CHP’nin parlatmaya çalıştığı isimlerin gerçek yüzü! İmamoğlu’ndan darbeci zihniyete tebrik!
Amerika’nın Venezuela’ya yönelik modern yöntemlerle gerçekleştirdiği fiili işgal ve seçilmiş başkana karşı kurulan kirli kumpaslar, küresel güçlerin "demokrasi" maskesi altında bir ülkenin geleceğini nasıl kararttığını bir kez daha ortaya koydu. Onur Çavuşoğlu'nun dikkat çektiği analizlerde, Venezuela muhalefetinin ülkesini dış güçlere pazarlamasıyla Türkiye’deki benzer yapılanmalar arasındaki ürkütücü paralellikler gözler önüne serildi.
Muhalefetin "bizi kurtarın" ihaneti
Venezuela’da muhalefetin "bu ülkede demokrasi yok, bizi kurtarın" diyerek Amerika’ya çağrıda bulunması, ülkenin kaynaklarının emperyalistlere peşkeş çekilmesinin önünü açtı.
Özellikle Nobel ödülü alarak tüm dünyada "demokrasinin sesi" gibi parlatılan Marine Corina gibi isimlerin, Amerika’yı ülkeye davet ederek öz kaynakların kullanımını vaat etmesi, milli iradeye vurulan en büyük darbe oldu.
İmamoğlu’ndan darbeci zihniyete tebrik!
Küresel güçlerin piyonu haline gelen Marine Corina’nın sözde "başarısı" karşısında Türkiye’den ilk tebrik gönderenlerden birinin Ekrem İmamoğlu olması ise manidar bulundu. Kendi ülkesinin milli değerlerinden bihaber olanların, başka bir ülkedeki darbeci zihniyeti alkışlaması, Türkiye üzerinde oynanmak istenen kirli oyunların da bir habercisi niteliğinde.
Erdoğan: "aynı durumu ülkemizde de istiyorlar"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2019 yılında yaptığı ve bugün hala hafızalarda tazeliğini koruyan konuşması, bu kirli ittifakın hedeflerini açıkça ortaya koymuştu. Erdoğan, Venezuela’daki darbe girişimine içten içe destek verenlerin asıl niyetinin Türkiye olduğunu belirterek; "Hatta aynı durumun ülkemizde de yaşanmasını isterler. 15 Temmuz’u hatırlayın" diyerek milleti bir kez daha uyanık olmaya çağırmıştı.
Iç meseleleri dışarıya şikayet etmenin faturası ağır olur
Onur Çavuşoğlu'nun analizinde vurguladığı gibi, bir ülkenin muhalefeti haklı veya haksız her eleştirisini dışarıya şikayet diline çevirirse, o eleştiriler bir gün başka hesapların aparatı haline gelir. İçeride çözülmesi gereken meselelerin dışarıda bir pazarlık konusu yapılması, ülkeyi demokrasiye değil, yabancı güçlerin çıkarlarına mahkum eder.
Milletimiz, 15 Temmuz'da olduğu gibi her türlü darbe girişimine ve "dış yardım" maskeli işgal çabalarına karşı dimdik durmaya devam edecektir.

