Erdoğan’ın 2025 yılını ‘aile yılı’ ilan etmesinin ardından yeni düzenlemeler de peşi sıra gelmeye devam ediyor.
Sebahattin Ayan İstanbul
Başkan Erdoğan’ın 2025 yılını ‘Aile Yılı’ ilan etmesinin ardından yeni düzenlemeler de peşi sıra gelmeye devam ediyor. Aile kurumunu güçlendirmek ve boşanma oranlarını azaltmak amacıyla evlilik öncesi çiftlere psikolojik denetim ve zorunlu eğitim uygulaması geliyor. Uygulama ile hem evlilik öncesi hem de evlilik sonrası danışmanlık mekanizması kurulacak. Evlenmek isteyen çiftlere uygulanan sağlık kontrollerine ek olarak psikolojik denetimler de zorunlu hâle getirilecek. Böylece olası problemler erken dönemde tespit edilerek önleyici çalışmalar yapılacak. Uygulama evlilik sürecinde anlaşmazlık yaşayan çiftlere de danışmanlık hizmeti sağlanacak.
MEDENİYETİMİZE ÖZGÜ OLMALI
Konuyla ilgili gazetemize konuşan Aile Danışmanı ve Psikoloji Bilimi Uzmanı Adnan Kalkan, şunları söyledi: “Eskiden evliliklerde aile büyükleri bir araya gelir ve istişare ile gençlerin de rızasını alarak evlilikler gerçekleştirilirdi. ‘Şura edin kuvvet bulun’ hadisi şerifinin uygulandığı bu evlilikler, neredeyse tamamına yakını boşanmasız bir şekilde neticelenirdi. Ancak başta sosyal medya olmak üzere hızın hüküm sürdüğü üç bıçakta aile bağlarının ciddi anlamda zayıfladığı ve bireyselciliğin baskın olduğu şu zamanda yapılan evliliklerin ciddi bir oranı boşanmayla sonuçlanmaktadır. Yeniden yapılanlar da böyle. Bu bağlamda evlilik ehliyeti, eğer doğru bir şekilde içi dolu ve kadim medeniyetimizin değerleri ile doldurulursa ciddi anlamda faydası olacaktır.
İstanbul Sözleşmesi zihniyeti
Aksi halde İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere, temeli kadim medeniyetimiz değil de Avrupa feminist ve seküler zihniyetine dayanarak doldurulursa evlilikler daha da zorlaşacak ve zaten hızla düşmekte olan nüfusumuz ile medeniyetimizin geleceği daha da hasar görecektir. Evlenecek gençlerin birden çok evlilik uyum ölçeği, birden çok alanda uzman mülakatı ve devlet ile sivil toplum kuruluşlarının birlikte yer alacakları bir süreç işletilirse; nihai kararın da tavsiye kararı hükmünde olmasıyla bu yeni uygulamanın faydalı olacağı kanaatindeyim. Aile, Gençlik, Sağlık bakanlıkları ve gerekirse MEB iş birliği yaparak süreci işletmelidir. Önce evlilik okuluna, sonra nikah masasına anlayışıyla; kadim medeniyetimizin değerleriyle içi doldurularak oluşturulacak evlilik ehliyeti ‘Nesli İhyâ -Medeniyeti İnşâ’ mefkûremize ulaşmamıza vesile olacaktır. İçerik Batı seküler ve feminist anlayıştan alınırsa nesli imha eder, medeniyetimizden alınırsa ihya eder.”
TAKLİTÇİLİKTEN KURTULMALIYIZ
Aile Akademisi Derneği Başkan Yardımcısı Dr. Yasin Kuruçay da şunları dile getirdi: “Devletin evlenecek çiftlere yönelik evlilik eğitimi uygulaması; çiftlerin iletişim becerilerini geliştirmesi, ortak yaşam konusunda bilinçlenmesi, boşanmaların azalması, aile içi huzurun artması ve toplumsal yapının güçlenmesi açısından önemli bir fırsat sunabilir. Eğitimlerin en önemli iki noktası; zorunluluğu ve dayandığı dünya görüşüdür. Eğitimler gönüllülük esasına dayalı olur ve çiftler hakkında esnek sonuç raporları hazırlanırsa daha faydalı olur. En önemli nokta ise uygulanacak eğitimin dayandığı perspektifin nasıl olacağıdır. Millî Eğitim Bakanlığının AB merkezli yürüttüğü pek çok eğitimde, Adalet Bakanlığının yürüttüğü İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasada olduğu gibi olmamalıdır. Türkiye artık bu taklitçi ve mandacı bakış açısından kurtulmalıdır. Evlilik eğitimlerinin bir yandan evrensel değerleri kuşatan, diğer yandan kendi inanç ve medeniyet değerlerimizle uyumlu içerikler ve öneriler taşıması gerekir.”