Emine Erdoğan’ın Öncülüğünde Türkiye’den Dünyaya Uzanan Sıfır Atık Vizyonu 9. Yılında
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde 27 Eylül 2017'de Türkiye'de başlayan Sıfır Atık Hareketi, 9. yılında çevre politikalarının ötesine geçen küresel bir dönüşüm vizyonu olarak yoluna devam ediyor.
Birleşmiş Milletler tarafından 30 Mart'ın Uluslararası Sıfır Atık Günü ilan edilmesi ve Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanlığı görevini üstlenmesiyle uluslararası niteliği güçlenen hareket, bugün kaynakların verimli kullanılması, israfın önlenmesi, döngüsel ekonomi ve iklim eylemi ekseninde küresel bir ortaklık zemini oluşturuyor.
Türkiye'nin çevre ve sürdürülebilirlik alanındaki en kapsamlı dönüşüm hareketlerinden biri olarak 27 Eylül 2017 tarihinde Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde başlatılan Sıfır Atık Hareketi, 9. yılına ulaştı. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın çevrenin korunması, doğal kaynakların verimli kullanılması, israfın önlenmesi ve iklim değişikliğiyle mücadele konularındaki güçlü iradesi, Türkiye'nin bu alandaki politikalarının en önemli dayanaklarından birini oluşturuyor.
İlk günden itibaren yalnızca atıkların toplanması ve geri dönüştürülmesine odaklanan bir uygulama modeli olmanın ötesinde; israfın önlenmesini, kaynakların verimli kullanılmasını, sürdürülebilir üretim ve tüketim alışkanlıklarının yaygınlaştırılmasını ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakılmasını hedefleyen bütüncül bir yaklaşım olarak şekillenen Sıfır Atık, geçen dokuz yıllık süreçte Türkiye sınırlarını aşarak küresel bir çevre ve sürdürülebilirlik gündemine dönüştü.
Bugün Sıfır Atık yaklaşımı; iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı, kirlilik, kaynak güvenliği, gıda israfı, su yönetimi ve döngüsel ekonomi gibi birbirinden farklı görünen başlıkları ortak bir perspektifte buluşturan bir dönüşüm anlayışının önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.
Bu süreçte Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un liderliğinde yürütülen çevre ve iklim politikaları, Sıfır Atık yaklaşımının iklim eylemiyle daha güçlü biçimde bütünleşmesine katkı sağlıyor. Türkiye'nin sıfır atık, döngüsel ekonomi, kaynak verimliliği ve iklim değişikliğiyle mücadele alanındaki çalışmalarının uluslararası platformlarda daha görünür hale gelmesi, yaklaşımın yalnızca atık yönetimiyle sınırlı olmayan kapsamını da ortaya koyuyor.
Türkiye'nin COP31 Başkanlığı sürecinde de sıfır atık yaklaşımı, iklim eyleminin önemli başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Murat Kurum'un COP31 sürecindeki çalışmaları kapsamında Türkiye'nin iklim diplomasisinin güçlendirilmesi ve farklı paydaşların ortak hedefler etrafında buluşturulması hedeflenirken, sıfır atık yaklaşımı da kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomi ekseninde bu sürecin önemli bileşenlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Türkiye'den Birleşmiş Milletler'e Uzanan Yolculuk
Sıfır Atık Hareketi'nin uluslararası alandaki en önemli dönüm noktalarından biri, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 14 Aralık 2022 tarihinde kabul ettiği 77/161 sayılı "Sıfır Atık Girişimleri" başlıklı karar oldu.
Türkiye'nin öncülüğünde hazırlanan ve 105 ülkenin ortak sunuculuğunu yaptığı karar ile 30 Mart, Birleşmiş Milletler tarafından "Uluslararası Sıfır Atık Günü" ilan edildi. Böylece sıfır atık yaklaşımı, uluslararası toplumun ortak gündeminde resmî bir günle görünürlük kazanan küresel bir konu haline geldi.
