• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Bunların hakkından M. Kemal gelir: ‘Bazı kafalar kesilecektir’

21 Ocak 2017
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

TBMM’de bir kavga.. Bir kavga..

Birinci turda, diyelim havayı tam koklayamamışlardı..

Bazı milletvekillerinin üzerinde baskı olabileceği düşüncesi ile..

Biraz da zaman kazanmak için..

İtiraz ettiler, direnç gösterdiler, kavga ettiler..

Amaç, Anayasa değişikliğine evet oyu verecek milletvekillerinin, gerçekten kararlı olup olmadıklarını anlamaktı...

Bu ihtimali varsayalım..

Birinci turdaki kavgaları görmezden gelelim..

Ama birinci tur bittikten sonra..

Asgari bulunması gereken oydan en az 9-10 fazla evet oyu çıktığını gördükten sonra..

İkinci turda, şu CHP’lilerin.. PKK uzantısı HDP’lileri de kuyruklarına takarak..

Sergiledikleri şu tavırların ne anlamı olabilir ki?

Vakıa ortada..

Anayasa değişikliğinin referanduma gitmesi için gerekli 330’un üzerinde oyun sağlandığı bir gerçek..

Artık maddelerin oylanmasında, niye hırgür çıkarılıyor ki?

Hem kavga çıkarıyorlar..

Hem de, “CHP’liler dövülüyor” diye ağlıyorlar..

Tam Yahudi taktiği..

CHP’nin engelli milletvekili Şafak Pavey, yere düşmüş..

Vaaayyyy!.. Kim düşürür Şafak Pavey’i yere..

Öyle bir takdim ediyorlar ki..

Sanırsınız, Şafak Hanım TBMM Genel Kurulu’nda bir koltuğa oturmuş.. Konuşmaları dinlerken..

AK Partili bir milletvekili gelmiş.

“Sen burada ne oturuyorsun?” demiş..

“Sen hem, önceki oylamada da, ‘hayır’ oyu vermişsindir” diyerek devam edip..

Şafak Hanım’a bir okkalı tokatı yapıştırmış, yere uzatmış!

Yok böyle bir şey..

Şafak Hanım.

Kendi özel durumunu da hiç dikkate almadan.

Belki de, olayları ajite etmek için özellikle arkadaşları tarafından seçilerek..

Kürsünün önüne gitmiş..

Konuşma yapmak için mi?

Yooo..

Onun anlatımına göre, kendisini mikrofona kelepçeleyen Aylin Nazlıaka’yı direnişinden vazgeçirmek için..

Ah bu ne duyarlılık.. Bu ne hassasiyet?

Gözlerim yaşardı..

Mendil getirin de, sileyim bari..

Esprisi bir yana..

Şafak Hanım’ın kürsünün önüne yaptığı atak ne kadar yanlış ise..

Onun düşürülmesi de o kadar yanlış..

Kim düşürdü, nasıl düştü pek anlaşılmıyor..

Ama, kasıtlı olarak düşürülmüş ise..

Kendisi kasıtlı olarak kürsünün önüne gittiğine göre..

Bu eylemin yanlışlığını tespit edip..

Sonrasında da..

Kasıtlı hareket edildi ise.. Kendisine yapılan fiili taarruzu eleştirmemiz gerekir..

Anayasa değişikliği oylaması sırasındaki bu kavgalar.. Fiziki güç kullanımına varan tartışmalar..

Tüm bu yaşanılanlar neden kaynaklanıyor, biliyor musunuz?

Mustafa Kemal’in eksikliğinden..

Mustafa Kemal bugün yaşıyor olsaydı..

Bu kavgalar, bu tartışmalar olmazdı..

Ne mi olurdu?

Mustafa Kemal, Nutuk’ta anlatıyor..

1922’de, Meclis’te milletvekilleri saltanatın kaldırılması üzerine görüşmeler yapıyorlar..

Konu henüz komisyondadır..

Bazı milletvekillerinin, işi uzattıklarını gören Mustafa Kemal, Karma Komisyon’da söz alır ve şu tarihi konuşmayı yapar: 

“Bu bir emrivakidir. Mevzubahis olan, millete saltanatını, hakimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız meselesi değildir. Mesele zaten emrivaki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu behemehal olacaktır.”

Tavsif, bugünkü duruma ne kadar da çok benziyor, değil mi?

Bugün de “Emrivaki” suçlamaları yapılıyor ama..

Mustafa Kemal gibi çıkıp, “Evet bu bir emrivakidir” diye durumu özetleyen yok..

Millet Meclisi’nin Karma Komisyonu’nda, Mustafa Kemal’in 1922’deki tarihi konuşması devam ediyor:

 “Burada içtima edenler (toplananlar) Meclis ve herkes meseleyi tabii görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat, usulü dairesinde ifade olunacaktır.”

Yanlış okumuyorsunuz..

Aynen, bu cümleler kullanılmıştır..

Ne kadar net bir tavır, değil mi?

Kararlılık, öylesine net ifadelerle dillendiriliyor ki..

Muhalifler istiyorlarsa karşı çıksınlar..

Mustafa Kemal’in meydan okuyan cümlesi burada da bitmiyor..

Ardından öyle bir cümle daha geliyor ki..

Bugünkü Anayasa değişikliğinde kıyameti kopartan CHP’lilere, partilerinin ilk genel başkanı Mustafa Kemal’den kapak olacak bir cümle olarak tarihe geçiyor:

“Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir.”

İşte bu kadar..

“Kafa kesme”yi çok sevdiğimden falan değil..

Değil “kafa kesme”, Allah’ın yarattığı en yüce varlık olan insana bir “fiske” vurulmasına bile karşıyım..

Ama..

Sittin senedir tepemizde “Altı ok” diyerek boza pişirenler..

O “Altı ok”un içinde yer alan, en temel kavram olan “devrimcilik” ilkesini, sabahtan akşama kadar kulağımıza yüksek sesle okuyanlar..

“Devrimciliği” bir kenara bırakıp.. 

Statükoyu körü körüne korumayı savunurlar..

Ve her yeniliğe, “Rejimi değiştirtmeyiz” diyerek karşı çıkarlarsa..

Kendilerine en azından tarihten bir ders vermek için..

Onların da ölümüne sahiplendikleri Mustafa Kemal’den bir örneği hatırlatarak..

Örnek aldıkları “altın dönem”lerde bu işlerin nasıl yapıldığını hatırlatmak için..

Mecburen..

Ve benim sözüm olarak değil..

Bugün her değişikliğe “İstemezük” diye karşı çıkanların tabulaştırdığı kişinin dilinden..

O cümleyi hatırlatmak istedim..

O cümleyi tekrarlayalım:

“Hakikat, usulü dairesinde ifade olunacaktır. Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir.”

Şimdi konuşsun Şafak Pavey Hanım..

Uyarsın Deniz Baykal Bey..

Cevap versin Kemal Kılıçdaroğlu Bey..

Bugün böyle bir lider çıksaydı..

TBMM’de son bir aydır yaptıkları hukukdışı hokkabazlıklara, cesaret edebilirler miydi?

 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23