CHP’nin arka bahçesi konumundaki sözde kadın haklarını savunan sivil toplum kuruluşlarının laikçi yobazların simgesi Metin Akpınar’ın evlilik dışı çocukları ve böcek avcısı Uğur Dündar’ın babalık davası hakkında tek kelime etmemeleri tepki çekiyor.
Buğra Kardan İstanbul
CHP yanlısı kadın sivil toplum kuruluşları (STK), ünlülerin ahlâka mugayir münasebetleri ve evlilik dışı çocukları karşısında üç maymunu oynuyorlar. Bu derneklerin geçenlerde de komedyen olarak lanse edilen Metin Akpınar’ın ve duayen gazeteci olarak pazarlanan Uğur Dündar’ın rezaletlerine sessiz kalmaları “Pes” dedirtti.
Fonlu medyadan perdeleme
Batı’nın fonladığı kadın STK’larının Akpınar ve Dündar’ın gayri meşru ilişkileri v çocukları gündeme gelince dillerini yutmaları; anneleri ile babalarını arayan genç kızların feryatlarına ise kulak tıkamaları tartışmalara yol açtı. Fonlu medyanın ıstakoz üzerinden algı oyununa giderek Akpınar ve Dündar’ın isminin geçtiği rezaletleri örtmeye çalışması da sinirleri gerdi. Aile derneklerinin yöneticileri, Metin Akpınar ve Uğur Dündar’ın adının karıştığı skandalları perdeleme teşebbüsünün yanlış olduğunu belirttiler. CHP’nin arka bahçesi konumunda bulunan STK’ların şöhretlilerin gayri meşru ilişkilerine ve çocuklarına çıt çıkarmamalarının samimiyetsizlik olduğunu dile getirdiler.
Çifte standart uygulanıyor
Akit’e konuşan Boşanmış İnsanlar ve Aile Platformu Sözcüsü İlknur Birsel Büyükakça, şunları söyledi: “O kocaman kadın dernekleri tutarsızlar. Kadın haklarından dem vuran o kocaman dernekler, CHP ya da DEM’e yakın ünlülerin evlilik dışı münasebetlerine ve çocuklarına ses etmezler. Adı skandallarla anılan Metin Akpınar ve Uğur Dündar’ı koruyup kollarlar. Adı skandallarla anılan Metin Akpınar ve Uğur Dündar olmasa aynı tavrı takınırlar mıydı? Takınmazlardı. Kadın haklarını dillerine dolayan dernekler fonlular. Onlar, görevlerini ifa ediyorlar. Kadın ile erkeği karşı karşıya getiriyorlar. Aile yapımızı parçalamaya girişiyorlar. Onlar, CHP ya da DEM yanlılarına veya ünlülere de dokunmuyorlar. Ali’yi, Veli’yi de fena silkeliyorlar. Süresiz nafakalardan söz etmiyorlar. 1985’ten beri devam eden süresiz nafakayla ilgili yorum yapmıyorlar. Bir gün evli kalsın ya da kalmasın, çocuğu olsun ya da olmasın uygulanan nafakayı tenkit etmiyorlar. Nafaka ödeyemeyip içeri alınanlar var. Büyük bedeller ödeyenler var. Bu durumla o kocaman kadın dernekleri neden ilgilenmezler? Fonlu medya da bu kadın dernekleri gibi. CHP’nin yönetiminde olan bu medya, jakuzi ve ıstakoz gibi gereksiz haberlerle Akpınar ve Dündar’ın skandalları perdelemeye kalkıyor. Fonlu medyaya kulak verilmemeli. Toplum da kadın veya erkek değil, birey odaklı ilerlemeli. Kadını veya erkeği alâkadar eden konularda siyasi ayrımcılık yapanlara güvenilmemeli.”
Uğur Dündar’a babalık davası açan Dilara G ise, kamuoyunu sarsan şu ifadeleri kullanmıştıH: “En büyük temennim annemin bulunması. Annem Suphiye Orancı ortaya çıkarsa zaten her şey çözülecek. Annemin ailesi bizden annemizi saklıyor. Kendileri onunla sürekli görüşüyorlar ama bizim irtibata geçmemizi istemiyorlar.
“Annem, babamın Uğur Dündar olduğunu söyledi”
Bir diğer nokta ise, ben durduk yere Uğur Bey’e babalık davası açmadım. Annemin ve o döneme şahit kişilerin verdiği bilgiler doğrultusunda Uğur Bey’e dava açmaya karar verdim. Annem ile bir süre sevgili olmuşlar, buna şahit insanlar var. Annemin bizzat kendisi bana babamın Uğur Dündar olduğunu söyledi. Ben güçlü bir kadınım, hukuk mücadeleme devam edeceğim. Annem baba adayı olarak Uğur Dündar dışında kimseyi de göstermedi. Beni büyüten aileyi incitmemek için bekledim dava açmayı. Ne zaman yuva kurdum, annelik duygusunu tattım, o zaman biyolojik babam için dava açmaya karar verdim.”