• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Meydan okuyorlardı, şimdi feveran ediyorlar

İftar programında Emniyet mensuplarına hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Meydan okuyorlardı, şimdi feveran ediyorlar" dedi. Erdoğan, "Dokunulmazlıkların kaldırılması için meydan okuyorlardı. Gündeme gelince nasıl feveran yaptıklarını gördünüz değil mi? Aynı şekilde belediyeler için de süratle adım atılması gerekiyor. Çok yakında o adım da atılacak." diye konuştu.

2016-06-16 21:57:00 - 2016-06-17 00:30:05
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Meydan okuyorlardı, şimdi feveran ediyorlar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "17-25 Aralık darbe girişimiyle ifşa olan bir grubun adeta yargı teşkilatı, polis içinde ayrı bir polis teşkilatı oluşturduğunu dehşetle gördük. Diğer alanlarda da benzer oluşumlara giderek devlet içinde paralel devlet kurmaya çalışan bu yapıyla kararlı bir mücadele içindeyiz. Emniyet teşkilatımız bu yapının öncelikli hedeflerinden biri olduğu için en ciddi zararı gören ve en ciddi mücadelenin yürütüldüğü kurumlarımızın başında geliyor." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünde görevli emniyet mensuplarıyla iftarda bir araya geldi.

İftarın ardından yaptığı konuşmaya tüm emniyet teşkilatının ramazan ayını tebrik ederek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin ve milletimizin bekası uğrunda hayatını feda etmiş tüm polislerimizi bu vesileyle rahmetle, minnetle yad ediyorum. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına ve siz mesai arkadaşlarına başsağlığı diliyorum. Gazilerimize Rabbimden acil şifalar niyaz ediyorum. Ülkemizin 81 vilayetinde, milletimizin güvenliğini, huzurunu sağlamak için gece gündüz görev yapan 260 bin emniyet teşkilatı mensubumuzun her birini ayrı ayrı kutluyorum.” ifadesini kullandı.

Devlet olmanın en başta gelen vasıflarından birinin, vatandaşlarının can ve mal güvenliğini sağlamak olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Emniyet teşkilatımız işte bu vazifesiyle devlet-millet kaynaşmasının sağlanmasında çok önemli bir misyona sahiptir. Güvenlik-özgürlük dengesi büyük ölçüde polislerimizin görevlerini hangi bilinçle yaptıklarıyla ilgili bir tartışmadır. Şayet emniyet teşkilatı, elindeki gücü ve imkanı milleti için kullanıyorsa, orada huzur vardır, orada güven vardır. Ama bu güç -adı ne olursa olsun- şu veya bu vesayet odağının, şu veya bu grubun çıkarlarının emrine verilirse, işte o zaman gerçekten çok ciddi sıkıntılar yaşanır." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bu şekilde sıkıntılı dönemleri zaman zaman ve hala da yaşadığını belirterek, şöyle devam etti:

"1980 öncesi polis teşkilatının nasıl ikiye bölündüğünü, bu durumun ülkenin güvenliğine ve huzuruna nasıl zararlar verdiğini gayet iyi biliyoruz. O dönemleri çok acı yaşadık. Aynı şekilde 17-25 Aralık darbe girişimiyle ifşa olan bir grubun adeta yargı teşkilatı, polis içinde ayrı bir polis teşkilatı oluşturduğunu dehşetle gördük. Diğer alanlarda da benzer oluşumlara giderek devlet içinde paralel devlet kurmaya çalışan bu yapıyla kararlı bir mücadele içindeyiz. Emniyet teşkilatımız, bu yapının öncelikli hedeflerinden biri olduğu için en ciddi zararı gören ve en ciddi mücadelenin yürütüldüğü kurumlarımızın başında geliyor."

