• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Erdoğan imzayı attı! 60 bin personel alınacak

Yeniakit Publisher
2019-12-31 09:53:00 -

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Erdoğan imzayı attı! 60 bin personel alınacak

2020 yılında kamu kurumlarına öğretmenden hemşireye, doktordan emniyet görevlisine, eczacıdan din görevlisine kadar 60 binden fazla personel alımı yapılacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan Kararname’ye göre 2020’de 16 bin sözleşmeli sağlık personeli tayini de gerçekleştirilecek. Bu çerçevede 6 bin 676 doktor, 8 bin 288 uzman doktor alınacak. Ayrıca 1.000’e yakın diş hekimi, diyetisyen, ebe, psikolog, hemşire, sağlık memuru, sağlık teknikeri istihdam edilecek.

Emniyet’e de üniversite mezunu 7 bin polisle 8 bin bekçi alınacak. 500 özel harekât kadın polis, 2 bin komiser yardımcısı alım süreci de devam ediyor. Gelecek altı senelik dönemde 17 bin komiser ve 100 binin üzerinde polis memuru ile 20 bine yakın bekçi yetiştirilerek Emniyet’e alınacak.

Kamuya sözleşmeli olarak tayin edilecek öğretmen sayısı da 20 bin olacak. Öğretmen tayinleri için 6-10 Ocak’ta ön başvuru alınacak, imtihanlar 5-22 Şubat’ta yapılıp sonuçlar 25 Şubat’ta açıklanacak. Ardından 3 bin 7 sınıf öğretmeni, 1.836 din kültürü ve ahlak bilgisi, 1731 İngilizce öğretmeni ve diğer dallardan tercihler 9-13 Mart’ta alınıp sonuçlar 18 Mart’da duyurulacak.

PTT de 2023’e kadar 55 bin personel alacak. Kadro, maaş ve sosyal güvencesi bulunmayan 10 bine yakın süreli sözleşmeli personel meselesi de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla çözülüyor. Makyöz, kuaför ve senaristlik yapan 10 bin sözleşmeli personel 2020’de haklarına kavuşacak, sigortaları 30 gün üzerinden yatırılacak, izin hakları bulunacak.

12 kamu kurumu da İŞKUR üzerinden 60, 70 KPSS puanı şartı ile ya da KPSS şartı olmaksızın 1.000’in üzerinde memur alacak. Aynı zamanda 7 bin 200 vasıflı-vasıfsız, 1.380 temizlik görevlisi işbaşı yapacak.

Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ (BOTAŞ) Genel Müdürlüğünce, Türkiye'nin çeşitli yerlerinde değerlendirilmek üzere 154 personel alınacak. kurumdaki mühendis, teknisyen ve uzman yardımcısı pozisyonlarına elektrik elektronik, inşaat, makine, enerji sistemleri, jeofizik, jeoloji, gemi makine, gemi ulaştırma ve işletme, harita, bilgisayar mühendisliği ile bilgisayar ve öğretim teknolojileri öğretmenliği, matematik, fizik, hukuk, işletme, iktisat, maliye ve kamu yönetimi gibi çeşitli lisans programlarından mezun olanlar başvuruda bulunabilecek.

Hangi meslekten kaç kişi?

Doktor 6.676
Uzman doktor 8.288
Diğer sağlık alanları 1.000
Üniv. mezunu polis 7.000
Bekçi 8.000
Komiser yardımcısı 2.000
Öğretmen 20.000
Vasıflı-vasıfsız personel 7.200
Temizlik görevlisi 1.380

