Gazetemiz okurlarından Süleyman Akıllı 'Cesur olmalıyız' başlıklı yazısını bizimle paylaştı.
Ortalama insanlar hayal kurabilirler mi? Nefsin basit taleplerinden, kabul görmekten, önemsenmekten, bunu sağlayabileceğini zannettikleri şeylere sahip olmaktan daha yüksek; adaleti tesis etmenin, hayatı inşa etmenin, bozanlara karşı mücadele etmenin hayallerini kurabilirler mi? Sonra bu hayallerini canlandırıp, tasavvurlara çevirip; onları çok heyecanlandıran, umutlandıran, olumlu gerilimlere sokan, gece uyutmayan duygulara dönüştürebilirler mi? Sonra da ruhta gitgide güçlenen bu hakikate iman edebilirler mi? Zira imana ulaşmamış bir bilgi asla hayata ve hale dönüşemez. Cesaret edip bu konuda bir şeyler yapabilmek kararları alabilirler mi? Onları oturdukları yerlerden kaldıracak, sımsıkı tutundukları basit standartlarını feda edebilmelerini göze alabilecekleri, nefsin ilkel talep pençelerinden kurtarabilmek ihtimali taşıyan, üretmeye yönelik, karınlarında kelebekler uçurtabilecek kararlar alabilirler mi? Ardından, ödleri patlamalarına, ayakları titremelerine rağmen; cesaretle, bu kararlarını, davranışa dönüştürmeye teşebbüs etmek için irade beyanında bulunabilirler mi? Elbette, bu, Allah’ın onlar için uygun bulduğu, hayatın amacı olarak belirlediğidir. Bunu yapamamak ve hatta yapmak mecburiyetinin farkında olmamak; hayatın diplerinde, sadece varlıklarını devam ettirip; “bende varım, beni de görün, beni kabul edin” dilenciliğiyle onlara, hakikatlerine aykırı bir norm ezberi ile hayat öğretenlere ram olmak, nesneleşmek, köleleşmek anlamına gelmektedir. Öyle bir anlam ki, ne o anlamın, ne de hayatın hakikatinin anlamını da bilmemeyi, anlamamayı garanti kılmaktadır.
Yeniakit Gazetesi'nin 07 Kasım 2025 tarihli nüsnasında yayınlanmıştır