İslam dünyasının bu yüzyılda yaşamış olduğu en büyük bela; istibdat, baskı ve darbeler ile cunta rejimleri olduğunu söyleyen Rabia Platformu Koordinatörü Cihangir İşbilir, “Batı için demokrasinin helvadan bir put olduğunu, Mısır’da bir defa daha gördük. Mısır’daki darbeye karşı durmak, her insanın vicdan borcudur. ” dedi.
İşbilir, “(Mursi yanlıları bugün de sokaklara çıktılar. Müslüman Kardeşler üyeleri, şu bina önünde, direniş yaptılar) gibi başlıklar... Hemen tuzağa düşüyorsun. Halbuki orada bir darbe var ve onlar darbe karşıtı. Türkiye kaç darbe gördü? 4 açıktan darbe gördü, birçok da gizli. Elektroniğini bile gördük. Açıktan, gizliden, elektronik, manyetik, dijital... Her türlü darbeyi yaşadık biz. Bir sürü gencimiz, evladımız, vaktimiz, nakitimiz zayi oldu gitti. Biz bir darbeyi nasıl hoş görebiliriz ki?” diye konuştu.
Bazı medya organlarının Mısır’daki darbeyi olumlu gösterip “darbe iyidir” mantığı güttüğünü anlatan İşbilir, darbenin favorisi olmayacağını dile getirdi. Mısır’da sivil-asker ilişkileri bağlamında, asker lehine, sivil aleyhine bölgedeki ilişkilerin yeniden anlamlandırıldığını ifade eden İşbilir, şöyle devam etti:
“Çok tehlikeli birşey bu. Biz sadece Mısır’da değil, Türkiye Cumhuriyeti olarak, Türkiye vatandaşları olarak, dünyanın vicdanı olarak, bütün darbelere karşı bir duruş sergilememiz gerekiyor. İslam dünyasının 100 yıl boyunca başındaki en büyük bela olan, istibdadı bertaraf etmesinin, hürriyeti yakalamasının başka çıkar yolu yok. Darbelere karşı yek vücut hareket etmek, hürriyeti, meşruiyeti, katılımcı yönetim anlayışını arttırmak. Çünkü İslam dünyasının bu yüzyılda yaşamış olduğu en büyük bela; istibdat, baskı ve darbelerdir, cunta rejimleridir.”
Cihangir İşbilir, batılı ülkelerin darbe karşısındaki tutumunu eleştirerek, şunları söyledi:
“Batı için demokrasinin helvadan bir put olduğunu, Mısır’da bir defa daha gördük. İşine geldiği vakit kabul ettiğini, işine gelmediği vakit kabul etmediğini, Mısır’da bir defa daha gördük. Bu demek değildir ki; katılımcı, şeffaf, hesap verebilir, insan haklarına, insan onuruna, adalete, hukuka dayanan devlet yönetimini Müslümanlar benimsememelidirler.”
Programlarda, İslam dünyasını daha yakından tanımaya çalışacaklarını vurgulayan İşbilir, “Bugün Suriye’de açlıktan ölen çocuklardan biz de sorumluyuz, tüm insanlık da sorumlu. Fakat maalesef Suriye’de insanlık bugün katlediliyor, insanlık ölüyor. Mısır’da gerçekten insani değerler öldürülüyor, katlediliyor.
Mısır’daki darbeye karşı durmak, her insanın, sadece Müslümanın değil, her insanın vicdan borcudur. Adalete, hukuka, insan haklarına, insan onuruna inanan, hatta demokrasiye inandığını söyleyen her insanın vicdan borcudur. Bunu yapmayanlar, insanlığa da ihanet etmişlerdir” ifadelerini kullandı.
“Mısır ve Suriye samimiyet testi oldu”
Rabia Platformu Koordinatörü İşbilir, Suudi Arabistan’ın Mısır’daki darbe karşısındaki tutumunu eleştirerek, “Suudi Arabistan, ‘Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliği’ni reddediyorum’ dedi. Adama derler; ‘Mısır’daki darbe yönetimini neden ilk kutlayan ülke oldun? Asıl o zaman düşünmeliydin.’ Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliği’nden çekilmek, biraz ucuz kahramanlık. Niçin darbe yönetimini destekledin? Dolayısıyla İslam ülkeleri bu süreçte kendilerini iyi sorgulamalılar. Mısır ve Suriye, batı demokrasilerinin gerçek yüzlerini ortaya çıkardığı gibi samimiyet testi de olmuştur, insanlık testi olmuştur. Bu testten umarım biz geçeriz” şeklinde konuştu.