Bize yapılanlar eli kanlı Apo’ya bile yapılmadı
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
28 yıldır zindanda adalet bekleyen Sivas davası mazlumlarından ağır sara hastası Faruk Belkavli’nin kaleme aldığı son mektup, yürekleri dağladı. İlerleyen hastalığı nedeniyle 45 kiloya kadar düşmesine rağmen Adli Tıp’ın skandal raporu ile ‘zindanda ölüme terkedilen’ Belkavli, cezaevinde ölürse adına fakirlere yardım yapılmasını istediği mektubunda “Abdullah Öcalan ve Selahattin Demirtaş bile bizim çektiğimizi çekmedi. Müslümanız diye bu ülkenin vatandaşı değil miyiz?” serzenişinde bulundu.
Faruk Arslan İstanbul
Türkiye’nin cezaevinde en uzun süredir kalan mahpusları arasında yer alan Sivas mazlumu Faruk Belkavli’nin sağlık durumu günden güne kötüleşiyor. Hiçbir delil, bilgi, belge olmaksızın 1993 yılında konulduğu cezaevinde 28 yıl geçiren Sivas davası sanıklarından Belkavli, sara hastalığının en ileri aşamaya ulaşmasına rağmen tahliye edilmiyor. 3 yaşından bu yana muzdarip olduğu sara hastalığı, isteği dışında sürekli farklı cezaevlerine sevk edilip tedavilerinin aksatılması sebebiyle ilerleyen Faruk Belkavli, son olarak 45 kiloya kadar düştü. Kayseri 1 Nolu T Tipi Ceza ve İnfaz Kurumu’nda tutulan Belkavli’nin ekim ayı başında İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda tetkikleri yapılmış ancak skandal şekilde “cezaevinde kalabilir” raporu verilmişti.
Cezaevinde ölürsem...
28 yıldır demir parmaklıklar arkasında adalet bekleyen Belkavli’nin, kaleme aldığı son mektup da yürek dağladı. Ailesine gönderdiği mektupta “Ölürsem adıma fakirlere para yardımı yapın” satırlarına yer veren Belkavli, 28 yılda 14 cezaevi değiştirdiğini, şu an tutulduğu Kayseri 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde kendilerine çok farklı tavır takınıldığına dikkati çekti.
Başım dik alnım açık
Belkavli mektubunda şu ifadelere yer verdi: “Elhamdülillah Müslümanız ama bu cezaevinde bizlere farklı davranıyorlar. İnsan öldürmedim, pis işlere karışmadım, terörist değilim. Anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışmadım. Başım dik, alnım açık. Bakanlık genelgesinde ve infaz koruma memurlarına verilen eğitimlerde ‘beş kişinin altında olan koğuştaki mahkumlar sayımları yemekhanede sandalyede oturarak verir’ diyor. Lakin bu cezaevi başka illerin, başka toprağın vatandaşıyım gibi muamele yapıyor, zulüm ediyor. 14 tane cezaevi gezdim. Bunların içinde burası gibi ‘T Tipi’ olan cezaevleri de vardı, F Tipi de vardı. Yüksek güvenlikli cezaevlerinde bile böyle sıkı uygulamalar görmedim. Bir olay patlak veriyor hemen sorumlu olarak biz gösteriliyoruz. Abdullah Öcalan ve Selahattin Demirtaş’a bile böyle uygulamalar yok. Yoksa bizler Müslümanız diye bu ülkenin vatandaşı değil miyiz?”