'Beyaz maymun' Ertuğrul Özkök yine azıttı! 'Pedofili hakkı istiyorum' derse şaşırmayın!
Kendisini bir dönem hayvana benzeterek "beyaz maymun" ve "iki numaralı eşek" olduğunu ifade eden Ertuğrul Özkök, yine hayvanlara özenerek "çıplaklık hürriyeti" istedi. Artık köşesinden sponsorluk alacak kadar düşen Ertuğrul Özkök, bir markanın reklamını yaparak, "Cumhuriyetin 100. yılında çıplak beden üzerine file blue jean giyme hakkına anayasal güvence istiyorum" dedi.
"Cumhuriyetin 100. yılında çıplak beden üzerine file blue jean giyme hakkına anayasal güvence istiyorum" başlıklı bir yazı kaleme alan Ertuğrul Özkök, çıplaklık için anayasal güvence istedi. 28 Şubat döneminde manşetleriyle tetikçilik yapan ve bu durum yanına kar kalan Ertuğrul Özkök, laikçilerin tehdidi altındaki başörtüsünün güvence altına alınmasına yönelik adım atılmasından rahatsız oldu.
Öyle olsa göbek atmaz mıydın, Ertuğrul Özkök?
Gençlerin deizme yöneldiği yalanıyla propaganda yapan "Öyle olsa sevinçten göbek atmaz mıydın?" dedirten Ertuğrul Özkök, "Son 20 yılda şunu görmüş olmalısınız. Bu zihniyet gençleri deizme yönlendirirken, camiye giden insan oranını da yüzde 10’a düşürdü. Yani inançları da en iyi koruyan şey, 360 derece bir özgürlüktür…" ifadesiyle algı operasyonuna soyundu.
Anayasa değişikliği adımından rahatsız oldu
Hürriyet'te genel yayın yönetmeni olduğu dönemde, başörtüsü yasağının ortadan kaldırılmasına yönelik Meclis'te yapılan oylamaya ilişkin "411 el kaosa kalktı" manşeti atan Ertuğrul Özkök, "İran’da kadınlar ölüm pahasına başlarını açabilme hakkı mücadelesi verirken, Türkiye’de kadınlar değil, erkek siyasetçiler başörtüsüne güvence hakkını gündeme getirdi. Kendi payıma bunun Türkiye açısından, pek de gurur verici olmayan, çok şanssız bir zamanlama olduğunu düşünüyorum. Çünkü Türkiye’de artık ne başını açma ne de örtünme konusunda bir sorun kalmadığını düşünenlerdenim. Bütün dünya gözünü İran’da başını açmak için savaş veren cesur kadınlara dikmişken, Cumhuriyetinin 100’ncü yılını kutlamaya hazırlanan Türkiye’de erkek siyasetçilerin bu tartışması bana hiç de şık görünmüyor." ifadeleriyle zırvaladı.
"Kendini teşhir etme hakkı" diyerek meşrulaştırdı, "Bu bir meydan okumadır" dedi
Moda dünyası adıyla ahlaksızlığın pazarlandığı odakların korona sonrası çıplaklığı özendirdiğini ortaya koyan Ertuğrul Özkök, “Kendini teşhir etme hakkı…” ifadesiyle teşhirciliği meşrulaştırmaya çalıştı. "Bu bir meydan okumadır" diyen Özkök, şu ifadelerde bulundu:
"Şimdi 4 şehirdeki bu şovlardan bazı çarpıcı rakamlar vereceğim.
(*) Bu defilelerde geçen dönemlere göre yüzde 333 daha fazla “düşük bel etek” tasarımı sergilendi.
(*) Sergilenen pantalonlarda “düşük bel” oranı yüzde 78 daha fazlaydı.
(*) Geçen yıllara göre, dıştan görünen iç giyimi şeklindeki tasarımlarda yüzde 15 artış meydana geldi.
(*) Yine geçen yıllara göre transparan giysi oranı yüzde 10 arttı.
Peki ne anlama geliyor bu “Covid sonrası özgürlük” kavramı.
Bunun adı şu:
“Kendini teşhir etme hakkı…”
Adını koyalım isterseniz.
Bu bir meydan okumadır.
MeToo hareketinin beşinci yılında, kadının özgürlük hakları kataloğuna işte bu da eklenmişti.
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, günlerdir “Sadece başını örtene değil, başını açana da güvence getiriyoruz” diye çabalıyor ama Külliye’den gelen sinyaller, olayın başını açma kapatma meselesinden çok “başörtüsü” kelimesine odaklandığı gösteriyor.
Böyle bir ortamda bir kadın için “bedenini teşhir hakkından” söz edene ne nedir?"