Birleşmiş Milletler, Uluslararası Sıfır Atık Günü kapsamında devletleri, BM kuruluşlarını, yerel yönetimleri, özel sektörü, akademiyi, sivil toplumu, kadınları ve gençleri sıfır atık uygulamalarını yaygınlaştırmaya ve sürdürülebilir üretim ve tüketim modellerine katkı sunmaya davet ediyor.
Bu gelişme, Türkiye'de 2017 yılında başlatılan Sıfır Atık Hareketi'nin ulusal bir çevre projesinden küresel ölçekte ortak bir dönüşüm gündemine taşınmasında önemli bir kilometre taşı oldu.
Emine Erdoğan'ın BM Düzeyindeki Öncü Rolü
Sıfır Atık Hareketi'nin küresel ölçekteki görünürlüğünün artmasında Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin uluslararası platformlarda yürüttüğü çalışmalar da belirleyici bir rol üstlendi.
Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi, 30 Mart 2023 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda Uluslararası Sıfır Atık Günü dolayısıyla gerçekleştirilen üst düzey toplantıda açılış konuşmasını yaptı. BM'nin resmi programında Emine Erdoğan Hanımefendi, toplantının "Keynote Address" konuşmacısı olarak yer aldı.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres de aynı toplantıda Türkiye'nin ve Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin sıfır atık konusundaki liderliğine dikkat çekerek, Türkiye'nin Sıfır Atık projesinin diğer ülkeler için örnek oluşturabileceğini ifade etti. Guterres, toplantıda Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'ye Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanlığını üstlenmesi için çağrıda bulundu.
12 Nisan 2023 tarihinde oluşturulan BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu, sıfır atık alanındaki başarılı uygulamaların ve iyi örneklerin ülkeler arasında paylaşılmasını, küresel ölçekte farkındalığın artırılmasını ve sıfır atık yaklaşımının yaygınlaştırılmasını amaçlıyor. Kurulun başkanlığını Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi yürütürken, kurul 13 üyeden oluşuyor.
Bu yapı, Sıfır Atık Hareketi'nin uluslararası düzeyde yalnızca çevre politikalarının bir başlığı olarak değil, farklı ülkelerin deneyimlerini ve çözümlerini bir araya getiren çok taraflı bir iş birliği alanı olarak konumlandığını ortaya koyuyor.
"Dünya Ortak Evimiz" Anlayışından Küresel Dönüşüm Vizyonuna
Sıfır Atık Hareketi'nin temelinde, çevreyi yalnızca korunması gereken bir alan olarak değil, gelecek nesillere karşı ortak bir sorumluluk ve emanet olarak gören anlayış bulunuyor.
"Dünya Ortak Evimiz" yaklaşımıyla ifade edilen bu anlayış; tüketim kültürünün yeniden değerlendirilmesinden kaynakların verimli kullanılmasına, atık oluşumunun kaynağında önlenmesinden yeniden kullanım ve geri dönüşüme kadar geniş bir dönüşüm alanını kapsıyor.
Bu çerçevede sıfır atık, yalnızca "atık yönetimi" kavramıyla sınırlı olmayan; üretimden tüketime, tasarımdan finansmana, şehircilikten eğitime kadar farklı alanları birbirine bağlayan bir sistem yaklaşımı olarak ele alınıyor.
Birleşmiş Milletler de sıfır atık yaklaşımını sürdürülebilir tüketim ve üretim kalıplarının güçlendirilmesiyle ilişkilendiriyor. BM Genel Sekreteri António Guterres, 2023 yılında yaptığı açıklamada sıfır atık yaklaşımının döngüsel ekonomiye geçiş ve modern atık yönetim sistemlerinin geliştirilmesi açısından önemine dikkat çekmişti.
