Ahmet Davutoğlu yancısı Karar gazetesinin "hafız" olduğunu ileri süren yazarı Mehmet Ocaktan, şimdi de fâkihliğe soyundu. Her hafızın, aynı zamanda fıkıhçı da olabileceğini zanneden Ocaktan, Türkiye'nin fıkıh alanındaki en önemli isimlerinden biri olan Hayrettin Karaman'a aklınca ders verdi.
Ahmet Davutoğlu yancısı Karar gazetesinin "hafız" olduğunu ileri süren yazarı Mehmet Ocaktan, şimdi de fâkihliğe soyundu. Her hafızın, aynı zamanda fıkıhçı da olabileceğini zanneden Ocaktan, Türkiye'nin fıkıh alanındaki en önemli isimlerinden biri olan Hayrettin Karaman'a aklınca ders verdi. İşte o seviyesiz yazı:
"Günümüzde Müslüman dünyanın, bilimsel, teknolojik ve ekonomik alanda gelişmiş dünya ile rekabet edemez halde olduğu, dolayısıyla Batı’nın geliştirdiği ürünlerin kullanıcısı olmaktan öte bir başarılarının olmadığı artık herkesin kabul ettiği bir gerçek.
Meseleye Türkiye açısından baktığımızda da ne yazık ki durumun daha da vahim olduğunu görmek mümkün. Zira Türkiye İslami bilimler dahil hiçbir alanda bilim üretemiyor, teknoloji üretemiyor, ekonomide ise kelimenin tam anlamıyla bir sefalet görüntüsü sergiliyor.
Hal böyleyken özellikle İslami bilimlerde söz sahibi olan bazı ulemanın, yaşanan sorunlar karşısında dinin esasları çerçevesinde modern zamanlara ilişkin çözümler üretmek yerine dini kullanarak ‘iktidar güzellemeleri’ yapmaları ise büyük bir talihsizlik.
Malum, hali hazırda Türkiye büyük bir ekonomik yıkım yaşıyor… Ülkeyi yönetmekle mükellef bulunan iktidar ise, ekonomik rasyonaliteyi dikkate alarak çözüm üretmek yerine “faiz sebep, enflasyon sonuç” gibi hiçbir iktisat teorisinde yer almayan fantezilerle sefaleti daha da derinleştiriyor. Ama bir taraftan da kendi beceriksizliğini örtmek için “Sorumlu ben değilim, bütün bunları iç ve dış düşmanlar yapıyor” diyerek faturayı hayali düşmanlara kesip sefaleti seyretmeyi tercih ediyor.
Peki faiz meselesinin bu kadar canlı tartışıldığı bir ortamda ulemanın yapması gereken nedir?
Herhalde her akıl ve mantık sahibinin merak etmesi gereken; din faizi neden ve hangi şartlarda yasaklamış, günümüzün karmaşık ekonomik dünyasında ‘faiz’ kavramını nasıl değerlendirmeliyiz olmalıdır. Keşke ulema bugün uygulanan faizin, dinin yasakladığı ‘riba’ ile bir ilgisinin olup olmadığını da araştırabilse…
Maalesef günümüzün uleması faiz konusunda toplumu aydınlatmak yerine, iktidarın faiz fantezilerini nasıl meşrulaştırabiliriz gibi bir çabanın içindedir.
Bu konuda en çarpıcı örnek, son yıllarda ‘yolsuzluklar’ ve ‘yalan’ konusunda cevaz niteliği taşıyan fetvalar vermekle ünlü Hayrettin Karaman Hoca’dır…
Şu günlerde iktidarın çaresizlik içinde olduğunu gören Hayrettin Hoca, bu kez de paralarını bankaya yatıran zenginlerin faiz kazançlarını dolara endeksleyerek garanti altına alan iktidara destek için yeni bir fetva vermiş… (...) Kanaatim odur ki; Müslümanlar bu ‘fetvacı’ anlayıştan ve fetvalardan en kısa sürede kurtulmak zorundadırlar. Aksi taktirde Müslüman dünyanın, yüzyıllardır süren bu geri kalmışlık tablosundan kurtulması asla mümkün olmayacaktır. (...)"