Batı’dan devşirme yasalar, kadına şiddeti körüklüyor
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Sözde kadın hakları savunucusu dernekler, kadınlara yönelik işlenen vahşi cinayetleri kendi ikballeri için rant olarak görüyor. Her elim olayı propaganda aracı olarak kullanan kadın dernekleri, Türk milletinin sosyolojisine uymayan yasaların devamı yönünde algı yürütüyor. Şiddetin kaynağı olan yasaların devamını isteyip şiddetin son bulması yönünde ikiyüzlü bir tavır sergileyen feminaziler insanlık tarihin en iki yüzlü siyasetine imza atıyor.
Hakkı Bilir İstanbul
Hukuk ve Fikir Platformu Başkanı Avukat Faruk Keleştimur, “Feministlerin argümanları Türkiye’de kadınların hiçbir sorununu çözmüyor. Konuyu bağlamından saptırıp farklı siyasi ajandalara hizmet ederek kadına şiddet sorununun çözülmediği, çözülemeyeceği aşikar. ‘İstanbul Sözleşmesi yaşatır’ gibi sloganlar meselenin özünü anlamaktan uzak, konuyu saptıran ve farklı politik ajandalara hizmet eden yaklaşımlar. Feminist yapıların genel yaklaşımı aile yapısını tahrip etmek üzerine ama aileyi yok etmenin kadını korumaya nasıl bir katkı sağlayacağını açıklayamıyor” dedi.
İslam hukuku
Feministlerin esas derdini aile kavramını yok etmek olduğuna değinen Keleştimur, “Aslına bakarsanız Türk-İslam ruhuna ve aile yapısına olan husumeti meşrulaştırmak esas hedefleri. Burada bizim için esas sıkıntı bunların geleneksel aile yapısını tamamen düşman olarak görmeleri ve ‘cinsel yönelimler’ kavramsallaştırmasıyla fıtri yapıyı bozmak istemeleri. Kadın meselesini de buna alet ediyorlar” değerlendirmesinde bulundu.
Dertleri kadın hakları değil
İnsan Hakları Savunucuları Derneği Genel Başkanı Ali Akbaş, “Türkiye’deki sol kökenli kadın derneklerin amacı kadını korumak değildir. Bu dernekler insan hakkını da kadın hakkını da savunmaz. İdeolojileri için yaşar. Batı’dan ithal kanunları savunmak bu vahşi cinayetlerin devam etmesini istemektir. Bu kabul edilemez. İnsan haklarıyla da kadın haklarıyla da bağdaşamaz. Bu elim cinayetler, İstanbul Sözleşmesi ve diğer kanunlar yürürlükteyken işleniyor. Artık buna bir son verilmesi lazım” ifadelerini kullandı.
Kadın dernekleri yanlış yapıyor
Söz konusu yasaların şiddeti körüklendiğini kaydeden Akbaş, “Batı menşeili bu yasalar şiddeti körüklüyor. Tüm Türkiye’yi kahreden bu cinayetler mevcut yasalar varken işleniyor. Dolayısıyla bu yasaları savunmak da pek mantıklı değil. Kadın derneklerinin bu konudaki istismarına son verilmeli ve daha yapıcı ve bu toplumun gerçeklerine uyan yasalar yürürlüğe girmelidir” şeklinde konuştu.