• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Avrupa’nın güvenliği Türkiye’den geçer

Yeniakit Publisher
2016-06-12 07:18:00 - 2016-06-12 07:09:26
Avrupa’nın güvenliği Türkiye’den geçer

Hollanda programında konuşan AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, “terör hamilerine” çarpıcı Batasuna örneği vererek, “Bizde terörle içiçe geçmiş vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ve yargıya havale edilmelerine karşı çıkanlar, Batasuna konusunda AİHM’in verdiği karara baksınlar” şeklinde konuştu.

SERDAR ARSEVEN / LAHEYAB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Hollanda programının son gününde beraberindeki gazetecilere değerlendirmelerde bulundu.

Bakan Ömer Çelik, Türkiye’nin dünya barışı ve huzuru için önemine dikkat çektiği değerlendirmelerinde şu görüşlere yer verdi: “AB tarafına da söylüyorum; 2015’te Sayın Cumhurbaşkanımızın ziyaretiyle birlikte yeni dönem açıldı, yeni dönem için göç krizi olsa da dikkat etmemiz gereken, Türkiye ile ilişkiyi sadece göç meselesi ile ve bu krizin yönetilmesi ile sınırlı tutmamaları gerekir. Bu kriz aynı zamanda bir şeye işaret etti, Türkiye AB ilişkisi bütün dünyaya barış için anahtar rol oynuyor. AB’deki dostlarımıza şunu hatırlatmalı: Türkiye herhangi bir balkan ülkesi değildir. Sıradan bir ülke gibi düşünülmemelidir. Sıradan bir ülke olmama durumu sadece jeopolitiği ile ilgili değildir, çeşitli meydan okumalara karşı çözüm üretme kapasitesi çok önemlidir ve AB’nin geleceği açısından da ihtiyaç duyulan bir kapasite ve bir imkândır.

AB MALİ YARDIMDA GEÇ KALDI

Türkiye’nin mültecilere yönelik bugüne kadar 11 milyar dolar harcama yaptığına dikkat çeken Çelik, “Biz bunu Suriyeli kardeşlerimize kimsenin el uzatmadığı bir dönemde yaptık. Bu işler başladığında, AB’deki dostlarımız da ortak bir şekilde taşın altına elini koymalıydı. Bundan sonrası için ‘proje yapın, aracı kurumlar üzerinden aktaralım’ gibi verimli olmayan yaklaşımlar var. AFAD mükemmel çalışan bir kurumumuz, herkesin takdirini kazanmış durumda. Bu projeler yapılırken AFAD’ın mutlaka işin içinde olması lazım. Sağlık ve Milli Eğitim’le ilgili yardımların doğrudan bu bakanlıklar tarafından yapılması lazım. Denetim tabii olur biz bundan kaçınmayız.  

TÜRKİYE’NİN GÜVENLİĞİ AB’NİN DE GÜVENLİĞİ DEMEKTİR

Türkiye’nin terörle mücadele kapasitesinin korunmasına ihtiyaç duyulduğunu da vurgulayan Çelik, şöyle devam etti: Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliğini sağlıyoruz ama bu aynı zamanda Avrupa demokrasilerinin de güvenliği demektir. AB ülkelerinin bizim terörle mücadele kapasitemizin kendilerine faydalı olacağını görmeleri lazım. Odaklanılması gereken şey, özgürlük-güvenlik dengesinin kurulmasıdır. Bakın Fransa, tekil saldırıda bile olağanüstü hal ilan etti, biz buna benzer saldırılarla defalarca karşı karşıya kaldık ve özgürlük güvenlik dengesini sağladık. Karşı karşıya olduğumuz en komplike terör saldırılarına rağmen, temel haklar ve özgürlükler konusunda geri adım atma gibi bir yaklaşım içinde değiliz, öyle bir yaklaşım içinde olsaydık, 23 ve 24. fasılların açılması için ısrarcı olmazdık. Terörle mücadele, demokratik atılımları askıya aldığımız bir süreç  değildir. 

