Üniversite sınavını kazanamadığı için baba parasıyla kayıt yaptırdığı Girne Amerikan Üniversitesi’nden şaibeli bir şekilde İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme bölümüne yatay geçiş yapan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun sahte diploması gündemdeki yerini korurken, yaşanan usulsüzlüğün ayrıntısı İstanbul Üniversitesi’nden geldi.
Buğra Kardan İstanbul
Kayırma, ihale, para kuleleri, rüşvet skandallarıyla anılan CHP’li İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun paçalarından usulsüzlük akıyor. Bu usulsüzlükleri perdelemek için elinden geleni yapan İmamoğlu’nun şaibeli diplomasına kılıf uydurmak için de akla ziyan bir senaryo devreye sokuldu. Bu senaryoya göre İstanbul Üniversitesi’nce 2020’de İmamoğlu’nun illegal yatay geçişini legal gibi lanse etmek için “1990 yılında ilan edilmiş olan yurt dışı (2’nci sınıf) kontenjanına başvurmuştur. Başvurusu değerlendirilerek kabul koşullarını yerine getirerek kayıt olmuştur” yazısı yazıldı. CİMER üzerinden yapılan müracaata cevaben kaleme alınan yazıda Girne Amerikan Üniversitesi’nin YÖK tarafından tanınmadığı hakikatinin yok sayıldığı ve 1990’da İstanbul Üniversitesi İşletme’nin 475 puanla öğrenci aldığının, İmamoğlu’nun bir önceki yıl 390 puan elde ettiğine kör kalındığı dikkat çekti.
YÖNETMELİK “YAPAMAZ” DİYOR
Bu arada ilgili yönetmelikte yurt dışı kontenjan için “Öğrencinin ana veya babası devlet hizmetinde görevli ise vazifesinin sona ermesi sebebiyle Türkiye’ye dönmesi; işçi ise kesin dönüş yapması hâlinde yabancı dil sınıfı hariç en az bir yarıyıl okumuş ve yarıyıl sonu sınavlarını başarıyla vermiş olması yatay geçiş başvurusu için yeterlidir” hükmü amirdi. Doğal olarak babası müteahhit, annesi ev hanımı olan İmamoğlu’nun anılan yönetmelik hükmünden yararlanma yöntemi soru işaretine yol açtı. İmamoğlu’nun babasının veya annesinin usulsüz şekilde KKTC’de işçi olarak gösterilme ihtimali ele alındı. Hukukçular ve araştırmacılar, İÜ’nün yatay geçiş için kriterleri karşılamayan İmamoğlu’nu aklamak için yazılan yazının anlamsız olduğunu dile getirdiler.
SKANDALIN ÜSTÜNÜ ÖRTME GİRİŞİMİ
Akit’e konuşan Avukat Sinan Pak, şunları söyledi: “İfade, belge ve beyanlarından karşımızda bir usulsüzlük var. YÖK’ün 1990-1991 döneminde Girne Amerikan Üniversitesi’ni tanımadığı da aşikâr, denklik verilmediği net. İmamoğlu kanadı da aksini iddia etmiyor. Gelelim İstanbul Üniversitesi’ne. Orada yatay geçişle ilgili şartta değil, şartlarda eksiklikler ve usulsüzlükler mevcut. İstanbul Üniversitesi, 2020’de CİMER’e yapılan müracaat üzerine konuyu soruşturmaya hatta kovuşturmaya dönüştürmemek ve mevzuyu kapatmak için bir yazı yazmış gibi gözüküyor. Burada hatadan fazlası var. İÜ gibi Türkiye’nin güzide eğitim kurumlarından birinin böyle bir duruma düşmesi üzücüdür. Bu hata değilse de kasıt olma olasılığı yüksek. Üniversitenin cevabi yazısı çok vahimdir. Olayın üstünün örtülmeye, konunun sümen altı edilmeye çalışıldığı intibaını veriyor. ‘Geçiş yapıldı lâkin mevzuatta istisnalar yahut açıklar vardı’ diyebilirdi. Enteresandır, İmamoğlu kanadı da bir adım atamadı. Örneğin Ekrem Bey’in transkriptini paylaşmadı. Hukuksuzluk ortada iken ‘Yaptığım yanlışı görmezden gelin’ demeye yöneldi. Cumhurbaşkanı adayı olmak için yola çıkıyorsunuz. İlla ki okuduğunuz bölüm, mezun olduğunuz üniversite araştırılacak.”
FETÖ’VARİ EVRAKTA SAHTECİLİK
Araştırmacı Yazar Mehmet Fırat ise şunları dile getirdi: “Klasik FETÖ taktiğinin İmamoğlu’nun diploması üzerinde yapıldığını söyleyebiliriz. Kıbrıs’ta bir üniversiteye kayıt yaptırılmış ardından bölüm değiştirilmiş akabinde Türkiye’ye geçiş yapılmış. O tarihlerde denkliği de olmayan bir üniversiteden yapılmış üstelik. Bunu onaylayanlar da belli. Rektör de dekan da ortada. Nereden bakarsanız evrakta sahtecilik yapılarak bir geçmiş hazırlanmış. Burada dikkat edilmesi gereken bunu İmamoğlu’nun tek başına yapmış olmasının imkânsız oluşu. Bu yüzden klasik FETÖ taktiği olarak söze başladım. Bu skandalla alâkalı üretilmeye çalışılan her bir bahane hadiseye tüy dikmektir! Anladığımız kadarıyla İstanbul Üniversitesi de ya susarak ya da 2020’de kaleme aldığı bir yazının ardına saklanarak skandala kılıf uydurma derdindedir. İmamoğlu’nun hakkı olmadığı hâlde 1990-1991’de İstanbul Üniversitesi’ne geçtiği hakikattir. O sırada Kıbrıs’ta okuduğu üniversite de not ortalaması da anne veya babasının konumu da geçişe uygun değildir. İstanbul Üniversitesi herkesi kandırmıştır. İmamoğlu, bu işi tek başına yapamayacağından dolayı ‘organize suç’tan yargılanmalıdır.”
5 MART’TA İFADE VERECEK
Öte yandan, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun sahte diploma soruşturma kapsamında ifade tarihi değişti. Mazeret dilekçesi sunan İmamoğlu, 5 Mart Çarşamba günü ifade verecek. CHP’li İmamoğlu hakkında lisans diplomasının sahte olduğu ihbarları ve YÖK tarafından hazırlanan raporlar doğrultusunda soruşturma başlatılmıştı.