Avrupa’nın beş asırlık sömürge düzeni
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Baran Dergisi yazarı Murat Akdemir, “Avrupa'nın Afrika'yı Yağmalaması! Beş Asırlık Sömürge Düzeni” başlıklı incelemesinde, Avrupa'nın Afrika'da yüzyıllar boyunca kurduğu sömürge düzenini mercek altına aldı. Köle ticaretinden doğal kaynakların yağmalanmasına, Kongo'daki kauçuk teröründen Namibya'daki katliamlara kadar uzanan tarihsel süreç, Batı'nın “medeniyet götürme” söylemi üzerinden eleştirildi.
Baran Dergisi yazarı Murat Akdemir, “Avrupa'nın Afrika'yı Yağmalaması! Beş Asırlık Sömürge Düzeni” başlıklı incelemesinde, Avrupa'nın Afrika'da yüzyıllar boyunca kurduğu sömürge düzenini mercek altına aldı. Köle ticaretinden doğal kaynakların yağmalanmasına, Kongo'daki kauçuk teröründen Namibya'daki katliamlara kadar uzanan tarihsel süreç, Batı'nın “medeniyet götürme” söylemi üzerinden eleştirildi.
Avrupa devletlerinin Afrika'ya yönelik sömürgeci politikaları, kıtanın insan ve doğal kaynaklarının sistematik biçimde Avrupa merkezli ekonomik düzenin hizmetine sunulmasına yol açtı. Murat Akdemir, söz konusu incelemesinde Portekiz'in başlattığı Atlantik köle ticaretinden Berlin Konferansı'na, Belçika'nın Kongo'daki uygulamalarından Almanya'nın Namibya'daki katliamlarına kadar uzanan süreci tarihsel örneklerle ele alıyor.
Afrika'nın “tarihsiz kıta” olarak sunulması
Akdemir'in dikkat çektiği başlıklardan biri, sömürgecilik döneminde Afrika'nın tarih ve medeniyetten yoksun bir kıta olarak gösterilmesi. Oysa Mali, Songhay, Kanem-Bornu, Benin, Kongo, Etiyopya ve Büyük Zimbabwe gibi devletlerin yanı sıra Timbuktu gibi önemli ilim ve ticaret merkezleri, Avrupa'nın kıtadaki sömürgeci hâkimiyetinden önce gelişmiş siyasi ve kültürel yapılara sahipti.
İncelemeye göre “medeniyet götürme” söylemi, Avrupa'nın askerî ve ekonomik müdahalelerini meşrulaştıran temel araçlardan biri hâline geldi.
Milyonlarca Afrikalı köle ticaretinin kurbanı oldu
yüzyıldan itibaren Atlantik köle ticaretinin genişlemesiyle milyonlarca Afrikalı zorla yerinden edildi. Portekiz'in ardından İspanya, Hollanda, İngiltere ve Fransa'nın da dahil olduğu sistemde insanlar gemilerle Amerika kıtasına taşındı.
Akdemir, “Orta Geçiş” olarak bilinen Atlantik yolculuklarının ağır koşullarına da dikkat çekiyor. İnsanların gemilerin dar ve havasız bölümlerinde tutulduğu, hastalık, açlık ve susuzluk nedeniyle çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği bu süreç, köle ticaretinin en ağır aşamalarından birini oluşturdu.
Berlin Konferansı ile Afrika'nın paylaşılması
1884-1885 yıllarında düzenlenen Berlin Konferansı ise Afrika'nın Avrupalı güçler arasında paylaşılmasının dönüm noktalarından biri oldu. Almanya Şansölyesi Otto von Bismarck'ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen konferansta Avrupalı devletler, kıtadaki sömürge rekabetinin kurallarını belirledi.
yüzyılın sonlarına doğru Afrika topraklarının büyük bölümü Avrupa devletlerinin kontrolüne girdi. Sömürge yönetimleri tarafından oluşturulan sınırlar, kimi zaman mevcut toplumsal ve siyasi yapıların dikkate alınmaması nedeniyle uzun vadeli sorunlara da zemin hazırladı.
Kongo'da kauçuk sömürüsü
Sömürgecilik tarihinin en ağır örneklerinden biri Kongo'da yaşandı. Belçika Kralı II. Léopold'un yönetimi altında Kongo'da kauçuk üretimi için ağır çalışma ve kota sistemi uygulandı. Yerel halk üzerinde şiddet ve zor kullanıldığına ilişkin çok sayıda tarihsel belge ve tanıklık bulunuyor.
Kongo'daki uygulamalar, sömürge yönetiminin ekonomik çıkarlar uğruna insan hayatını nasıl geri plana ittiğinin en çarpıcı örnekleri arasında gösteriliyor.
Namibya'da soykırım
Almanya'nın Güneybatı Afrika'daki sömürge yönetimi döneminde Herero ve Nama halklarına yönelik katliamlar da incelemenin önemli başlıklarından biri.
1904'te General Lothar von Trotha'nın imha emriyle başlayan süreçte on binlerce Herero ve Nama hayatını kaybetti. Hayatta kalanların önemli bir bölümü toplama kamplarında tutuldu. Shark Island kampı, bu dönemin en ağır sembollerinden biri olarak tarihe geçti.
Cezayir'de 132 yıllık Fransız sömürge yönetimi
Fransa'nın Cezayir'deki 1830'da başlayan sömürge yönetimi de Akdemir'in ele aldığı başlıklardan biri. 132 yıl süren Fransız hâkimiyeti boyunca direnişlerin bastırılması, toplu cezalandırmalar, işkence ve zorunlu yer değiştirmeler gibi uygulamalar yaşandı.
Fransa'nın Cezayir'deki nükleer denemeleri ise sömürge döneminin sona ermesinin ardından dahi tartışılmaya devam eden bir başka başlık oldu. Fransa, 1960'tan itibaren Cezayir Sahrası'nda nükleer denemeler gerçekleştirdi.
İngiliz sömürge sisteminde ekonomik kontrol
İngiliz sömürge yönetimlerinin uyguladığı vergi ve çalışma sistemleri de incelemede eleştiriliyor. Yerel halktan alınan çeşitli vergiler, nakit ekonomisinin yaygınlaştırılması ve ücretli çalışmaya zorlayan ekonomik düzenlemeler, sömürge yönetiminin kontrol mekanizmaları arasında yer aldı.
Demiryolları da bu ekonomik düzenin önemli araçlarından biri hâline geldi. Kıtanın farklı bölgelerinde kurulan ulaşım ağlarının önemli bir bölümünün, maden ve tarım ürünlerini iç bölgelerden limanlara taşıyarak Avrupa pazarlarına ulaştırma amacına hizmet ettiği belirtiliyor.