Erdoğan'a da salyalarını sıçratmışlardı! Her haltı yiyorlar! Sormazlar mı adama 'ne ayaksınız siz' diye
İsveç'in, hem NATO'ya üye olmak istediğini, hem de olamamak için her haltı yediğini belirten Akşam gazetesi yazarı Turgay Güler, "Sormazlar mı adama 'ne ayaksınız siz' diye?" ifadelerini kullandı.
İsveç'in, hem NATO'ya üye olmak istediğini, hem de olamamak için her haltı yediğini belirten Akşam gazetesi yazarı Turgay Güler, "Sormazlar mı adama 'ne ayaksınız siz' diye?" ifadelerini kullandı. Güler, yazısında şunları kaydetti:
"NATO'ya üye olmak isteyeceksin ama olamamak için de yemediğin halt kalmayacak.
'Tamam, terörle arama mesafe koyacağım, o teröristleri Türkiye'ye iade edeceğim' diyeceksin ama sözünü tutmayacaksın!
PKK'lı teröristler Erdoğan'ın maketini yapıp sallandıracaklar sen de buna göz yumacaksın!
Erdoğan'ın, Türk bayrağının fotoğrafını yere serip tek tek üstünden geçip çiğneyecekler sen de oturup izleyeceksin!
Sonra bir pislik Türk Büyükelçiliği önüne gelip Kur'an-ı Kerim'i yakacak sen de polislerinle o alçağı, etrafına etten duvar örüp koruyacaksın!
Tuhaf değil mi sizce de?
İsveç hükümeti Türkiye'nin vetosunu hak etmek için canla başla çalışıyor!
'Ne yapsak da Türkiye NATO üyelik talebimizi reddetse' diye çırpınıyor!
Tuhaf değil mi sizce de?
Türkiye'nin istediği teröristlerin iadesini mahkeme kararıyla engelliyorlar. Sonra da Türkiye'den NATO'ya üyelik dileniyorlar?
Saçma değil mi sizce de?
Sormazlar mı adama 'ne ayaksınız siz' diye?
İzah edelim öyleyse.
İsveç'in NATO'ya girmesi demek PKK'lı ve FETÖ'cü teröristlerin Türkiye'ye iade edilmesi demektir!
Anlayacağınız; operasyonu PKK ve FETÖ birlikte çekiyor. Türkiye'yi kızdıran bu hareketlerin arkasında onlar var. Bir de onlara destek veren Türkiye düşmanı siyasiler.
FETÖ'cülerin tivitlerine bakıyor musunuz? Kur'an-I Kerim'in yakılmasını bir alkışlamadıkları kaldı neredeyse!
Şimdi diyeceksiniz ki 'iyi de İsveç hükümeti niçin bu olup bitene seyirci kalıyor'?
Yo kalmıyor! Başbakanları çıkıp 'PKK sabotaj yapıyor' diyor.
Diyor demesine de engelleyemiyor.
Çünkü PKK İsveç'te bir anlamda hükümet ortağı gibi.
Dahası geçmişte efsanevi başbakanları Olof Palme PKK terör örgütü tarafından katledildi.
Ve İsveç devleti bunun hesabını soramadı yahut sormadı.
İlerleyen yıllarda da katiline âşık oldu! Yahut olduruldu. Amerika'nın da teşviki ve baskısıyla PKK'yı koruyup kollayan, parasal destek sağlayan bir ülkeye dönüştü.
Biz şimdi gelelim asıl meseleye.
Türkiye'deki seçimler sonuçlanıncaya kadar böyle devam edecekler. Her türlü pisliği rezilliği sergileyecekler. Umutlarını Erdoğan'ın kaybetmesine bağlamışlar. Çünkü 6'lı masa onlara açık çek verdi.
6'lı masa iktidar olursa İsveç'in NATO'ya üyeliğini koşulsuz şartsız kabul edecek.
Kimse hoplayıp zıplamasın.
Açın bakın. CHP'sinden İYİ Parti'sine alayı bunu ilan etti.
Ünal Çeviköz Türkiye'nin şart koşmasını taktiksel bir hata olarak yorumlayıp 'üyeliklerini desteklemeye hazırız' demişti.
Benzer açıklamalar İYİ Parti'den de geldi.
Yazık!
Birkaç gün önce umre ziyaretinden dönen İmamoğlu, İsveç'teki Kur'an-ı Kerim yakılma rezaletini kınayacağına 'bu hareketler Erdoğan'a yarıyor' diyen bir paylaşımda bulundu.
Vah ki vah!
Yakma rezaletinden üç beş gün önce Batı medyası ağız birliği etmişçesine 'Erdoğan NATO'nun genişleyip güçlenmesini zaafa uğratıyor' şeklinde haberler yaptı. Erdoğan yerden yere vuruldu. Akılları sıra Türkiye'yi baskı altına almaya çalışıyorlar.
Oysa muhalefet 'biz de iktidara gelsek teröre desteğiniz devam ettikçe, o teröristleri iade etmedikçe üyeliğinize evet demeyeceğiz' gibi bir açıklama yapsa işin rengi değişir.
Diyebilirler mi? Hayır!
Bu konuda HDP ne düşünüyorsa 6'lı masa da aynı düşünüyor.
Uzun lafın kısası 2023 hakikaten Türkiye'nin en önemli seçimlerinden biri olacak. Tarihi demek bile kifayet etmez. Hayati çünkü!"