Göç ve Mülteciler Konferansı’nda konuşan Başbakan Yıldırım “Suriye’de son 5-6 yıldır yaşadığımız insanlık dramıdır. BM başta olmak üzere, gelişmiş ülkeler bu yaşanan drama, bu yaşanan vahşete karşı hiçbir şey yapmıyorlar. Bu insanlık suçuna kayıtsız kalıyorlar. Seyirci oluyorlar. Bunun vebali, bunun sorumluluğu bu ülkeleredir” dedi.
AK Parti Dış İlişkiler Başkanlığı ve Asya Ülkeleri Siyasi Partiler Birliği (ICAPP) ortaklığında düzenlenen, Göç ve Mülteciler Uluslararası Konferansı’nda konuşan Başbakan Binali Yıldırım, dünya şehri İstanbul’da böylesine insanlığı yakından ilgilendiren bu etkinlikte konukları ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyduklarını söyledi.
Başbakan Yıldırım, 22 ülke, 39 siyasi partinin oluşturduğu ICAPP Daimi Komitesi’nin üyelerinden birisinin de AK Parti olduğunu belirterek, ICAPP’ın 2000 yılından bugüne kadar her iki yılda bir değişik ülkede güncel konuları ele aldığını, değerlendirdiğini ve toplantılar yaptığını anlattı.
Bu yılki konferansın konusunun göç ve göçmenler olduğunu kaydeden Yıldırım, toplantının sonunda göç ve mültecilerle ilgili bir deklarasyon, bildirinin yayınlanarak, uluslararası toplumun bu konuya dikkatinin çekileceğini vurguladı.
Toplantıda Avrupa siyasi partileriyle de özel bir gündemde bir araya gelineceğini kaydeden Yıldırım, daha önce kurulması yönünde karar alınan Asya Avrupa Siyasi Forumu’nun temellerini de bugün bu toplantı vesilesiyle atacaklarını bildirdi.
Başbakan Yıldırım, şunları kaydetti:
“Sözlerimizin başında bir teşekkür, AK Parti olarak ICAPP yöneticilerine. Geçtiğimiz eylülde Malezya’da bir toplantı yaptınız. Kualalumpur’da 9. genel kurulumuzu gerçekleştirdiniz. Genel kurulda 35 Asya ülkesinden 87 siyasi parti ve 280 delege bir araya geldi. AK Parti olarak biz de oradaydık. O toplantıda, o genel kurulda bu toplantıyı İstanbul’da yapma kararı aldınız. Bu bizim için önemliydi. Çünkü genel kurul gündeminde 15 Temmuz’da Türkiye’de yaşanan hain darbe girişimi vardı. Kurul sonuçta, genel kurulda onaylanıp, kabul edilen Kualalumpur Bildirgesi’nde, demokrasiye, seçilmiş hükümete yapılan darbe girişimini şiddetle kınayan bir karar aldı.”
Bunun için ICAPP yöneticileri ve Türk halkıyla hükümetin yanında olan tüm katılımcılara teşekkür eden Yıldırım, şöyle konuştu:
“Ülke ve millet olarak haince bir saldırıya maruz kaldık. 15 Temmuz gecesi Türkiye için karanlık bir geceydi ama Allah’a şükür çok uzun sürmedi, karanlığın ardından aydınlıkla ülkemizi buluşturduk. Demokrasimiz kazandı, milletimiz kazandı, darbeciler kaybetti. Halbuki darbeciler her şeyi hesap etmişti. Uçakları çalmışlar, tankları çalmışlar, silahları almışlar, asker içinden de bazı hainleri ayarlamışlardı. Her şey tamamdı, artık önlerinde hiçbir engel kalmamıştı ancak onların hesap etmediği bir şey vardı. Hakk’ın hesabı ve halkın gücü. Bunu hesap edemediler. O güç ki tankın da, topun da, tüfeğin de karşısında göğsünü siper ederek bayrağına sahip çıktı, ülkesine sahip çıktı, milletine sahip çıktı, demokrasisine sahip çıktı. Bu uğurda canını seve seve veren o kahramanlara bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum, mekânları cennet olsun diyorum. Gazilerimize hayırlı uzun ömürler diliyorum.”
BU VAHŞET ÖNLENMELİ
Başbakan Yıldırım, BM ve daimi üyelerini de eleştirerek şunları söyledi:
“Özellikle Suriye’de son 5-6 yıldır yaşadığımız olay, büyük bir insanlık dramıdır. Ne yazık ki uluslararası camia, başta BM olmak üzere, gelişmiş ülkeler bu yaşanan drama, bu yaşanan vahşete karşı yapabilecekleri halde, ellerinden geldiği halde yapmıyorlar ve bu vahşete, bu insanlık suçuna bir anlamda kayıtsız kalıyorlar, seyirci kalıyorlar ama unutmayalım ki bunun vebali, bunun sorumluluğu burada müdahale edip olayları büyütmek yerine çözüm üretmeyen ülkelerdedir ve kişisel hırslar, ülke rekabetleri uğruna hayatını kaybeden on binlerce insanın vebali bu ülkelerdedir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan bu mekanizma artık bugünün ihtiyaçlarını karşılamıyor ve 200’e yaklaşan BM üyesi bütün devletlerin iradesinden daha büyük bir irade dünya adına karar veriyor. Bu asla ve asla adil bir durum değil, mutlaka uzun süreden beri gündemde olan BM Ana Sözleşmesi’nin yenilenmesine ve günün şartlarına göre daha katılımcı bir hale getirilmesine yönelik çalışmalar artık ipe un sermeden sonuçlandırılmalıdır. Aksi halde günden güne bu sorgulama daha da artacak ve BM’ye olan güven gittikçe aşınmaya devam edecektir.”
Yıldırım sözlerini şöyle tamamladı:
“Gittikçe bütün insanlığı, bütün ülkeleri tehdit eden bu terör belasının nasıl defedileceğinin, nasıl başa çıkılacağının, bu anlamda bölgesel ve küresel iş birliğinin ne kadar önemli olduğuna dikkat çekilmesi ve terörle mücadelede çifte standardın nasıl ortadan kaldırılabileceği konularının da kapsamlı bir şekilde ele alınmasının daha güzel bir dünya, daha barışçıl bir dünya, küresel kardeşlik için çok ama çok önemli olduğunu düşünüyorum.”