• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Başörtüsü yasağı konsolosluk önünde tel’in edildi Can Azerbaycan’a 28 Şubat gelmesin!

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Başörtüsü yasağı konsolosluk önünde tel’in edildi Can Azerbaycan’a 28 Şubat gelmesin!

Azerbaycan'da uygulanan ve Türkiye’deki 28 Şubat sürecini aratmayan başörtüsü yasağı İstanbul'da bulunan Azerbaycan konsolosluğu önünde protesto edildi. Özgür-Der'in çağrısıyla bir araya gelen grup gayri insani ve gayri hukuki uygulamalara tepki gösterdi. Eylem sırasında "Azerbaycan'da Hicab Yasağına Hayır- Azerbaycan'da Hicab Qadağasına Yox!" yazılı pankartla "Başörtüsü Müslüman Kadının Kimliğidir", "Azerbaycan'a 28 Şubat Gelmesin", "Başörtüsü Allah'ın Emridir, Yasaklanamaz", "Bu Yanlıştan Vazgeç" yazılı dövizler taşındı.

Azerbaycan’da okullarda uygulamaya konulan ve 28 Şubat dönemindeki zulüm politikalarını aratmayan başörtüsü yasağı, İstanbul’daki Azerbaycan Konsolosluğu önünde protesto edilirken, Özgür-Der'in çağrısıyla toplanan kalabalık yasağa ve inanç dayatmalarına sert tepki gösterdi.

Eylem sırasında "Azerbaycan'da Hicab Yasağına Hayır- Azerbaycan'da Hicab Qadağasına Yox!" yazılı pankartla "Başörtüsü Müslüman Kadının Kimliğidir", "Azerbaycan'a 28 Şubat Gelmesin", "Başörtüsü Allah'ın Emridir, Yasaklanamaz", "Bu Yanlıştan Vazgeç" yazılı pankartlar taşındı.

Programda sunuş konuşmasını gerçekleştiren Ahmet Kerim Artuk ile konuşmacı Hülya Şekerci’nin değerlendirmeleri, 28 Şubat sürecinin acı tecrübeleri ile Bakü’nün mevcut politikaları arasındaki benzerlikleri gözler önüne serdi.


 

"Müminler İçin Kardeşliği Sınırlar Değil, İman Bağı Düzenler"

Eylemin açılış konuşmasını yapan aktivist Ahmet Kerim Artuk, Azerbaycan’da son aylarda hız kazanan mevzuat dayatmalarının perde arkasını hukuki ve siyasi boyutlarıyla aktardı. Azerbaycan Milli Meclisi’nin geçtiğimiz Temmuz ayında “Genel Eğitim Hakkında Kanun”a “millilik ve laiklik” ilkelerini eklemesini hatırlatan Artuk, sürecin bilinçli bir plan doğrultusunda işletildiğini söyledi.

Azerbaycan’da Bakanlar Kurulu kararıyla okullarda yürürlüğe konulan yeni kılık kıyafet yönetmeliğine değinen Artuk, şu tespitlerde bulundu:

"Kararda, öğrencilerin belirlenmiş okul kıyafetinin bütünlüğünü bozan veya genel eğitimin laiklik ilkesine uygun olmayan unsurları kullanmasına izin verilmeyeceği hükme bağlandı. Bu adım, zaten fiiliyatta hukuksuzca işletilen yasakçı anlayışa resmi bir zemin kazandırmıştır. Bugün Bakü’de ve Sumqayıt’ta kapı dışarı edilen, gözyaşları içinde evlerine dönmek zorunda bırakılan gencecik kız kardeşlerimizin dramına şahitlik ediyoruz."

Medyada meseleyi aktarırken yapılan "kardeş ülke Azerbaycan" benzeri tanımlamaları da eleştiren Artuk, "Medyada bu kararın 'Kardeş ülke Azerbaycan’da başörtüsü yasağı' şeklinde sunulması hakikati yansıtmamaktadır. Seküler dayatmacılığı ve dış politikada Siyonist zalimlerle sergilediği iş birliği görüntüleri nedeniyle bu yönetim bizim kardeşimiz olamaz. Bakü yönetimi, Gazzeli şehitlerimizin kanına Azerbaycanlı mütesettir kardeşlerimizin gözyaşlarını eklemiştir. Müminler için kardeşliği kan bağı değil, iman bağı belirler. Yeryüzünün hangi köşesinde olursa olsun bir zorbalık varsa, coğrafi sınır tanımaksızın oraya müdahil olmak İslami ve insani sorumluluğumuzdur." dedi.


