Dünden bugüne! Ecdadın ticaret ahlâkı
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Yüce Allah, Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor; Ey iman edenler, mallarınızı, sizden karşılıklı anlaşmadan (doğan) bir ticaretten başka haksız 'nedenler ve yollarla' (batılca) yemeyin. Ve kendi nefislerinizi öldürmeyin. Şüphesiz, Allah, sizi çok esirgeyendir. (Nisa Suresi, 29. ayet)
Yabancı bir kumaş tacirinin Osmanlı ülkesine gelerek bir kumaş imalathanesinin mallarını beğenip hepsini almak istedikten sonra, mal sahibinin kumaş toplarını denklerken bir top kumaşı ayırdığını görüp bu hareketinin sebebini sorması üzerine, Osmanlı esnafının “Onu sana veremem, kusurludur” cevabını verir. Yabancı tacirin “Ziyanı yok, önemli değil ben malınızı almak istiyorum” demesine rağmen Osmanlı esnafı o kumaş topunu vermemekte direterek: “Benim malımın kusurlu olduğunu söyledim biliyorsunuz. Fakat siz onu kendi memleketinizde satarken, alıcılarınız orada benim bunları size söylemiş olduğumu bilmeyeceklerdir. Böylece de müşterilerinizde Osmanlı esnafının kusurlu mal sattığı kanaati oluşacak. Neticede Osmanlı’nın gururu şeref ve haysiyeti rencide olacak, bizi de hilekar sanacaklardır. Onun için bu sakat topu asla size veremem. Büyük paralar verseniz dahi..” diyerek kumaşı vermeyişinin sebebini izah eder.