Cemal Toptancı: HDP önündeki gözü yaşlı analar ABD'ye karşı direniyor
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Ailelerin HDP Diyarbakır il binası önündeki eylemini yeniakit.com.tr’ye değerlendiren Diyarbakır Sur Belediyesi Kurucu Başkanı Cemal Toptancı, “Annelerin direnci terör örgütü PKK’dan çok, PKK’yı bir maşa gibi kullanan Amerika’ya karşı bir direniş olduğunu görmeliyiz. Washington Diyarbakır il başkanlığı önünde direnen yürekli Kürt analarının bu cesaretini bence bir kez daha düşünmeli ve önemsemeli, örgüte verdiği destekten artık vazgeçmelidir.” dedi.
Murathan Seyitoğlu yeniakit.com.tr
Çocuklarının terör örgütünün elinden kurtarılması için HDP önünde eylemlerini sürdüren ailelerin sayısı 7’inci günde 17’ye yükseldi. Diyarbakır Sur Belediyesi Kurucu Başkanı Cemal Toptancı, ailelerin eylemine ilişkin yeniakit.com.tr’nin sorularını yanıtladı.
“Washington direnen yürekli Kürt anaların cesaretini bir kez daha düşünmeli”
- Çocuklarını HDP aracılığıyla terör örgütü PKK tarafından dağa kaçırıldığını belirten ailelerin, HDP Diyarbakır il binası önündeki bekleyişine yönelik gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dikkat edilirse 31 Mart seçimleri sonrası bölgede bazı illeri kaybetse de HDP özellikle üç büyük şehirde tekrar kazanmış oldu. Söz konusu bu büyük şehirlerin belediyeleri, terörle iltisaklarını devam ettirdikleri görev ve yetkilerini kötüye kullandıkları için tekrar kayyım atamaları yapıldı. Devletin bu tasarrufunu haklı gören ve evlatları kendilerinden kopartılan anneler başta direnişin sembol ismi Hacire Akar hanımı örnek alarak, devletin kendilerine ‘ben buradayım’ dediğini ve devletin gücüne güvenerek cesaret bulmuş oldular. Annelerin direnci terör örgütü PKK’dan çok, PKK’yı bir maşa gibi kullanan Amerika’ya karşı bir direniş olduğunu görmeliyiz. Washington Diyarbakır il başkanlığı önünde direnen yürekli Kürt analarının bu cesaretini bence bir kez daha düşünmeli ve önemsemeli, örgüte verdiği destekten artık vazgeçmelidir.
“Günümüz Türkiye’si artık geçmişin suskun sessiz kalan Türkiye’si değil”
- Türkiye’deki son yıllarda yaşanan gelişmeler doğrultusunda sorunu nasıl değerlendirmek gerekiyor?
Günümüz Türkiye’si artık geçmişin suskun sessiz kalan Türkiye’si değil. Dünyayı takip eden, bölgemizde yıllardır yaşatılan savaşların oldukça yakından sıcaklığını ve huzursuzluğunu hisseden bir Türkiye var karşımızda. Şehir nüfusumuz geçmişe oranlara neredeyse %80’lere varan oranda, kırsal hayatın dengelerinden uzaklaşmış oldu. İletişim gittikçe ilerledi, sosyal medya dünyayı başta olmak üzere haliyle yaşadığımız coğrafyayı ve üzerimizde oynanan oyunlara karşı gözü açıldı. Ne oluyor, neden nefeslerini hissettiğimiz acılar yaşanıyor coğrafyamızda, neden muhacir mazlumlar var ülkemizde? Neden yıllardır bölgemiz canhıraş bir coğrafya olarak yakılıp yıkılmaya, neden Amerika bizden binlerce kilometre ötede bir devlet iken, yıllardır Irak’ta yıllardır Suriye’de ve oralarda insanlar ölüyor? Bunları sorgulamaya başladı. Neden ülkemizde terör bitmiyor, neden anneler evlatlarını hayatlarının baharında henüz yaşarken, ölüyor, öldürüyor, öldürülüyor? Bütün bunlar sorgulanmaya başladı. Bütün bunların artık neden ve niçinlerini sorgulamaktan çok artık bitmeliydi. Bitirilmeliydi bu oyun. Evet oyunun sonuna yaklaşmış bulunuyoruz. Türkiye gündemini bana göre değiştiren en büyük nedenler bunlar.
“Kürtler, çocukların Amerika’ya askerlik için gönderildiğini anladılar”
- Ailelerin bu eylemi geç kalınmış bir eylem değil mi? Neden bu eylem yıllar önce yapılmadı?
Günümüzde yaşadığımız gelişmeleri yaşaması için, şartlar belki de bu denli müsait değildi. Belki de, devlete karşı bir güven kaybındandı. Özellikle Kobani ve sonrası yaşanan gelişmeler, çözüm süreci ve onu bitiren çukur siyaseti, terör örgütünün siyasal kanadının bölgede hakim olduğu yerel yönetimlerin bölge üzerinde kurdukları hegemonik tahakkümler. Bütün bu nedenleri suskunluğa, kadere rıza için mesnet saymak lazım. Şimdi yaşanan bütün bu soru işaretlerine farklı şartların artık oluştuğunu, yıllardır Suriye’de yaşanan iç savaşın ve dışarıdan gelen baskıların, artık adım adım kendilerine doğru bir tehlike olarak geliştiğini gördüklerini, evlatlarının kandırılma nedenlerinin gerçeklerle ilgisi olmadığını, meselenin Kürtlük ve Kürdistanla ilgili olmadığını, direk olarak topraklarımız üzerinde düşünülen iç savaşın farkına vardıklarını şimdi gördüler. Kısaca, daha önce Kandil’e gönderilen Kürt çocuklarının artık Amerika’nın bulunduğu ve savaşı sürdürdüğü Suriye’ye gönderildiklerini gördüler. Kendilerine doyamadıkları çocuklarının Suriye’ye gönderilme nedeninin kısaca Amerika’ya askerlik için gönderildiğini anladılar.