E-muhtıranın üzerinden 15 yıl geçti Erdoğan dik durdu cuntacılar savruldu
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Bugün; Türk siyasi tarihine kara bir leke olarak geçen 27 Nisan e-muhtırasının 15’inci yıldönümü. Vesayet artıklarından kamu kurumlarından temizlendiği, ekonomik kalkınma hamlelerinin bir bir atıldığı, sağlık, ulaşım ve alt yapı sistemlerine devasa yatırımların başladığı, hak ve hürriyetlerin önündeki engellerin kaldırıldığı bir dönemde iktidara parmak sallamaya cüret eden cuntacılar, Recep Tayyip Erdoğan’dan yedikleri demokrasi tokadı ile tarihin karanlıklarında kayboldu.
Yiğit Mustafa Kışlacık İstanbul
Türkiye’nin huzur iklimine kavuştuğu, ekonomiden savunmaya, sağlıktan eğitime her alanda ilerlemenin kaydedildiği bir süreçte darbeye heveslenen bir avuç cuntacı, 367 krizi gölgesinde yapılan 27 Nisan 2007’deki cumhurbaşkanlığı seçimi ilk tur oylamasının gecesinde internet ortamından yayınladıkları bildiri ile milletin iktidarına ayar vermek istedi.
İslam’ın emri olan başörtüsü ile Mevlid-i Nebevi etkinlikleri bahane edilerek başlayan İslam karşıtı tutum, askeri kesimin AK Parti’nin Cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül’e ve eşinin başörtülü olmasına karşı çıkması sebebiyle siyasi buhrana dönüşmek üzereydi.
Adım adım krize
Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın, cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi 12 Nisan’da beraberindeki kuvvet komutanlarıyla düzenlediği toplantısda sarf ettiği “Cumhurbaşkanı Cumhuriyete sözde değil, özde bağlı olmalıdır” sözleri, sürecin fitilini ateşledi. Bu sözler, iktidar tarafından tepki ile karşılanırken, Abdullah Gül’ün aday olmaması için başta Ankara ve İstanbul olmak üzere bazı büyükşehirlerde "Cumhuriyet mitingleri" düzenlenmeye başladı. Erdoğan, Gül'ün adaylığından geri adım atmadı. İlk tur oylama 27 Nisan'da yapıldı. Oylamada 361 oy kullanılırken, Abdullah Gül 357 oy aldı. CHP 367 iddiasıyla seçimi Anayasa Mahkemesi'ne taşıdı. Aynı günün gecesi de Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde, daha sonra "e-muhtıra" olarak anılacak bir skandala imza attı.
Aleni darbe tehditlerine boyun eğmeyen AK Parti hükümeti, milletin iradesini büyük bir kararlılıkla korumuştu. Milletin iradesini hiçe sayan vesayet odakları, Tayyip Erdoğan önderliğindeki AK Parti Hükümetinden unutamayacakları bir demokrasi tokadı yiyerek tarihin karanlık dehlizlerinde kayboldu.
Büyükanıt’ı 14 defa aradık ulaşamadık
Eski TBMM Başkanı Cemil Çiçek de 27 Nisan e-muhtırasını ‘ayıp, ahlak, kural dışı’ olarak hatırlıyor.
27 Nisan e-muhtırasının "darbeler zinciri" içerisinde önemli bir kırılma noktası olduğunu ifade eden Çiçek, bildiriyi okuduktan sonra hemen Abdullah Gül'ü ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı aradığını söyledi.
Çiçek, 27 Nisan'a giden sürecin bir yıl önceden başladığını, "cumhurbaşkanı eşi başörtülü olamaz" tartışmasının sürecin yaşanmasındaki önemli olaylardan biri olduğunu ifade ederek, "Bu ve benzeri şeylerle Türkiye'de tahrikler, sokak kışkırtmaları, çağrılar bizi 27 Nisan'a getirdi. Dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ı 14 defa aradık. Hükümet, Genelkurmay Başkanı'nı arıyor ama Genelkurmay Başkanı istirahatte. Ertesi gün saat 14.00'e kadar Genelkurmay Başkanı'na ulaşamadık. O zaman bir bildiri kaleme aldık. Tam açıklama yapacağız Genelkurmay Başkanı, Başbakan'ı aradı. 'Ben torunumu görmeye gidiyordum, jammerlar sebebiyle cep telefonlarıyla iletişim sağlayamadık. Şimdi haberim oldu' dedi. Bir hükümetin, 14 saat Genelkurmay Başkanına ulaşamamasının gerekçesi 'Arabanın önünde, arkasında jammerlar vardı' olabilir mi? Daha sonra demokrasiden geri adım atmayacağımızı belirten açıklamayı yaptık. Açıklamadan sonra Türkiye rahatladı ama kriz ağustos ayında Gül'ün cumhurbaşkanı seçilmesiyle son buldu” dedi.