Türkiye'nin ABD'nin güdümünden çıkması Özkök'te hazımsızlığa neden oldu
Kökü sanki ABD'deymiş gibi davranan Ertuğrul Özkök'ü, Türkiye'nin özgür iradesiyle hareket ederek, gerektiğinde ABD'ye bile rest çeken milli bir politika uygulaması da rahatsız etti.
Rusya-Ukrayna savaşındaki arabuluculuğu, tahıl krizindeki öncülüğü, Türk dünyasına yönelik birleştiriciliği, İslam Dünyası'na yönelik gösterdiği ağabeyliği, Libya'yla imzaladığı kritik anlaşmayla oynadığı rolü, Mavi Vatan için gösterdiği mücadele nedeniyle dünyanın konuştuğu Türkiye'nin, ABD'nin güdümünden çıkması, Özkök'te karın ağrısına neden oldu.
Batı'nın yerli taşeronu olduğunu adeta ilan eden Ertuğrul Özkök, "Solcusuyla, sağcısıyla, milliyetçisi ile, İslamcısı ile Batı’dan kopup, Şanghay ve Avrasya coğrafyasına hicrete hazırlanan kollektif bir ruh haline bunu anlatmak imkânsız. Bunları savunmak ancak delilere mahsus bir hak olarak görülebilir. Umutsuzca da olsa şunu söyleyeceğim. 21. yüzyıl anayasalarının özgürlük ve demokratlık ölçüleri işte böyle tuhaf haklarla yazılıyor." diye yazdı.
'Zıkkımlanma hakkı' istedi
"Dinler dünyanın her yerinde aynıdır. Eline kılıç alınca, ilk işi karşısındakinin inancını budamak olur." diyerek baklayı ağzından çıkaran Özkök, içki içme ve soyunma hakkı isteyerek şunları yazdı:
Bir yanda başörtüsüne anayasal güvence…
Bir yanda bedenini teşhir hakkı…
Öte yanda somon balığı avlama hakkı…
Eee böyle bir dünyada benim içkimi rahatça içebilme hakkımı talep etmem çok mu tuhaf yani…
Hiç de değil…
Savunduğu Anayasa'yı hedef aldı
Ayıp değil mi hâlâ askeri darbe anayasasına yama yapmaya uğraşıyoruz
Bir 21. Yüzyıl ülkesi olarak hâlâ 12 Eylül askeri darbesi sonrası yapılan bir anayasa ile yönetiliyoruz.
Üstelik bu parlamento çatısı altında galiba kimse bu durumdan rahatsız değil.
Baksanıza başörtüsü hakkını bile bu anayasaya yapılacak bir yama ile sağlamaya uğraşıyoruz.
Başörtüsü güvencesini, rakip takımın kaldırdığı voleye şöyle sıkı bir şut olarak nitelemek başka türlü nasıl tercüme edilebilir ki…
Oysa önümüzde bir seçim var.
Bütün partiler yeni bir anayasa konusunda vaatte bulunsa, herkes programına ne yazmak istiyorsa yazsa ve seçim sonrasında ilk iş, hiç olmazsa halkın yüzde 70’i tarafından onaylanacak bir anayasa yapılsa…
En samimi özgürlük vaadi bu olmaz mıydı...
Teşhircilik hakkı isteyen Özkök, "mahalle baskısı gördüğünü" iddia etti
Bir yandan teşhircilik hakkı isteyen Ertuğrul Özkök, diğer taraftan ayık kafayla yazmadığı belli olan yazısında, sanki içki içmesi engelleniyormuş gibi bir algı oluşturmaya çalıştı.
Özkök yazısının devamında şu zırvalarda bulundu:
Mahalle baskısını görünmeyen kanun haline getiren zihniyet
Özgürlükler artık 15 derecelik dar bir zaviyeden değil, 360 derecelik bakışla güvence altına alınıyor.
Bir inanç hürriyeti unsuru olarak başörtüsü elbette önemli…
Ama bir Anyu için somon balığı avlama hakkı da önemli…
Covid’den bunalmış bir kadın için beden teşhir hakkı da öyle…
Bir hayat tarzı hürriyeti olarak benim içkim de…
Biliyorum hemen “Ama devlet halkın sağlığı için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür” diyeceksiniz…
Tabii ki yükümlüdür.
O zaman gelin hep birlikte içkinin zararları üzerine ele ele omuz omuza kampanya yapalım.
Şuradan ilan ediyorum.
Bütün kamu spotlarında gönüllü olarak görev alacağım.
Ama bunu benim özgürlüğüme el koyarak yapmayın…
Mahalle baskılarını görünmeyen kanunlar haline getirerek yapmayın.