"Ülkenin ve milletin menfaatlerine saldırmayı kendisine görev bilen bu ihanet çetesi dünyanın her tarafında Türkiye’nin aleyhinde çalışıyor" ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Gittiğimiz yerlerde paralel devlet yapılanması örgütünün üyelerinin bölücü terör örgütü mensuplarıyla, Ermeni çetecilerle omuz omuza ülkemize karşı eylem yaptıklarını görüyoruz. Bizzat Amerika’da konferans vereceğim bir think tank kuruluşuna girerken orada bu çetenin YPG ile, PKK ile, Ermeni terör örgütüyle nasıl şahsıma ve heyetime karşı gösteriler yaptığını bizzat gördüm, bizzat yaşadım. Bunlar ne millidir, ne yerlidir, ne de bu vatanın evlatlarıdır. Açık söylüyorum bu yapı, terörle mücadelemizi baltalamak için de elinden gelen her şeyi yaptı, yapıyor.”

MİT TIRLARI MESELESİ

Erdoğan, MİT tırları meselesinin ihanetin sadece bilinen örneği olduğunu vurgulayarak, "Sizler bizzat yaşadığınız için diğer meselelere çok daha vakıfsınız. Milletimiz bu Parelel Yapının işte bu karanlık yüzünü, gerçek niyetini, sinsiliğini, ihanetlerini gördüğü için bunlara karşı yürütülen mücadeleyi de samimiyetle destekliyor. Milletin arkasında durduğu bir mücadelenin başarıya ulaşmaması söz konusu değildir. Allah'ın izniyle bu iş sonuçlanacaktır ve bu iş başarıya ulaşacaktır." diye konuştu.

Bölücü terör örgütünün ilçelerde, mahallelerde eylemlere başladığında bölge halkı ve ülke kamuoyunun en azından bir kısmının güvenlik güçlerine karşı kendisini destekleyeceğini sandığına işaret eden Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Fakat kısa sürede bölge halkının da üç, beş hain dışında kamuoyunun da teröristlerin değil, güvenlik güçlerimizin yanında yer aldığı görüldü. Çünkü teröristler bölge halkının canına, malına, mahremiyetine, namusuna, onuruna saygı duymaz. Ona hayatı zindan ederken güvenlik güçlerimiz özellikle de polisimiz vatandaşlarımıza kendi ailesi gibi ihtimam göstermiştir.

Kendisi şehit olma pahasına masum insanların hayatını korumak için çırpınan güvenlik güçlerimizin bu hasbi tutumu bölge insanının kalbini daha fazla kazanmalarını sağlamıştır. Terör örgütünün baskı, şiddet ve kan diliyle, onun güdümündeki partinin yalan ve zehir saçan siyaset diliyle değil, gönül diliyle kurulan bu ilişki inşallah bölgede yeni bir dönemin habercisidir. Rabbim bu mücadelede bizzat yer alan, destek olan herkesten razı olsun."

- "ORALARI İHYA VE İNŞA EDECEĞİZ"

Terörle mücadelenin sadece polisin, askerin sırtına yüklenemeyecek kadar çok boyutlu bir iş olduğunu bildiklerini belirten Erdoğan, "Güvenlik güçlerimiz temmuz ayından bu yana üzerlerine düşenleri başarıyla yerine getirmişlerdir. Şimdi askerimiz kırsaldaki teröristleri, polisimiz de şehirdeki yapılanmaları ortadan kaldırmak için yoğun bir mücadelenin içindedir. Bu operasyonların başarısı terörle mücadelenin diğer boyutlarının hayata geçirilmesi bakımından çok önemlidir." dedi.

Hiçbir vatandaşın mağduriyetine mahal vermeden, bölgeyi yeniden ayağa kaldırmak mecburiyetinde olduklarını belirten Erdoğan, "Bunu yapacağız, çok kısa zamanda yapacağız hiç endişe etmeyin. Sizler dimdik durdukça imanınızı, azminizi aynen şu ana kadar nasıl koruduysanız, korudukça bilesiniz ki bizler devletin başı, devletin başları olarak da bunu nihayete erdireceğiz ve şu anda bulunan o bölge, adeta yıkıma uğramış olan o bölge tamamıyla sıfırlayacağız ve yeniden oraları ihya ve inşa edeceğiz." diye konuştu.

