Uzmanlar faiz oranlarındaki artışların yerli yatırımcıya hiçbir getirisinin olmadığını bu durumdan en çok yabancı yatırımcıların yararlandığını belirtiyorlar.
Dünyada ve özellikle Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler Türkiye’nin dış politikasını ve buna bağlı olarak da ekonomisini etkiliyor. Ocak 2017’de dolar en son 3.94’e çıktıktan sonra yavaş yavaş 3.39’a kadar inmişti. Özellikle son yaşanan gelişmelerle birlikte dolar yine 3.76’nın üzerine çıktı.
Bu yılın ilk çeyreğinde enflasyon oranı yüksek olduğu için, 2018’in ilk üç ayında enflasyonda ciddi bir düşüş olacağı tahmin ediliyor. Döviz kurundaki artışın Türkiye’deki enflasyon üzerinde etkisi fazla oluyor. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası yüksek enflasyona rağmen uzun süredir ortalama fonlama maliyetini yüzde 12-12,25 dolaylarında tutuyor. Uzmanlar çekirdek enflasyonun yüksekliğine bakılarak Merkez Bankası’nın para politikasının yeteri kadar sıkı olmadığını belirtiyorlar. Bu noktada Merkez Bankası’nın faiz artışı yapmasının nedeni büyümeyi desteklemesi olarak görülüyor.
Enflasyonda yaşanması tahmin edilen düşüş gerçekleşse bile Merkez Bankası'nın ortalama fonlama maliyetini önümüzdeki altı ayda 200 baz puan civarında (yüzde 2) düşüreceği öngörülüyor. Bu azalmanın kredi faizlerine etkisi ise tahminlere göre çok az olacak.
Uzmanlar Türkiye’deki yürütülen para politikalarının ekonomi üzerindeki etkisinin uzun süreler alabileceğini ve bu doğrultuda 2018’de para politikasından büyük beklentiler içine şimdiden girilmemesi gerektiğini düşünüyorlar. Buna göre hükümetin açıkladığı vergi artışlarına rağmen, 2018’de büyüme tarafında maliye politikası önemli bir rol oynayacak. Faizlerin yerli yatırımcıya hiçbir getirisinin bulunmadığının altını çizen uzmanlar faiz artışlarından en çok yabancı spekülatörlerin fayda sağladığını belirtiyorlar.