2013 yılında Akit’te yer alan Mavi Marmara şehidinin emaneti Beyza’nın okulda başörtüsü baskısına maruz kaldığını içeren “Şehidin kızını ağlattılar” başlıklı haber sebebiyle Ankara Temsilcimiz Hacı Yakışıklı tazminata mahkûm edilmişti. Bireysel başvuruyu karara bağlayan Anayasa Mahkemesi; Bölge Mahkemesinin yasakçıya prim veren tazminat kararının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği sonucuna vararak haberimizi doğru buldu.
Mustafa ŞAŞMAZTÜRK Ankara
İskenderun Paşa Karaca Anadolu Öğretmen Lisesi’ndeki üç öğretmenin, şehit kızı Beyza Bengisu Akyüz’e uyguladığı başörtüsü baskısını 2013 yılında gündeme taşıyan Akit’e “sus cezası” verilmiş, Adana Bölge Adliye 3. Hukuk Mahkemesi, yerel mahkemenin Akit lehine verdiği kararı bozarak gazetemizi tazminat cezasına çarptırmıştı. O dönem haberi yapan Ankara Temsilcimiz Hacı Yakışıklı’nın da evi ve arabası haciz altına alınarak suçlu muamelesi görmüştü. Akyüz’ün mağduriyetini kamuoyuna “Şehidin kızını ağlattılar” haberiyle duyuran Akit’e “kusuru ağır” denilerek verilen 2019/325 no’lu kararda, okulu başörtülü mazluma dar eden öğretmenlerden Bülent Cengiz Önay’ın “zan altında bırakıldığı” öne sürülmüştü.
“Akit’in haberi doğrudur”
3 Ekim 2013 tarihinde Akit’te yayınlanan “Şehidin kızını ağlattılar” haberiyle başlayan süreç şöyle gelişti... Mavi Marmara Şehidi Cengiz Akyüz’ün, o dönem İskenderun Paşa Karaca Anadolu Öğretmen Lisesi 10. sınıfta eğitim gören kızı Beyza Bengisu Akyüz, okula başörtülü geldiği gerekçesiyle okul öğretmenlerinin tehditlerine maruz kaldı. İnancını başında taşıyan lise talebesi Akyüz, okul öğretmenlerinin baskısına uğradı. Okuldaki birtakım öğrenci grubunun da Beyza’ya tepki koymasını sağlayan öğretmenler hakkında okul idaresinin onayıyla Milli Eğitim Bakanlığı tarafından soruşturma başlatıldı. Yerel mahkemede başörtü yasakçılarının mağdur ettiği Beyza ve ailesi dinlendi ve öğretmenin tazminat talebi reddedildi. Mağdur öğrenci Beyza ve annesi mahkemede, “Akit’in haberi aynen yazıldığı gibidir, ifadelerimiz doğrudur” dediler.
Mavi Marmara gemisinde bulunan İskenderun İHH Üyesi Cengiz Akyüz (41) tam 4 kurşunla vurularak şehit edilmiş; ardında da 9, 12, 14 yaşlarında üç yetim kalmıştı.
Bölge mahkemesine ders
Anayasa Mahkemesi; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nin yasakçıya prim veren tazminat kararının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği sonucuna vararak Akit’in haberini doğru buldu. Bireysel başvuruyu karara bağlayan Yüksek Mahkeme, gerekçelerini şöyle sıraladı:
Toplumun sesi
“Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullardaki öğrencilerin kılık ve kıyafetlerine dair yönetmelikte yapılan değişiklikle birlikte 27/9/2014 tarihinde ortaokul ve lise öğrencilerinin okula başörtüsü ile gidebilmeleri mümkün hâle getirilmiştir. Yönetmelik değişikliğinden önceki dönemde ise bu çağdaki öğrencilerin okullara başörtüsü ile gidip gidemeyecekleri meselesi çokça tartışılmış ve bu tartışmalar kamuoyunda geniş yer bulmuştur. Yaşanan tartışmalarda, okullarda başörtü serbestine karşı çıkan ve başörtüsü takanları hedef alan söylemlerde bulunan bir kesimin de olduğu bilinmektedir. Bu yönüyle -yazının yazıldığı tarihe bakıldığında- anlatılan olayların yönetmelik değişikliğinden önceki yakın bir tarihte toplumun büyük kesimi için hassasiyet teşkil eden ve toplumsal duyarlılığın çok yüksek olduğu tartışmalar ekseninde yer alan bir olaya ilişkin olarak kaleme alındığı anlaşılmaktadır.”
Basın özgürlüğü
“Yukarıdaki tespitlere karşın Bölge Adliye Mahkemesi; başvuruya konu ifadelerin kullanıldığı dönemdeki koşulları, ifadelerin bağlamını ve olgusal temelini tartışmadan, ifadelerin bir kısmını bağlamından kopartarak ve yeterli olgusal temeli olduğu gözetmeden değerlendirme konusu yapmış ve başvurucular aleyhine tazminat ödenmesine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesinin vardığı sonuçlarla birlikte Bölge Adliye Mahkemesi kararı değerlendirildiğinde Mahkemenin başvurucuların ifade özgürlüğü ile davacının şeref ve itibar hakkı arasında adil bir denge kurduğu söylenemez. Bölge Adliye Mahkemesinin başvurucular aleyhine davayı kabul etmesini haklı göstermek için sunduğu gerekçeler uygun ve yeterli kabul edilmemiş, başvurucuların Anayasa’nın 26. ve 28. maddeleri kapsamındaki ifade ve basın özgürlüklerine uygulanan sınırlamaların haklı çıkarılması için toplumsal ihtiyaca karşılık gelmediği kanaatine ulaşılmıştır.”