"Bunu çok farklı yönlere çekmek isteyenler var" diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bu vatan bizim, bu topraklar bizim ve bizler bu teröristlerin yaptıklarını bilin ki bunlar bizim sakalımızı kestiler ama kesilen sakal çok daha gür biter ve bu çok daha gür bitecektir. Ecdadımız böyle yürümüştür ve biz de böyle yürüyeceğiz ve o toprakları ihya, inşa ederken batıya da oradan bir ders vereceğiz. Bunları yayınladınız değil mi televizyonlarınızda, bunları gösterdiniz. 'Türkiye'de iç savaş var' dediniz. Türkiye'de iç savaş yok, üst akıl olarak beslediğiniz o beslemelerinizin tahribatları var ve o tahribatlar giderilmiştir ve şimdi yeniden buralar inşa edilmiştir. Ya silahlarını bırakacaklar, gömecekler, betonlayacaklar, koordinatlarını da verecekler ya da bu topraklardan çekip gidecekler. Bu konuda kararlılığımız var, bu konuda imanımız var, bundan taviz veremeyiz. Çünkü bu topraklar alışılmış bir toprak değildir.

Her zaman söylüyorum, İstiklal şairimizin de ifade ettiği gibi, 'Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda, canı cananı bütün varımı alsın da Hüda, etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.' Bu vatan bizim ve tek vatanımız bizim bu. Terör örgütü yakar, yıkar, tahrip eder, devlet ise imar eder, inşa eder, ihya eder. Terör örgütü gerekli önlemler alınarak eylem yapamaz hale getirilebilir ama bölge insanının terör örgütüyle arasına mesafe koyması sağlanamazsa o örgüt yeniden dirilir, yeniden güçlenir. Geçmişte bunun örnekleri defalarca görüldü."

- "NASIL FEVERAN ETTİLER GÖRDÜNÜZ DEĞİL Mİ?"

Terör örgütüyle birlikte hareket eden, imkanlarını ve iradesini örgütün emrine veren yapıların üzerine de süratle gidilmesinin şart olduğunu vurgulayan Erdoğan, "İşte dokunulmazlıkların kaldırılması bu konuda önemli bir adım oldu. Meydan okuyorlardı, 'dokunulmazlıkları kaldıralım, biz hazırız' diyorlardı. Dokunulmazlıkların kaldırılması gündeme geldikten sonra nasıl feveran ettiler gördünüz değil mi? Şimdi bakın Batı'da dolaşıyorlar." diye konuştu.

Avrupa Parlamentosu'na (AP) seslenen Erdoğan, parlamento binasının koridorlarına terör örgütü flamalarının asılmasını eleştirerek, "Türk milleti bunların hesabını vakti, zamanı geldiğinde gereken kişilere de sormasını bilecektir." dedi.

- "YAPTIKLARININ HESABINI ADALET ÖNÜNDE VERECEKLER"

Erdoğan, "Bundan sonra terör örgütünün adeta birer militanı gibi hareket eden, arabalarıyla terörist taşıyan, silah taşıyan, imkanlarını teröristlere tahsis eden milletvekilleri yaptıklarının hesabını adalet önünde verecekler. Şu anda dosyalar, fezlekeler evet mahkemelere gönderilmeye başlandı. Hepsi de gitsinler şimdi yargı önünde bunun hesabını versinler." değerlendirmesinde bulundu.