TERÖR KONUSUNDA AB ÇİFTE STANDARTLI DAVRANIYOR

Sabancı’nın katili Fehriye Erdal’ın Türkiye’ye iade edilmemesinin hatırlatılması üzerine Çelik, şunları söyledi: “Çifte standartlar var. Bunları açık bir şekilde konuşmamız lazım. Yani, bazen bir terör unsuru bazı devletler için yakın tehlike arz etmediğinden, o terör örgütü ile mücadele konusunda yavaş davranabiliyorlar. Herhangi bir yerde PKK ofisi açılması, faaliyetlerine izin verilmesi, DAEŞ’in faaliyetlerine izin verilmesi gibidir, DAEŞ, DHKP/C, PKK arasında fark yoktur, etiketlemede eşitlik varsa, eylemlere bakışta da eşitlik olmalıdır.

PKK’YA DESTEK VERENLERİN DAEŞ’İ SUÇLAMAYA HAKLARI YOK

Çelik, “Terör örgütleri arasında ayrım yapanların, bazı başka devletleri ‘DAEŞ’e destek veriyorlar’ diye suçlamalarının anlamı yoktur. Çifte standart çok nettir. Hâlâ talep ettiğimiz bazı teröristler serbest hareket etmektedir. Ne oluyor, terör dönüyor, onları vuruyor. Terörle ilgili adımlarda prensiplerle eylemler arasında bir uyum olmazsa, terör örgütleri ile mücadele çok zorlaşır. Almanya Parlamentosu’nun soykırım kararını değerlendiren Çelik, “Avrupa Birliği ile Türkiye arasında çok yoğun ilişki var. Almanya ise bu göç krizinin yönetilmesinde de merkezi ülke. Alman Parlamentosu’nun sözde soykırım kararı,  AİHM içtihatlarına aykırıdır. Zira, AİHM’e göre, bir ülkeyi  tek kararlı anlatı ile yargılayamazsınız. Türkiye ile Almanya arasında somut kazanımlar konusunda daha çok enerji sarf etmek gerekirken, enerjinin çok büyük bir bölümünü negatif bir ajandaya akıtmış oldular. Çekimser kalan Alman milletvekilinin de dediği gibi, bu çok yanlış bir yöntem, normalleşmeye katkı sağlamaz” diye konuştu. 

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNDE İLERİDEYİZ

Çelik, “Bizdeki duruma bakın bir de. Bizde terörle içiçe olan vekiller var ve biz yargılanmalarının önünü açıyoruz. Terörle kol kola yürüyen vekil kabul edilebilir mi, katilin ismini bir yerlere veren yönetim kabul edilebilir mi? Batasuna konusunda AİHM’e hak verenler, Türkiye’nin bundan çok daha fazlasını yapanlara, terörle kol kola yürüyenlere karşı yargıyı harekete geçirmesine karşı çıkıyorlar, bu ne yaman bir çifte standarttır. Bakın, bir millete soykırım yapıyor demeyi ifade hürriyetinden sayıyorlar ama Cumhurbaşkanımızın buna karşı çıkmasını ifade hürriyeti sınırları içinde görmüyorlar. Bu kabul edilemez. Schultz’un da Cumhurbaşkanımıza gönderdiği o kabul edilemez mektubu, Alman Parlamentosu’na göndermesi lazım, evrensel değerlere ve hukuka aykırı hareket ettiği için. Batasuna örneği ortada. Türkiye ifade hürriyeti bakımından Batı’dan çok daha ileri noktadadır.

İSPANYA’DA TERÖR SEVİCİ BATASUNA PARTİSİ KAPATILMIŞTI

Çelik, “Bakın, 2003 yılında Yüksek Mahkeme, Batasuna’nın kapatılmasına karar vermiş. Parti, İspanya Anayasa Mahkemesi’ne itirazda bulunmuş, 16 Ocak 2004 tarihinde bu itiraz reddedilmiş. Daha sonra, 30 Haziran 2009’da AİHM’den bir karar çıkmış. İspanya Yüksek Mahkemesi’nin kararını haklı buluyor AİHM. İspanya Yüksek Mahkemesi’nin verdiği karar gerekçelerine bakın: 1- Batasuna parti sözcüsünün şiddeti öven açıklamalar yapması. 2- Batusuna yöneticilerinin Venezuela’daki ETA mitingine katılmaları. 3- Batusana’nın Bask Sosyalist Partisine ETA tarafından yapılan tehditleri reddetmesi. 4- ETA teröristlerine belediyeler tarafından ödül verilmesi.

 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23