Cumhurbaşkanı Erdoğan: Fransa sözümden rahatsız olmuş
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gezi olayları vesaireler olduğu zaman 'Biz Türkiye'deki bu durumdan endişeleyiz' (diyorlardı). Ben de onlara dedim ki Fransa'da, Belçika'da, İngiltere'deki bu son gelişmelerden dolayı çok endişeliyim. 'Endişelenerek bakıyorum. Böyle izliyorum' dedim. Rahatsız olmuşlar." dedi. Erdoğan asker ve polisin birlikteliği ile ilgili olarak da "Allah nazardan saklasın" ifadesinin kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye için gerçek tehdidin ne bölücü terör örgütünün saldırıları ne finans krizinin etkileri ne de şu veya bu gücün düşmanlığı olmadığını belirterek, "Bizim için asıl tehdit mağdura, mazluma, garibe, kimsesize, haksızlığa uğramış olanlara el uzatacak takatimizin veya idrakimizin kalmamasıdır" dedi.
Haliç Kongre Merkezinde, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle iftar programında bir araya gelen Erdoğan, Ramazan-ı Şerif'in ortasına yaklaşıldığını belirterek, ramazanın tüm insanlığın huzuruna vesile olmasını diledi.
Erdoğan, dostlarla bir arada olmanın çok önemli olduğunu ifade ederek, İslam dünyasının ve insanlığın yaşadığı krizler, acılar ve kayıpların yürekleri burktuğunu ve yaktığını söyledi.
Türk milletinin, istiklal ve istikbal mücadelesinin ne olduğunu çok iyi bilen bir millet olduğunu dile getiren Erdoğan, "Bugün benzer mücadele içinde olan kardeşlerimizi bizden daha iyi anlayacak hiç kimse yoktur. Onun için devlet, STK'lar olarak mağdur ve mazlum duruma düşmüş tüm Müslüman kardeşlerimizin yanındayız. Bu ister evi bölücü terör örgütü tarafından yıkılan vatandaşımız olsun, ister Suriyeli, Iraklı sığınmacı olsun, ister Filistin'deki, Arakan'daki mazlum olsun fark etmez. Hepsine de elimizi uzatıyoruz. Biliyoruz ki, veren el alan elden üstündür. Bu anlayışla bu yolda yürüyoruz. Türkiye olarak, en gelişmiş, en güçlü, en ileri ülkesi olduğunu söyleyenlerle şöyle bir donörler noktasında ne durumdayız diye batığımızda, dünyada birinci sırada Amerika, ikinci sırada Türkiye, üçüncü sırada İngiltere. Fakat milli gelire oranla değerlendirdiğimiz zaman birinci sırada Türkiye geliyor. Bu bize bir şeyi gösteriyor. 'Acaba bu kadar destek veriyoruz, milli bütçe ne olur?' demedik. Tam aksine ne kadar verirsek çok daha fazlası gelecek diye baktık. Öyle de oldu." şeklinde konuştu.
"TERÖRİSTİN İYİSİ KÖTÜSÜ OLMAZ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yılın birinci çeyreğinde Türkiye'nin Avrupa ülkeleri arasında birinci sırada yer aldığının altını çizerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"4,8 bu bir bir bereketi gösteriyor, azmi gösteriyor. İnanmak... İnandığınız zaman tekeden bile süt çıkartırsınız. Bu işin lamı cimi yok ve neticede böyle oluyor zaten. Türkiye için gerçek tehdit ne bölücü terör örgütünün saldırıları ne finans krizini etkileri ne de şu veya bu gücün düşmanlığıdır. Bizim için asıl tehdit mağdura, mazluma, garibe, kimsesize, haksızlığa uğramış olanlara el uzatacak takatimizin veya idrakimizin kalmamasıdır. İşte o zaman bu günümüz ve geleceğimiz için gerçekten endişelenmeliyiz.