Belediyeler konusunda gerekli adımları atmaya hazırlandıklarını da dile getiren Erdoğan, "Öyle belediye başkanı, devletten gelen bütçe payını alacak bunu dağa gönderecek, yok böyle şey. Bunun da hesabını soracağız. Bunun da hesabını soracağız, bunların da hesabı sorulacak. Terör örgütünden sipariş başkan yardımcılıkları, bütün bunların hepsinin adım adım hesabını soracağız. Kanun gerekiyorsa kanun çıkartılarak, idari işlem gerekiyorsa işlem yapılarak, bölgedeki belediyelerin örgütün tasallutundan kurtarılmasına ihtiyaç vardır ve bunu devlet olarak, hükümet olarak yapacağız. Hükümetin bu konuda gerekli çalışmaları evet başbakanımızla da, bakanlarımızla da görüştüm, yaptıklarını ve yapmaya gayret ettiklerini gördüm, görüyorum." ifadelerini kullandı.

- "BU DEVLET KENDİ PARASIYLA KENDİ ALEYHİNE ÇALIŞAN KİŞİLERİ BESLEYEMEZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt içinde ve yurt dışında sivil toplum kuruluşu görüntüsü altında terör örgütü için çalışan kuruluşların faaliyetlerinin önüne geçilmesi için de gereken mekanizmaların hızla kurulması gerektiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"Kamu kurumları içinde bölücü terör örgütüyle irtibatlı kimler varsa derhal tespit edilip hem memuriyetten men edilmeli hem de haklarında gerekli adli işlemler yapılmalıdır. Terör örgütüne eleman kazandıran öğretmen, teröriste ilaç taşıyan sağlık memuru, örgütün propagandasını yapan memur bunlar asla kabul edilemez çarpıklıklardır. Bu devlet kendi parasıyla kendi aleyhine çalışan kişileri besleyemez. Bunun için de devlet memurlarıyla ilgili mevzuatın köklü bir şekilde değiştirilmesi gerekiyor. Bölgedeki kamu faaliyetlerinin sosyal yardımlardan yatırımlara kadar baştan sona yeniden gözden geçirilmesine ve düzenlenmesine ihtiyaç vardır. Teröristlere devletin çelik yumruğunu, bölge halkına ise eksiklikleri gidererek, çarpıklıkları düzelterek, devletin şefkatli yüzünü göstererek bu meseleyi çözüme kavuşturmakta kararlıyız."

Güvenlik güçlerinin Güneydoğu'daki mağdur ve mazlum çocukların yanında olmasının, onların 79 milyonda meydana getirdiği tesirin çok farklı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Onların üşüyen ellerini ısıtan Necmettin Binbaşının aldığı dualar, ona ebedi alemde de bu alemde de farklı mekanları hazırlayışıdır." dedi.

DÖRT BAŞLIKTAN TAVİZ VERİLMEYECEK

Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, bu topraklarda dört başlıktan taviz verilmeyeceğini belirterek, Türk'üyle, Kürt'üyle, Laz'ıyla, Çerkez'iyle, Gürcü'süyle, Abaza'sıyla, Boşnak'ıyla, Arnavut'uyla 79 milyon tek millet olunduğunu bildirdi.

Erdoğan, "Biz bölmedik ama bölücülere de fırsat vermeyeceğiz. Onlara asla bu ülkede tasarruf imkanı vermeyeceğiz." dedi.

Tek bayrak vurgusu yapan Erdoğan, Türk bayrağının rastgele bir bayrak olmadığını, rengiyle, hilaliyle, yıldızıyla anlamlarının çok güçlü olduğuna dikkati çekti.

Erdoğan, 780 bin kilometrekareyle tek vatan olunduğunu belirterek, "Bu vatanın tapusu şehidimizin kanıdır. Eğer toprak şehidin kanıyla yoğrulmuşsa, işte o Türkiye'nin 780 bin kilometrekarelik vatan topraklarıdır." diye konuştu.

