Ekrem, dilini yuttu!
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Toplam 414 sanığın yargılandığı ‘Asrın Yolsuzluğu” davası başladığı günden beri mahkemede şov yapan ve ‘Duruşmalar TRT’de yayınlansın’ diyen Ekrem İmamoğlu, sıra kendisine gelince savunma yapmaktan kaçtı.
SEBAHATTİN AYAN İSTANBUL
Kurduğu suç örgütü ile İstanbul’u talan eden ve 2430 yıl hapis cezasıyla yargılanan CHP’li Ekrem İmamoğlu, hakkındaki şaibe iddialarına cevap vermek yerine kıvırdı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede ‘örgüt yöneticisi’ olarak geçen İmamoğlu, ısrarla “TRT’den canlı yayınlasın” dediği dava sırasında, savunma yapmaktan kaçtı. Davanın takvimi üzerinden algı operasyonuna kalkışan ve ‘Kocasının savunmasının yaratacağı etkiyi azaltmak için duruşma tarihinin kasıtlı olarak NATO Zirvesi ile aynı güne denk getirildiğini’ iddia ederek yargıyı töhmet altında bırakmaya çalışan karısı Dilek İmamoğlu’nu da boşa düşüren İmamoğlu, savunma sırası kendisine gelince susmayı tercih etti. Mahkeme Başkanı, Çıkar Amaçlı İmamoğlu suç örgütü davasının dün görülen duruşmasında savunmasını yapması için Ekrem İmamoğlu’na söz verdi ancak İmamoğlu savunma yapmayacağını belirtti. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı, bu tutumunun susma hakkını kullanması anlamına geldiğini hatırlattı. İmamoğlu, savunma yapmayacağını yineleyince Mahkeme Başkanı, “Neden savunma yapmaktan kaçıyorsunuz?” diye sordu. İmamoğlu ise, “Ben buraya yargılanmaya değil, yargılamaya geldim.” ifadelerini kullandı. Bunun üzerine duruşma savcısı, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 203. maddesi uyarınca İmamoğlu’nun iki kez duruşma salonundan çıkarılmasını talep etti. Mahkemenin değerlendirmesinin ardından İmamoğlu, duruşma salonundan çıkarıldı.
SAYGISIZLIĞA JET SORUŞTURMA
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2026/208 Esas sayılı dosyasında sanık olarak yargılanan Ekrem İmamoğlu’nun sözleri yargıyı harekete geçirdi. Mahkeme heyetini hedef alan İmamoğlu’nun, “ben savunma yapmam, ben yargılayacağım, yargılayacağım merak etmeyin, ben iddianameyi yapanları yargılayacağım...” şeklindeki tehdit açıklamasını kabul edilemez bulan, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, yolsuzluk zanlısı İmamoğlu’na, “kamu görevlisini tehdit” suçundan resen soruşturma başlattı.
Konuyla ilgili gazetemize değerlendirmelerde bulunan Av. Dr. Candaş Gürol, mahkeme salonlarında düzenin sağlanmasının tamamen hâkimin yetki ve sorumluluğunda olduğunu belirterek, yaşanan olayın hukuki çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Tek hâkimli davalarda hâkimin, heyet halinde görülen davalarda ise mahkeme başkanının duruşmanın tek söz sahibi olduğunu ifade eden Gürol, “Hâkim, duruşmanın düzenini sağlamakla yükümlüdür. Düzeni bozan kişiyi salondan çıkarabilir, gerektiğinde disiplin hapsi uygulayabilir ve kolluk kuvvetlerine talimat verebilir. Duruşmada konuşma sırasına aykırı davranan veya hâkime ve yargı mensuplarına hakaret eden kişilere gerekli müeyyideleri uygulama yetkisi vardır. Anladığım kadarıyla yaşanan olayda da bu yetki kullanılmıştır. Dolayısıyla burada abartılacak bir durum görmüyorum.” dedi.
Bu tür süreçlerde usule ilişkin uygulamalara dikkat edilmesi gerektiğini de vurgulayan Gürol, ilerleyen aşamalarda Anayasa Mahkemesi veya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınabilecek başvurularda, “Savunma hakkımız kısıtlandı, salondan çıkarıldık, savunma yapamadık.” şeklindeki iddiaların gündeme getirilebileceğini belirtti. Gürol, “Esasa ilişkin savunması güçlü olan bir sanık, tanık beyanlarını çürütmeye, banka hesap hareketlerini açıklamaya veya bilirkişi raporlarına itiraz etmeye odaklanır. Bunlar yerine usule ilişkin tartışmaların öne çıkarılması bilinçli bir savunma stratejisi olarak değerlendirilebilir.” ifadelerini kullandı.
MAHKEME SALONLARI SİYASİ PROPAGANDA ALANI DEĞİL
“Ben sizi yargılayacağım” şeklindeki açıklamaları da değerlendiren Gürol, bu söylemlerin tehdit içerdiğini savunarak, “Mevcut hukuki süreç ortadayken bu tür ifadeler seçim dışı alternatiflerin ima edildiği yönünde yorumlanabilir. Seçilmiş Cumhurbaşkanı ve hükümete aba altından sopa göstermeye çalışıyorlar ancak kamuoyu bu durumu görüyor.” diye konuştu. Haklarında iddialar bulunan kişilerin siyasi söylemler yerine hukuki savunmalarını ortaya koymaları gerektiğini dile getiren Gürol, “Türkiye’de herkesin savunma hakkı vardır. Eğer iddialar doğru değilse bunun mahkemede delilleriyle ortaya konulması gerekir. Avukat ordularıyla savunma yapan kişilerin hukuki zeminde cevap vermesi beklenir.” değerlendirmesinde bulundu. Mahkeme salonlarının siyasi propaganda alanı olmadığını da vurgulayan Gürol, “İnsanlar farklı siyasi görüşlere sahip olabilir ancak mahkeme salonları seçmen devşirme yeri değildir. Yargı süreçlerinin siyasi tartışmalara dönüştürülmesi doğru değildir. Öncelikle herkes kendi hukuki sorumluluğunu yerine getirmeli ve yargıya saygı göstermelidir.” ifadelerini kullandı.
6 sanığın tahliyesine karar verildi
Öte yandan, mahkeme heyeti, tutuklanmasının ardından Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney, eski İSFALT Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Karataş, Kültür AŞ Plan ve Organizasyon Müdürlüğü Şefi Metin Bal, İBB Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanı Seyfullah Demirel, eski Medya AŞ çalışanı Ceyda Kıryak ve İBB Halkla İlişkiler Müdürü Serap Karay’ın tahliyesine karar verdi. Mahkeme heyeti, 6 Ağustos’ta bir sonraki tutukluluk incelemesinin yapılacağını belirtti. Duruşma, 17 Ağustos’a ertelendi.
Bu arada, tahliyelerin ardından davadaki tutuklu sanıkların sayısı 53’e indi..