Hani birileri Türkiye için endişeleniyordu ya... Gezi olayları vesaireler olduğu zaman 'Biz Türkiye'deki bu durumdan endişeliyiz' (diyorlardı). Ben de onlara dedim ki Fransa'da, Belçika'da, İngiltere'deki bu son gelişmelerden dolayı çok endişeliyim. 'Endişelenerek bakıyorum. Böyle izliyorum' dedim. Rahatsız olmuşlar. Niye rahatsız oluyorsunuz? Demek ki terör kol gezdiği zaman sen de polisine ne diyorsun, 'gereği neyse yap' diyorsun. Türkiye'nin teröristi iyi terörist mi? Ne farkı var? O da insan öldürüyor, o da insan öldürüyor. Teröristin iyisi, kötüsü olmaz. Bunu her zaman söyledik ve şu yaptığımız operasyonlar terörle mücadelede ülkemize huzuru, refahı o bölgelerde de getirene kadar durmadan devam edecektir. Bu işi Allah'ın izniyle bitireceğiz ve Allah'ın izniyle başaracağız. Bunda kararlılığımız var. Askerimiz, polisimiz, köy korucularımızla beraber kararlılığımız var. Bu millet Allah'ın izniyle bunlara prim vermeyecek."
"İNLERİNE GİRECEĞİZ DEDİK, GİRDİK"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şu anda bazı üniversitelerin ve liselerin karıştırılmak istendiğini belirterek, "Bunlara fırsat vermeyeceğiz. Onun için bizim şu anda bu akşam burada toplanan 8 sivil toplum kuruluşumuzun üzerinde çok önemli görevler olduğuna inanıyorum. 1950, 1983 ve 2002 yılları bu bakımdan tarihi dönüm noktalarıdır. Artık bu sancılı dönemin tamamen geride kaldığına inanıyorum. Bugün devletiyle, milletiyle, sivil toplumuyla ve diğer tüm unsurlarıyla gücünü ve imkanlarını aynı hedeflere teksif etmiş bir Türkiye var. Bugün devletiyle milleti aynı hedefler etrafında buluşmuş bir Türkiye var." dedi.
Sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle iftar programında bir araya gelen Erdoğan, birlik, beraberlik ve dayanışma beklediklerini, bunun başarılması gerektiğini söyledi.
Erdoğan, "Biz bir olursak, iri olursak, diri olursak, kardeş olursak, hep beraber Türkiye olursak bu işi bitiririz. Az önce sayın başkanın ifade ettiği gibi bunlar liseli çocuklara da dadanırlar, başka yerlere de dadanırlar. Niye? Başka çıkış yolları kalmadı. Fakat 'inlerine gireceğiz' dedik, girdik. Bunların da inlerine girdik, paralelin de inlerine girdik. Gireceğiz. Nereden, kimlerden hangi türlü destek alırlarsa alsınlar gireceğiz. Şu anda o şekildeki mücadelemizi de kararlılıkla sürdürüyoruz." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 8 sivil toplum kuruluşunun bir aradaki çalışmalarında hepsinin ortak hedefinin gençlik olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:
"Bütün mesele şimdi bizim bu gençliğimizi iyi dokumamız lazım. Bu gençliğimizi asla bunlara kaptırmamamız gerekir. Her şeyiyle bunu başardığımız anda onlar gelecekleri itibarıyla çökmüş demektir. Şu anda Güneydoğu Anadolu'da, ülkemizin dört bir yanında, bu yavrularımızı onların eline kaptırmamak için her şeyden önce itikadi noktada, ibadet noktasında, bu noktada muamelatı bir kenara koymadan ahlaki noktada yavrularımızı çok iyi yetiştirmemiz gerekiyor. Burada sadece okullardaki öğretmenlerimiz yeterli değil. Sivil toplum kuruluşlarımızın yapacağı hizmetler de çok önemli. Yapıyorsunuz ama çok daha fazla bir şekilde bunu yapmamız gerekiyor. Diğer tüm sıkıntılarla, krizlerle, saldırılarla Allah'ın izniyle baş ederiz, baş ediyoruz. Yeter ki vicdanımızı, inancımızı, şuurumuzu kaybetmeyelim."
Ziya Paşa'nın sözlerinden alıntılar yapan Erdoğan, dosdoğru olunacağını, gerisinin kolay olduğunu söyledi.
Erdoğan, burada, işlerini dosdoğru yaptıklarına inandığı kuruluşlar ve onların temsilcileriyle birlikte olmanın bahtiyarlığı ve memnuniyeti içerisinde olduğunu dile getirdi.
- SİVİL TOPLUM KURULUŞLARININ ÖNEMİ
Erdoğan, birlikte iftar yaptıkları 8 sivil toplum kuruluşunu, Türkiye'de bu alanda örnek çalışmalarıyla temayüz etmiş adeta yeni bir sivil toplum modeli ortaya koymuş kuruluşlar olarak değerlendirdiğini anlattı.
