AFT'ın komşusu behçet hastalığıdır. İşte diğer detaylar...
Behçet hastalığını bularak, uluslararası alanda bu hastalığa adını veren Hulusi Behçet (20 Şubat 1889 - 8 Mart 1948, İstanbul), dermatoloji uzmanı ve ülkemizin ilk profesörüdür.
1937 yılında, bir kan damarı enflamasyonu (vaskülit) hastalığı olan ve bugün kendi adıyla anılan Behçet hastalığını tarif eden ilk bilim insanı olmuştur.
Zor bir çocukluk geçiren Behçet çok küçük yaşta annesini kaybetmiş ve büyükannesi tarafından büyütülmüştür. Babasının işleri sebebiyle ilk öğremini Osmanlı'nın Şam vilayetinde tamamlamıştır. Fransızca, Almanca ve Latince öğrenmiştir. Tıp öğrenimini ise Gülhane Askerî Tıp Akademisi'nde görmüştür. I. Dünya Savaşı'nda Edirne'deki askerî hastanede savaştan sonra (1918-1919 arası) Budapeşte ve Berlin'de çalışmıştır.
1933'de İstanbul Üniversitesi'nde dermatoloji o zamanki adıyla Deri Hastalıkları ve Frengi Kliniğini kurmuş ve profesör seçilmiştir. 1948'de vefat etmiştir. Adına pul bastırılan ilk bilim adamımızdır.
AFT illetinden bahsederken okurlarımızın dikkatini çekmiştik. Bu illet Behçet Hastalığı olarak adlandırılan hastalıkla benzerlik gösterir.
Behçet haştalığı genelde ağız içinde aft gibi ve edeb bölgesinde tekrarlayan ülserlerle, deri, eklem, göz, damar ve sinir tutulumuyla seyreder, sebebi bilinmeyen, nadir görülen, bağışıklık sistemi ile ilgili bir hastalıktır.
Behçet hastalığı genel anlamda kabaca bir damar iltihabıdır denebilir.
Belirtilerin tümünün aynı anda ortaya çıkması şart değildir. Bazı belirtiler hastalığın ilk yıllarında yok iken daha sonraki yıllarda ortaya çıkabilir.
Belirtilerden en az ikisinin varlığı hastalığı düşündürmelidir. Behçet hastalığı teşhisi konurken ağız aftlarının olması şarttır. Ağız yaraları (oral aft) ile birlikte edep bölgesi yaraları, göz bulguları, deride kırmızı sertlikler, kıldibi iltihapları ve pozitif paterji testinin varlığı gibi belirtilerden dört tanesinin bulunması teşhis için gereklidir.
BEHÇET HASTALIĞININ BELİRTİLERİ
Ağız yaraları hastaların hemen hemen hepsinde vardır. Hastalığın diğer belirtileri ortaya çıkmadan yıllarca önce tek başına görülebilir. Yaralar; yanak içi, dil, dudaklar, yumuşak damakta tek ya da çok sayıda ortaya çıkabilir. Yaraların ortası kirli beyaz, etrafı kızarık ve ağrılıdır. Genellikle 7 ile 14 gün içinde iyileşirler. Tekrarlayıcı özelliktedir ve tekrarlama sıklığı hastadan hastaya değişir.
Edep bölgesi yaraları
Çeşitli deri belirtileri Behçet hastalığında deriye ait belirtiler, hastalığın başlangıcında veya seyri esnasında sık görülür. Genelde bacakların ön yüzünde kırmızı ve ağrılı düğme gibi sertlikler görülür. Bunlar nadir de olsa gövdede düzensiz ve dağınık olarak yerleşirler. Çapları 1-5 santimetre arasındadır.
10-15 gün içinde, yara haline dönmeden, çoklukla yerlerinde hafif bir leke bırakarak iyileşirler.
Sivilce benzeri bu belirtiler, mikropsuz ve cerahatli kabarcıklardır. Görünüm açısından sivilceden farklı değildir.
Onun için hastalığın diğer belirtileri ile birlikte değerlendirmek gerekir.
Sırt, yüz, göğüs, kasıklar, kalçalar, edep bölgesi, kol ve bacaklarda ortaya çıkarlar. Vücudun genellikle koltuk altı, meme, ayak parmak araları ve cinsel bölge haricinde, ağız içindeki aftlara benzeyen yaralar görülebilir. Bunlar diğer belirtilerine göre daha az ortaya çıkar.
Göz ile ilgili belirtiler Sıklığı ve şiddeti değişkenlik gösteren göz tutulması; genç erkeklerde daha sık, kadınlarda ve yaşlılarda daha seyrek ve hafiftir. Hastaların başlıca şikayeti görmenin azalması, göz çevresinde ağrı, kanlanma, gözün ışıktan rahatsız olması, puslanma, perdelenme ve siyah nokta uçuşmalarıdır.
Eklem belirtileri sıklıkla büyük eklemlerin; diz, ayak bileği, el bileği ve dirsek tutulmasıyla olur. Ayrıca el ve ayak eklemlerinde, parmak eklemlerinde ve kalça eklemlerinde Behçet Hastalığına bağlı belirtiler olabilir. Eklem tutulması eklem ağrısı ve eklem şişmesi şeklinde ortaya çıkar. Eklemde hareket kısıtlılığı görülürken kızarıklığa pek rastlanmaz. Eklem tutulumu şekil bozukluğu yapmaz ve genellikle de 1-2 hafta içinde kendiliğinden iyileşir.
Damar belirtileri hem atardamar hem de toplardamar hastalanmasıyla bilinir. Ülkemizde toplardamar tutulması daha fazla iken atardamar tutulması çok nadirdir.
Yüzeysel toplardamar tutulması bacakta ip gibi uzayan veya yuvarlak şişlik, kızarıklık, ağrı şeklinde kendini gösterir.
Sinir Sistemi belirtileri çok nadir görülür. Hastalarda devamlı baş ağrısı, ara-ara ortaya çıkan çift görme, kol veya bacaklarda uyuşukluk, kuvvetsizlik, denge bozukluğu, yürüme zorluğu, konuşma bozukluğu, unutkanlık gibi belirtiler olabilir.
Sindirim sistemi belirtileri ender olarak boğaz ağrısı, karın ağrısı, ishal, iştahsızlık, bulantı, kabızlık şeklinde görülebilir.
Akciğer belirtileri ülkemizdeki hastalarda oldukça nadir görülür. Sürekli öksürük, göğüs ağrısı, pembe renkli veya kanlı balgam çıkarılması şeklinde olur.
KORUNMA YOLLARI
Behçet hastalığı gelişimini engellemek için çocuk yetişkinler iyi ve dengeli beslenmelidirler.
Çevre temizliğine ve bireysel temizliklerine azami dikkat edilmelidir.
Sigara alkol ve dumanlı ortamlardan uzak durulmalıdır.
Eğer ailede Behçet hastalığı benzer şikayetlere sık rastlanılıyorsa doktor kontrolünün önemi bir kat daha artmaktadır.
TEDAVİSİNDEN MAKSAT KÖRLÜK VEYA MUHTEMEL BİR SAKATLIĞI ÖNLEMEKTİR
Behçet hastalığı, sadece kortizonla tedavi edilebilen bir hastalık. Sebebi tam olarak bilinmediği için, Behçet hastalığını tamamen geçiren veya yok eden bir tedavi söz konusu değildir. Tedavinin başarılı olması için, tedavi boyunca hekim ve hasta arasında sıkı bir işbirliği gereklidir. Tedavide amaç, yakınmaları azaltmak ve sakatlık ya da körlük gibi komplikasyonları önlemektir.