Dokuz Yılda Kıtaları Aşarak Dünyaya Örnek Olan Uygulama
Sıfır Atık Hareketi, Türkiye'de başlatıldığı 2017 yılından bu yana kamu kurumlarından yerel yönetimlere, eğitim kurumlarından özel sektöre kadar çok geniş bir uygulama alanına ulaştı.
2025 yıl sonu itibarıyla Türkiye'de geri kazanım oranı yüzde 37,53 seviyesine yükselirken, hareket kapsamında yaklaşık 90 milyon ton atığın ekonomiye yeniden kazandırıldığı ve bunun yaklaşık 365 milyar liralık ekonomik katkı oluşturduğu bildiriliyor. Aynı dönemde geri kazanım sayesinde önemli miktarda enerji, su ve hammadde tasarrufu sağlanırken sera gazı emisyonlarının azaltılmasına da katkıda bulunuldu.
Sıfır Atık yaklaşımı, aynı zamanda Türkiye'nin 2053 net sıfır emisyon hedefiyle bağlantılı kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomi politikalarının önemli başlıklarından biri haline geldi.
Böylece dokuz yıllık süreçte ortaya çıkan deneyim, yalnızca atıkların nasıl yönetileceğine ilişkin bir uygulama modeli değil; kaynakların nasıl korunacağı, ekonominin nasıl daha döngüsel hale getirileceği ve kalkınmanın çevresel sınırlar içerisinde nasıl sürdürülebileceğine ilişkin kapsamlı bir yaklaşım niteliği kazandı.
Dokuz Yılda 365 Milyar Liralık Ekonomik Değer
Sıfır Atık Hareketi'nin dokuz yıllık yolculuğu, çevresel kazanımların yanı sıra Türkiye ekonomisine sağladığı somut katkıyla da dikkat çekiyor.
2017 yılında yüzde 13 seviyesinde bulunan geri kazanım oranı, 2025 yılı sonunda yüzde 37,53'e yükseldi. Aynı dönemde Sıfır Atık Hareketi kapsamında yaklaşık 90 milyon ton geri kazanılabilir atık ekonomiye yeniden kazandırıldı. Geri kazanılan bu atıkların işlenmesiyle yaklaşık 365 milyar liralık ekonomik katkı sağlandı.
Söz konusu kazanımın ölçeği yalnızca ekonomik değerle sınırlı kalmadı. Sıfır Atık uygulamaları sayesinde bugüne kadar yaklaşık 270 milyar kilovatsaat enerji, 2 trilyon litre su ve 60 milyar litre petrol tasarrufu sağlandı. Geri kazanım faaliyetleriyle yaklaşık 613 milyon ağacın kesilmesi ve 180 milyon ton sera gazı salımı önlendi. Ayrıca yaklaşık 55 bin futbol sahası büyüklüğünde atık depolama alanı ihtiyacının önüne geçildi.
Bu veriler, Sıfır Atık yaklaşımının yalnızca çevresel bir sorumluluk alanı olmadığını; doğal kaynakların korunmasının yanı sira hammadde maliyetlerinin azaltılması, kaynak verimliliğinin artırılması, geri dönüşüm sektörünün büyütülmesi ve ekonomik değerin atık olmaktan çıkarılarak yeniden üretim döngüsüne kazandırılması bakımından da stratejik bir ekonomik model oluşturduğunu ortaya koyuyor.
Uluslararası İklim Gündeminin Önemli Buluşmalarında Sıfır Atık
Dokuzuncu yılında Sıfır Atık Hareketi, uluslararası normların ve çok taraflı iş birliklerinin oluşmasına katkı sağlayan bir yaklaşım olarak yoluna devam ediyor. Birleşmiş Milletler düzeyinde elde edilen kazanımların yanı sıra Sıfır Atık Forumu gibi çok paydaşlı platformlar, hareketin küresel ölçekte bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendiriyor.
