• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Erdoğan imzayı attı! 60 bin personel alınacak

2020 yılında kamu kurumlarına öğretmenden hemşireye, doktordan emniyet görevlisine, eczacıdan din görevlisine kadar 60 binden fazla personel alımı yapılacak.

3 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Menfatül Müsliminlere

Seçim yatırımı.
  • 7 Yıl Önce

Serap

Cengiz Han, kütüphaneler şehri Buhara ve Semerkand’ı işgal ettiğinde,  “Biz asker milletiz kitaba ihtiyacımız yok” diyerek kütüphaneleri yıktırıp yaktırmış, kitapları ırmağa attırmış, ırmak günlerce kan ve mürekkep karışımı akmış... Tarih onu affetmedi. “Zalim” olarak not düştü. Zaman zaman bazı bahaneler öne sürüp okullara, öğretmenlere, öğretmen evlerine, öğrenci yurtlarına, kütüphanelere, kısacası eğitime saldırarak yakıp yıkan teröristleri ve onlara kol-kanat gerenleri de tarih affetmeyecektir. Arşiv milletin hafızası, kitap şuuru, kütüphane ise “hazinesi”dir.  Zaten Osmanlı, arşive “Hazine-i Evrak” (evrak hazinesi) diyerek bunu tescil etmiştir. Böyle gördüğü içindir ki, Cumhuriyet Türkiyesi’ne muazzam bir “arşiv” ve “hazine” değerinde “kitaplar” devretmiştir. Biz alfabe değiştirip kültür hazinelerimizi muattal duruma getirdikten sonra, tarihi kıymeti baha biçilemez olan arşivi de ya çürüttük ya da sattık! Yani geçmişimizle birlikte aklımızı, hafızamızı ve şuurumuzu “imha” ettik!  Kendi hafızasını yakan yahut satan başka bir millet var mıdır, bilmiyorum? Hale bakın… Birinci Dünya Savaşı sırasında, Trabzon’a girmek üzere olan Rusların eline geçmemesi için Samsun’a gönderilen ve işgal sonrasında Trabzon’a iade edilen 500 yıllık Trabzon Vilayet Arşivi, 1982’de denize dökülmüş... Sorumlular, “Bir yanlışlıktır oldu” demiş, bu cinayetten sıyrılmışlar. Nuruosmaniye Camii’nin avlusunda da arşiv belgeleri “işe yaramaz hurda kâğıt” olarak yakılmış. Meğer camiin yanındaki depoyu Kur’an kursu yapmak için boşaltmışlar, çıkan evrakı da bilmeden ateşe vermişler. Anlayacağınız, yine bir “yanlışlık” olmuş! İstanbul Defterdarlığı Maliye Arşivi’ne ait yaklaşık 50 ton Osmanlı belgesi 1931 yılında okkası üç kuruş on paraya Bulgaristan’a satılmış.  Evrak kamyonlarla Sirkeci tren istasyonuna götürülürken, kamyonlardan dökülenler, çöpçüler tarafından toplanarak Kumkapı sahilinden denize atılmış. Bu elim hikâyeyi, rahmetli arkeolog İbrahim Hakkı Konyalı,  “Son Posta Gazetesi”nin 12 Mayıs 1931 tarihli sayısında şöyle anlatıyor: “Mayısın on ikinci Salı günü Sultanahmet’teki Maliye evrak hazinesinin önünde 20–30 kadar araba sıralanmış, kapının önüne büyük bir baskül konmuş, bir takım çemberlenmiş kâğıtlar tartılıyor ve hamallarla bu arabalara konuluyor ve Sirkeci istasyonuna taşınıyordu. Bu ameliye esnasında bunlardan birçokları da sokaklara dökülüp saçılıyordu...” Rahmetli Konyalı da, 4 Haziran 1931 tarihli “Son Posta Gazetesi”ne yazdığı makalede şöyle diyordu: “…Koridor harman halinde dökülmüş kâğıtlarla dolu idi. Arkada yüzlerce torba kâğıt yığılmıştı… Çok kıymetli vesikalar, defterler göze çarpıyordu.” Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nün bu konuyla ilgili olarak tam 604 sayfalık bir kitap yayınladığını düşünürsek, yürekler acısı durumumuz daha iyi ortaya çıkmış olur. “Okuma alışkanlığımız yok” diye yakınıyoruz, ama bizim öncelikle kitaba ve kütüphaneye ve kütüphaneciye saygımız yok! Bir zamanlar İstanbul hanımefendileri ile beyefendileri, Yalova’da kâğıt imalâthanesi olduğu için bacaklarını Yalova’ya doğru uzatıp oturmazlarmış... Yerde buldukları kâğıdı öpüp başlarına koyduktan sonra, ayak basılmayan bir yere kaldırırlarmış. Kitaba duydukları saygıdan dolayı “şu kitabı okudum” demez, “şu kitabı ziyaret etmek nasip oldu” derlermiş. Bütün bunlardan sonra Halk kütüphanelerinin daha kaliteli hizmetler sunabilmeleri için vazgeçilmez unsur olan insan gücü içinde en önemli kesimi oluşturan meslek eğitimi görmüş kadrosuz çalıştırılan kütüphanecilerin motivasyonlarının arttırılması için kadrolu yapılarak, uğradıkları maddi manevi hak kayıpları telafi edilerek, özlük haklarının iyileştirilmesi gerekmektedir. Zira Kütüphaneye yaşam katan, enerji katan kütüphanecidir.  Türkiye’nin 81 il ve 957 ilçesinde 1137 halk kütüphanesi var. Özellikle ilçe kütüphanelerinde büro personelleri ve yardımcı hizmetler personelleri yokluğu had safhadadır.
  • 7 Yıl Önce

erdoğan

Sizi tebrik ediyorum. Kesinlikle bu ülkede kitap okunması isteniyorsa, kütüphanecilik geliştirilmelidir. Ayrıca her okula olmasa bile en azından 250 ve üzeri öğrencisi olan okullara kütüphane memuru verilmelidir. Bu ülkede binlerce Fen Edebiyat mezunu gencimiz var. Bunları kütüphanecilik üzerine bir eğitimden geçirip atamaları yapılmalıdır. Okullar bu konuda çok mağdurdurlar. Okula kütüphane yapıyorsunuz ama memuru yok.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23