İftarda, değerli hayırseverlerin de bulunduğunu belirten Erdoğan, hayırseverlerin bu kuruluşları yalnız bırakmadıklarına ve bırakmayacaklarına inandığını, aynı şekilde belediyelerin zaten bu noktada ellerinden gelen destekleri bu sivil toplum kuruluşlarına verdiğini söyledi.
Recep Tayyip Erdoğan, bu kuruluşların her birinin başkanlarını, yönetim kurullarını, çalışanlarını ve gönüllülerini tebrik etti.
Tarihte vakıf kurumlarının yaygınlaşmasının ve gelişmesinin özellikle Selçuklu ve Osmanlı döneminde gerçekleştiğinin görüldüğünü kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bugün Amerika ve Avrupa başta olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde görülen vakıf kurumları Osmanlı modeli esas alınarak gerçekleştirilmiştir. Diğer ülkeler bizim kurumlarımızı alıp üzerine yerel ve küresel ağlar inşa ederek büyütürken biz kendi tarihimizle, kültürümüzle, medeniyetimizle maalesef kavgalı bir dönem geçirdik. Daha da kötüsü yıkılanın yerine yenisi, daha iyisi, daha doğrusu inşa edilemedi. Değişim mevcudun üzerine bina edilirse hayırlı sonuçlara vesile olur. Bizde ise değişim adeta geçmişle bağların bıçak gibi kesilmesi şeklinde gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Milletimizin istiklal ve istikbal arzusuyla başlattığı ve çok büyük fedakarlıklarla sonuçlandırdığı mücadelesinin mesajı çok açıktır. Bu mesajın içerisinde kesinlikle milletimizin inancıyla, kültürüyle, tarihiyle kavgalı bir rejim arayışı yoktur. Dönemin tek partisinin etrafında kümelenen zamanla kurucu lideri de dışlayan bir zümre kendi hayallerini koskoca bir millete dayatmaya kalkmışlardır. İşte tek partili dönemle, çok partili dönemin o aradaki değerlendirmesini, incelemesini yaparsak bunu çok açık ve net görürüz. Ve o dönemde bu milletin değerleriyle nasıl istihza ettiklerini, dinimizle, inancımızla nasıl istihza ettiklerini şöyle biraz incelersek çok açık ve net görürüz."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin hayalleriyle, milli şef ekibinin hayallerinin kesinlikle aynı olmadığını, binlerce yıllık tarihi birikime arkasına dönen bu anlayışın millet tarafından benimsenmediği gibi tam tersine her fırsatta tasfiye edildiğini, geriletildiğini anlattı.
İstanbul'da faaliyetlerini sürdürdüğü Yıldız Sarayı'nın kumarhane, meyhane olarak kullanıldığını ifade eden Erdoğan, sarayı inşa eden Sultan Abdülhamid'in kaleminin ne yazık ki kendi hal fermanının imzalanmasında kullanıldığını söyledi.
"Bu kadar ahlaksızca, bu kadar adice, bu kadar alçakça bunlar bizim ecdadımıza saldırmışlardır." diyen Erdoğan, Adnan Menderes'e de farklı davranılmadığını, aynı şeyin uygulandığını, arkadan gülüp kahkaha attıklarını anlattı.
Erdoğan, "Bunların kim olduğunu, kimlerin takıntısı, kimlerin dizisi olduğunu gayet iyi biliyorsunuz. Ama bunu bizim bu genç kuşaklara, neslimize anlatmamız lazım. Şu anda bazı üniversiteleri karıştırmak istiyorlar. Liselerimizi karıştırmak istiyorlar. Bunlara fırsat vermeyeceğiz. Onun için bizim şu anda bu akşam burada toplanan 8 sivil toplum kuruluşumuzun üzerinde çok önemli görevler olduğuna inanıyorum. 1950, 1983 ve 2002 yılları bu bakımdan tarihi dönüm noktalarıdır. Artık bu sancılı dönemin tamamen geride kaldığına inanıyorum. Bugün devletiyle, milletiyle, sivil toplumuyla ve diğer tüm unsurlarıyla gücünü ve imkanlarını aynı hedeflere teksif etmiş bir Türkiye var. Bugün devletiyle milleti aynı hedefler etrafında buluşmuş bir Türkiye var." diye konuştu.
(Sürecek)