- "AKLIMIZI KİMSEYE KİRAYA VERMEDİK"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Devlet içinde devlet asla kabul edilemez. Türkiye Cumhuriyeti devletinden başka devlet tanımıyoruz. Bu tür gayretler içerisine girenler bilsinler ki yanlış yoldalar ve çok ciddi bir duvara toslamayla karşı karşıya kalacaklar ve zaten artık ecelleri geliyor. Kimisi kaçıyor, kimisi Pensilvanya, kimisi şurası, kimisi burası gidiyorlar. Gidecekler, başka bu işin çaresi yok. Şahsımla ilgili, arkadaşlarımla ilgili birçok tehditleri vesaireleri geliyor. Biz bu yola çıkarken kefenimizi giyerek çıktık. Onun için geri dönüş yok. Sonuna kadar bu işin üzerine gideceğiz. Çünkü biz uluhiyet denilen, Allah'tan başka hiç bir mabut tanımadık, tanımıyoruz. Aklımızı da kimseye kiraya vermedik.

Biz rububiyet yani Rab edinme, Allah'tan başka bizim Rabbimiz yok. Bu yolda olanlar yanlıştadır. Ne demek o, 'Bize Pensilvanya'daki zat şah damarından daha yakındır.' Böyle bir şey söylenebilir mi ya, bu bir küfürdür, bu bir şirktir. Bize şah damarından yakın olan sadece Rabbimizdir, Rabbimiz. Ondan başka yok. Bu kadar açık ve net konuşuyorum. Bizler bu kararlılığımızı sürdüreceğiz."

Tarih boyunca bu milletin payına her zaman zor olanın düştüğüne işaret eden Erdoğan, yine bugün de bu zorlukların üstesinden gelerek istiklal ve istikbal için mücadele etmeyi sürdüreceklerini vurguladı.

- "ŞEHİTLERİMİZ BİZDEN BUNUN HESABINI ÇOK AĞIR SORAR"

Erdoğan, bu konuda emniyet teşkilatı ile silahlı kuvvetlerin son zamanlarda iç içe olmalarının en büyük gurur kaynağı ve mutluluk sebebi olduğunu belirtti.

"Bir olduk mu, beraber olduk mu, iri olduk mu, diri olduk mu kardeş olduk mu hep birlikte Türkiye olacağız, hiç endişe etmeyin" diyen Erdoğan, hiç bir dönemde askerin ve polisin bu kadar birbiriyle kaynaşmadığına ve iç içe olmadığına işaret etti.

Bunun daha da artırılarak devam ettirilmesi gerektiğine vurgu yapan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Polisimiz kendi içinde, aman ha şu fitnelere, nifak unsurlarına Allah için fırsat vermeyin, birbirinizi Allah için sevin, bu vatan için sevin, bu millet için sevin. O sokulmak istenen fitne unsurlarına asla fırsat vermeyin. Çünkü o bizden çok şeyler götürür, çok şeyler de götürdü. Ama bundan sonra götürmesin.

Yeni yeni bazı şeyler çıkarıyorlar, garip garip şeyler çıkarıyorlar. Aman bunlara fırsat vermeyin. Bunlara fırsat vermeyin yazık olur. İnanın şehitlerimiz bizden bunun hesabını çok ağır sorar. Bakıyorsunuz birisi çıkıyor, bir fitne atıyor ortaya, 'yok şöyleymiş yok böyleymiş.' Öbürü öbür taraftan çıkıyor bir fitne atıyor ortaya. Sizler buna inanıyorum ki fırsat vermeyeceksiniz. Bunlara yüz vermeyeceksiniz. Sizlerin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ülkenin ve milletin bekası için vazifelerinizi bihakkın yapacağınıza inanıyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iftar programının gerçekleştirildiği Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğüne gelişinde İçişleri Bakanı Efkan Ala, İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Selami Altınok ve Emniyet Genel Müdürü Celalettin Lekesiz tarafından karşılanmasının ardından, polis merasim birliğini selamladı.

İftar öncesinde Kocatepe Camii İmam Hatibi Mehmet Atıcı tarafından Kur’an-ı Kerim okundu.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı