldu. Fethiye-Kaş Deniz Millî Parkı, yaklaşık 21 bin 706 kilometrekarelik geniş bir deniz alanını kapsıyor.
Doğu Akdeniz sahası
Doğu Akdeniz’in önemli ekolojik ve stratejik bölgelerinden biri olan saha, deniz kaplumbağaları ve deniz memelileri açısından kritik yaşam alanlarını barındırıyor. Söz konusu bölge, Meis Adası çevresindeki deniz yetki alanı tartışmalarının yaşandığı bir coğrafyada böyle geniş bir alanın millî park statüsüne alınması dikkat çekerken bir diğer Deniz Millî Parkı ise Kuzey Ege’de oluşturuldu. Yaklaşık 1.742 kilometrekarelik alanı kapsayan park; Gelibolu Yarımadası, Gökçeada ve Tekirdağ kıyı hattındaki deniz sahalarını içine alıyor. Çanakkale Boğazı’nın güvenliği açısından kritik bir konumdaki bölge, aynı zamanda Akdeniz fokları başta olmak üzere çeşitli canlıların yaşam alanları arasında yer alıyor.
ÖNEMLİ ATAK
Karar yalnızca çevresel koruma açısından değil, Türkiye’nin denizlerdeki stratejik planlaması bakımından da önem taşıyor. Millî Park Kanunu çerçevesinde Türkiye tarihinde ilk kez deniz alanları millî park statüsüne kavuşurken, karar BM bünyesindeki Hükümetlerarası Oşinografi Komisyonu’na kaydettirilen Ulusal Deniz Planlama Haritası’na işlendi. Söz konusu adımla Doğu Akdeniz ve Ege’deki dengeler Türkiye lehine tamamen değişti.
Kararı değerlendiren Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, gazetemize önemli açıklamalarda bulundu. Yunanistan’ın Nisan 2024’te Adalar Denizi’nde ve İyon Denizi’nde iki büyük deniz parkı ilan etme girişimini hatırlatan Yaycı, şunları dile getirdi: “O dönemde ‘Yunanistan madem Adalar Denizi’nde deniz parkı ilan ediyor, biz de milli olarak kendi deniz parkımızı ilan edelim’ çağrısı yaptım. Karşılık bulması sevindirici.
Yunan’a karşı hamle
“Komşumuz, çevrecilik adı altında Adalar Denizi’ni bir Yunan iç denizi haline getirmeye çalışıyor. Bu yeni milli park kararıyla Türkiye’nin artık sadece tepki gösteren değil; ön alan, inisiyatif alan, kendi denizlerinde düzen kuran ve oyun kuran bir devlet iradesi ortaya koymuştur. Karar; deniz ekosistemleri, biyolojik çeşitlilik ve su altı kültür mirasının devlet güvencesi altına alınmasın sağlamıştır. Türkiye, Mavi Vatan’da edilgen kalmayarak haklarını sahada aktif biçimde takip edeceğini ortaya koymuştur. Yunanistan Dışişleri Bakanlığı’nın tepkisi bir çifte standarttır. Kendisi için hak gördüğü çevre koruma alanlarını Türkiye ilan ettiğinde karşı çıkması kabul edilemez. Adalar Denizi’nde karasuları dışındaki sınırlandırılmamış alanlar açık deniz niteliğindedir. Buraları tek taraflı kendi kıta sahanlığı gibi göstermesinin hiçbir hukuki geçerliliği yoktur. Tepkiler, Türkiye’nin attığı adımın stratejik ağırlığını ve Yunan siyasetini nasıl bozduğunu kanıtlamıştır.
MAVİ VATAN GÜVENDE
“Konuyu Avrupa Birliği gündemine taşıması da beyhude. AB bir deniz yetki alanı sınırlandırma makamı veya uluslararası mahkeme değildir. Bir Yunan milletvekilinin AB nezdindeki girişimleri iddialara hukuki geçerlilik kazandırmaz, Türkiye’nin deniz milli parklarını geçersiz kılamaz. Bu telaş, adımlarımızın doğruluğunun göstergesidir. Gelecek süreçte deniz milli parklarının yönetim planları oluşturulurken çevresel hedeflerin yanı sıra deniz güvenliği, askeri eğitim alanları, seyir serbestisi ve balıkçılık haklarının da bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Yeni milli park alanları belirlenmeli. Mavi Vatan yalnızca savunulacak bir alan değildir. Korunacak, yönetilecek, üretilecek ve gelecek nesillere bırakılacak milli bir emanettir.”