 

"28 Şubat’ın İkna Odaları Şimdi 'Pedagoji Şurası' Adıyla Hortlatılıyor"

Artuk’un ardından söz alan Özgür-Der kurucu eski başkanı Hülya Şekerci, Bakü’de kapıdan çevrilen lise öğrencilerinin hüznünü Türkiye’nin çeyrek asır önce yaşadığı 28 Şubat darbe dönemine benzeterek kapsamlı bir değerlendirmede bulundu. Henüz 15-17 yaşlarındaki çocukların devlet aygıtının kurumsal şiddetiyle karşı karşıya kaldığını hatırlatan Şekerci, yaşananların basit bir kılık kıyafet tartışması olmadığını vurguladı:

"Okullardan ağlayarak çıkan o genç kızlarımızı gördüğümüzde tarifi imkansız bir acı yaşadık. Çünkü 20-25 yıl önce bu topraklarda aynı travmayı, aynı dışlanmayı bizler yaşadık; aynı direniş süreçlerinden geçtik. Karşımızda duran zihniyet hiçbir zaman değişmedi. 28 Şubat’ta nasıl 'çağdaş kılık kıyafete uygunluk' kılıfı altına saklandılarsa, bugün de Azerbaycan’da 'forma bütünlüğü' arkasına saklanarak laiklik dayatmasıyla yasağı uyguluyorlar. Doğrudan tesettürü yasakladık diyemiyorlar, ilkelerin arkasına sığınarak inanca saldırıyorlar."

Şekerci, resmi genelgede yer alan "uzlaşma sağlanamaması durumunda devreye girecek Pedagoji Şuraları" maddesine dikkat çekerek, bu uygulamanın Türkiye tarihindeki karanlık "ikna odaları"nın birebir kopyası olduğunu söyledi:

"Pedagoji Şurası denildiğinde bizim aklımıza üniversite kapılarında kurulan o meşum ikna odaları geliyor. Genç fidanların manevi baskı ve psikolojik zorbalıkla başlarını açmaya zorlandığı mekanizmaları çok iyi biliyoruz. Aynı yöntemleri bugün kardeş coğrafyamızda devreye sokmak istiyorlar. Buna asla sessiz kalmayacağız."


 

"Başörtüsü Bir Üniforma Değil, Allah’ın Bahşettiği Kimliktir"

Başörtüsünün yönetmeliklere hapsedilecek bir forma unsuru gibi sunulmasını kesin bir dille reddeden Şekerci, örtünmenin Müslüman kadının dokunulmaz kimliği olduğuna işaret etti:

"Bizim başörtümüz bir okul forması değildir. Hatta sadece bir insan hakkı meselesi de değildir. Başörtüsü, Müslüman kadının bizzat şahsiyeti, Allah’ın ona bahşettiği kimliğidir. Tek bir kişi bile mağdur edilse bu kimliğin izzetini savunmaya devam edeceğiz. Bu yasakçı yönetmelik kaldırılmadıkça Müslümanların başı üzerinde sallanan bir tehdit kılıcı olmaya devam edecektir."

Azerbaycan halkı ile yönetimi arasındaki ayrıma da değinen Şekerci, "Tek millet, iki devlet" retoriğinin zulümleri meşrulaştırmak için kalkan yapılamayacağını kaydetti:

"Biz Azerbaycan’da inancını yaşadığı için dışlanan, tutuklanan kardeşlerimizle, halkımızla tek bir milletiz; çünkü aynı Rabbe, aynı kıbleye ve aynı değerlere inanıyoruz. Ancak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda katil Netanyahu protesto edilirken, salonlar boşaltılırken onun karşısında oturmaya devam eden, Siyonist katillerle stratejik ortaklık geliştiren bir idareye asla kardeş devlet diyemeyiz."

Konuşmasının sonunda diplomatik inisiyatif alma çağrısında bulunan Hülya Şekerci, yetkililerinin Bakü yönetimi üzerindeki nüfuzunu kullanarak bu zulmü durduracak adımları atması gerektiğini belirtti:


 

"Hükümet yetkililerinin Azerbaycan’ı bu yanlış adımdan dönmesi için uyardığına dair iddialar var; eğer uyarıldıysa doğru yapılmıştır. Ancak uyarılmadıysa derhal en net ifadelerle bu baskılara son verilmesi çağrısı yapılmalıdır.

Filistin’deki direnişimiz ne ise, Azerbaycan’daki başörtüsü mücadelemiz de odur. İnancımıza ve kardeşlerimize dönük bu düşmanca politikalardan vazgeçilinceye kadar sesimizi sokaklarda ve meydanlarda yükseltmeyi sürdüreceğiz."

Basın açıklaması, sık sık atılan "İnanca, örtüye, kimliğine sahip çık", "Hicap yasağı kardeşliğin utancı","Hicaba Uzanan Eller Kırılsın", "Hicaba Azadlık Kardaşlığın Gereği", "Katil İsrail İşbirlikçi Aliyev", "Yaşasın İslami mücadelemiz" ve "Müslüman zulme sessiz kalamaz" sloganları eşliğinde sona erdi.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Vay vay

Aliyev dun söyleyeceğini söyledi.. bizim iç işlerimize karışmayın dedi.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23