Sıfır Atık Hareketi'nin uluslararası ölçekte artan görünürlüğü, Sıfır Atık Vakfı'nın dünyanın önemli iklim haftalarında üstlendiği aktif rolle de kendini gösteriyor. Vakıf, Londra ve New York başta olmak üzere küresel iklim gündeminin şekillendiği önemli platformlarda ana paydaşlar arasında yer alarak; sıfır atık, kaynak verimliliği, döngüsel ekonomi ve iklim eylemi arasındaki ilişkiye dikkat çekiyor. Kamu kurumlarından yerel yönetimlere, okullardan üniversitelere, iş dünyasından sivil topluma ve bireylere kadar toplumun 7'den 70'e farklı kesimlerini kapsayan yaklaşım, çevre bilincinin günlük yaşamın bir parçası haline gelmesini hedefliyor.
Bu süreç, Türkiye'nin çevre ve iklim politikalarıyla da bütünleşiyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un liderliğinde yürütülen çalışmalar ve Türkiye'nin COP31 Başkanlığı süreci, sıfır atık yaklaşımının iklim eylemi, kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomi başlıklarıyla daha güçlü biçimde buluşmasına zemin hazırlıyor.
Sıfır Atık Hareketi'nin 2017'de başlayan yolculuğu, bugün Türkiye'nin ulusal deneyiminin uluslararası iş birliklerine dönüştüğü ve farklı aktörlerin ortak hedefler etrafında buluştuğu daha geniş bir yapıya ulaşıyor.
Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, hareketin 9. yıl dönümüne ilişkin değerlendirmesinde; dokuz yıllık süreçte Türkiye'nin ortaya koyduğu vizyonun küresel ölçekte karşılık bulduğunu ifade ederek, Sıfır Atık Forumu'nun bu küresel dönüşümdeki rolüne de dikkat çekerek şunları söyledi:
"Sıfır Atık Hareketi'nin dokuzuncu yılı, Türkiye'nin dokuz yıl önce ortaya koyduğu vizyonun bugün küresel ölçekte nasıl bir karşılık bulduğunu gösteren önemli bir dönüm noktasıdır. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde başlayan bu yolculuk, Birleşmiş Milletler tarafından tanınan, 30 Mart'ın Uluslararası Sıfır Atık Günü olarak kabul edilmesini sağlayan ve dünyanın farklı coğrafyalarında karşılık bulan küresel bir harekete dönüşmüştür.
Dokuz yıllık süreçte elde edilen yaklaşık 365 milyar liralık ekonomik katkı, Sıfır Atık yaklaşımının çevre politikalarının çok ötesinde bir ekonomik dönüşüm modeli olduğunu da ortaya koyuyor. Yaklaşık 90 milyon ton atığın yeniden ekonomiye kazandırılması, aslında kayıp olarak gördüğümüz malzemelerin yeniden değere dönüşebileceğini gösteriyor. Buradaki temel mesele, yalnızca geri dönüşüm oranlarını artırmak değildir. Asıl hedefimiz; kaynak kullanımını azaltmak, ürünlerin ve malzemelerin yaşam döngüsünü uzatmak, israfı kaynağında önlemek ve ekonomik sistemimizi daha döngüsel hale getirmektir.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın çevre ve iklim alanındaki güçlü iradesi, Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde ortaya konulan Sıfır Atık vizyonu ve Sayın Murat Kurum'un liderliğinde yürütülen çevre, şehircilik ve iklim politikaları, Türkiye'nin bu alandaki dönüşümünü daha ileri bir noktaya taşıyor. COP31 sürecinde de bu yaklaşımı küresel iklim gündemiyle daha güçlü biçimde buluşturmayı hedefliyoruz. Bu yolculuğun önemli kazanımlarından biri de Sıfır Atık Forumu'dur. Forumumuzu yalnızca bir etkinlik olarak görmüyoruz. Burası, dünyanın farklı bölgelerinden gelen paydaşların deneyimlerini paylaştığı, ortak sorunlara ortak çözümler geliştirdiği ve sıfır atığın geleceğini birlikte şekillendirdiği küresel bir ortak akıl platformudur. İstanbul'un bu buluşmaya ev sahipliği yapması, Türkiye'nin sıfır atık alanındaki deneyiminin uluslararası ölçekte paylaşılması açısından da büyük önem taşıyor.