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Serap

Cengiz Han, kütüphaneler şehri Buhara ve Semerkand’ı işgal ettiğinde,  “Biz asker milletiz kitaba ihtiyacımız yok” diyerek kütüphaneleri yıktırıp yaktırmış, kitapları ırmağa attırmış, ırmak günlerce kan ve mürekkep karışımı akmış... Tarih onu affetmedi. “Zalim” olarak not düştü. Zaman zaman bazı bahaneler öne sürüp okullara, öğretmenlere, öğretmen evlerine, öğrenci yurtlarına, kütüphanelere, kısacası eğitime saldırarak yakıp yıkan teröristleri ve onlara kol-kanat gerenleri de tarih affetmeyecektir. Arşiv milletin hafızası, kitap şuuru, kütüphane ise “hazinesi”dir.  Zaten Osmanlı, arşive “Hazine-i Evrak” (evrak hazinesi) diyerek bunu tescil etmiştir. Böyle gördüğü içindir ki, Cumhuriyet Türkiyesi’ne muazzam bir “arşiv” ve “hazine” değerinde “kitaplar” devretmiştir. Biz alfabe değiştirip kültür hazinelerimizi muattal duruma getirdikten sonra, tarihi kıymeti baha biçilemez olan arşivi de ya çürüttük ya da sattık! Yani geçmişimizle birlikte aklımızı, hafızamızı ve şuurumuzu “imha” ettik!  Kendi hafızasını yakan yahut satan başka bir millet var mıdır, bilmiyorum? Hale bakın… Birinci Dünya Savaşı sırasında, Trabzon’a girmek üzere olan Rusların eline geçmemesi için Samsun’a gönderilen ve işgal sonrasında Trabzon’a iade edilen 500 yıllık Trabzon Vilayet Arşivi, 1982’de denize dökülmüş... Sorumlular, “Bir yanlışlıktır oldu” demiş, bu cinayetten sıyrılmışlar. Nuruosmaniye Camii’nin avlusunda da arşiv belgeleri “işe yaramaz hurda kâğıt” olarak yakılmış. Meğer camiin yanındaki depoyu Kur’an kursu yapmak için boşaltmışlar, çıkan evrakı da bilmeden ateşe vermişler. Anlayacağınız, yine bir “yanlışlık” olmuş! İstanbul Defterdarlığı Maliye Arşivi’ne ait yaklaşık 50 ton Osmanlı belgesi 1931 yılında okkası üç kuruş on paraya Bulgaristan’a satılmış.  Evrak kamyonlarla Sirkeci tren istasyonuna götürülürken, kamyonlardan dökülenler, çöpçüler tarafından toplanarak Kumkapı sahilinden denize atılmış. Bu elim hikâyeyi, rahmetli arkeolog İbrahim Hakkı Konyalı,  “Son Posta Gazetesi”nin 12 Mayıs 1931 tarihli sayısında şöyle anlatıyor: “Mayısın on ikinci Salı günü Sultanahmet’teki Maliye evrak hazinesinin önünde 20–30 kadar araba sıralanmış, kapının önüne büyük bir baskül konmuş, bir takım çemberlenmiş kâğıtlar tartılıyor ve hamallarla bu arabalara konuluyor ve Sirkeci istasyonuna taşınıyordu. Bu ameliye esnasında bunlardan birçokları da sokaklara dökülüp saçılıyordu...” Rahmetli Konyalı da, 4 Haziran 1931 tarihli “Son Posta Gazetesi”ne yazdığı makalede şöyle diyordu: “…Koridor harman halinde dökülmüş kâğıtlarla dolu idi. Arkada yüzlerce torba kâğıt yığılmıştı… Çok kıymetli vesikalar, defterler göze çarpıyordu.” Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nün bu konuyla ilgili olarak tam 604 sayfalık bir kitap yayınladığını düşünürsek, yürekler acısı durumumuz daha iyi ortaya çıkmış olur. “Okuma alışkanlığımız yok” diye yakınıyoruz, ama bizim öncelikle kitaba ve kütüphaneye ve kütüphaneciye saygımız yok! Bir zamanlar İstanbul hanımefendileri ile beyefendileri, Yalova’da kâğıt imalâthanesi olduğu için bacaklarını Yalova’ya doğru uzatıp oturmazlarmış... Yerde buldukları kâğıdı öpüp başlarına koyduktan sonra, ayak basılmayan bir yere kaldırırlarmış. Kitaba duydukları saygıdan dolayı “şu kitabı okudum” demez, “şu kitabı ziyaret etmek nasip oldu” derlermiş. Bütün bunlardan sonra Halk kütüphanelerinin daha kaliteli hizmetler sunabilmeleri için vazgeçilmez unsur olan insan gücü içinde en önemli kesimi oluşturan meslek eğitimi görmüş kadrosuz çalıştırılan kütüphanecilerin motivasyonlarının arttırılması için kadrolu yapılarak, uğradıkları maddi manevi hak kayıpları telafi edilerek, özlük haklarının iyileştirilmesi gerekmektedir. Zira Kütüphaneye yaşam katan, enerji katan kütüphanecidir.  Türkiye’nin 81 il ve 957 ilçesinde 1137 halk kütüphanesi var. Özellikle ilçe kütüphanelerinde büro personelleri ve yardımcı hizmetler personelleri yokluğu had safhadadır.

erdoğan

Sizi tebrik ediyorum. Kesinlikle bu ülkede kitap okunması isteniyorsa, kütüphanecilik geliştirilmelidir. Ayrıca her okula olmasa bile en azından 250 ve üzeri öğrencisi olan okullara kütüphane memuru verilmelidir. Bu ülkede binlerce Fen Edebiyat mezunu gencimiz var. Bunları kütüphanecilik üzerine bir eğitimden geçirip atamaları yapılmalıdır. Okullar bu konuda çok mağdurdurlar. Okula kütüphane yapıyorsunuz ama memuru yok.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23