2026 Sıfır Atık Forumu'nda sıfır atık ile iklim eylemi arasındaki ilişkiyi özellikle öne çıkardık. Çünkü artık sıfır atığı yalnızca atığın yönetimi olarak değerlendiremeyiz. Kaynakların korunması, üretim ve tüketim modellerinin dönüşümü, döngüsel ekonominin güçlendirilmesi ve iklim hedeflerine ulaşılması aynı bütünün parçalarıdır.
Sayın Murat Kurum'un liderliğinde yürütülen çevre ve iklim politikaları ile Türkiye'nin COP31 Başkanlığı süreci, bu yaklaşımın küresel iklim gündemiyle daha güçlü biçimde buluşması açısından önemli bir fırsat sunuyor. COP31'e giden süreçte Sıfır Atık Forumu gibi platformlarla ortak aklı büyütmeye, farklı paydaşların deneyimlerini bir araya getirmeye ve somut uygulamaların yaygınlaşmasına katkı sağlamaya devam edeceğiz.
Sıfır Atık Hareketi'nin dokuzuncu yılı, bu nedenle geçmişin kazanımlarını kutladığımız kadar geleceğin sorumluluğunu da üstlendiğimiz bir dönemin başlangıcıdır."
Yeni Dönem: Atıktan Öte, Kaynak ve Gelecek Yönetimi
Sıfır Atık Hareketi'nin dokuzuncu yılı, çevre gündeminin geçirdiği dönüşüm açısından da yeni bir döneme işaret ediyor.
Dünya genelinde artan kaynak tüketimi, atık miktarları, plastik kirliliği, gıda kaybı, su stresi ve iklim değişikliği; atık yönetimini tek başına ele alınamayacak kadar kapsamlı bir mesele haline getiriyor.
Bu yaklaşım, aynı zamanda iklim eylemiyle doğrudan bağlantı kuruyor. Daha az kaynak tüketimi, daha uzun ürün ömrü, yeniden kullanım, geri dönüşüm ve döngüsel üretim modelleri; hem doğal kaynaklar üzerindeki baskının hem de atık kaynaklı çevresel etkilerin azaltılmasına katkı sağlayabilecek araçlar arasında yer alıyor.
Bu yönüyle Sıfır Atık Hareketi, dokuzuncu yılında yalnızca geçmişte elde edilen kazanımları kutlayan bir hareket değil, geleceğin üretim ve yaşam biçimlerini yeniden düşünmeye çağıran küresel bir vizyon olarak yoluna devam ediyor.
Ortak Hedef: Daha Adil, Daha Yaşanabilir Bir Dünya
27 Eylül 2017'de Türkiye'de başlayan Sıfır Atık Hareketi, dokuzuncu yılında ulusal sınırların ötesinde ortak bir dünya perspektifi oluşturmayı sürdürüyor.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 30 Mart'ı Uluslararası Sıfır Atık Günü ilan etmesi ve Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanlığını üstlenmesi, Türkiye'nin ortaya koyduğu yaklaşımın küresel platformlardaki karşılığını ortaya koyan önemli gelişmeler arasında yer alıyor.
Sıfır Atık Hareketi, dokuzuncu yılında "Dünya Ortak Evimiz" anlayışıyla; daha az israfın, daha verimli kaynak kullanımının, daha döngüsel ekonomilerin ve daha yaşanabilir bir geleceğin mümkün olduğu fikrini büyütmeye devam ediyor.
Çünkü sıfır atık, yalnızca atığı azaltmak değil; kaynağın değerini bilmek, israfı önlemek ve geleceği bugünden korumak anlamına geliyor.