Çorum İskilipli Atıf Hoca’nın ‘Frenk mukallitliği ve şapka’ eseri ve bu minvalde Ankara’yı gayri milli bulmasına itirazen idam edilişinin, şehadetinin 100 yılında müderrisi olduğu Fatih Medresesi önünde, Fatih Cami avlusunda 04.02. tarihinde, saat 17:00 de anma açıklaması yapılacaktır.
Sözde cumhuriyet tam bir Frenk mukallitliği, İngiliz mandacılığı, Yunan sevdacılığıdır ve bütün değişim dönüşüm bu minvalde yapılmıştır. Tek kelimeyle batıcılık, batılcılıktır. Şapka da bunun bir sembolüdür. Allah’ın kulları bayanlar örtünmeye daha evlayken başörtüsü yasaklanmış ve erkeklere tam zıttına İngiliz şapkası dayatılmıştır. Hatta arka planda siyonizmin olduğunu da izahen fötür öne çıkartılmıştır. Savaş asıl düşmana benzeyince, fizikenden çok fikren mağlup olunca kaybedilir.
Ayasofya Allah için ve Allah’ın resulü İsa önderliğinde ise bütün mabetler mescitler Allah’ındır oranın aslına camiye döndürülmesi çok tabii ve hukukidir, aslına döndürmektir bunda hiçbir mahsur yoktur. Oranın müzeleştirilmesi ise tamamen kişiliksizleştirmedir. Hakkı inkar, hak gaspıdır. Tekrar eski haline rücu ettirilmesi bir hakkın teslimidir. Diğer taraftan ezanın söz de türkçeleştirilmesi iyi niyetli olmayıp 11 defa Allah ismi geçiriyorken 3 defa geçen ilah ismiyle eş anlamlı dillendirilip 14 defa Tanrı kelimesi geçirilmiştir ve bu tamamen izafidir. O gün devlet yönetiminde hangi ideoloji varsa ezan o ideolojinin şehadetine dönüştürülmüştür. Burada korkunç bir tuzak vardır. Türkçeleştirme diye iyi niyetli görülemez. Bu hata da düzeltilmiştir inşallah.
Şapkadan da tehlikeli Frenk mukalitliği pazar taklididir. Pazar Hristiyanların bile değil, İsa nebinin ibadet günü cumartesiydi, Pazar tamamen bir paganist Roma dayatmasıdır. Roma kralı konstantin’in ben güneş tanrısıyım sunday güneş günü, iş yapılamaz bayramdır diye dayatmasıyla bu önce hristiyanları iğva etmiş peşinden, İşte tam bir kuru taklitçilik Batı zihniyeti, sözde Cumhuriyet dönemi yöneticikeri de bu pazar tatilini taklit etmiştir. Halbuki bizim dünyamızda pazar iş günü, alışveriş günü, cuma direniş günüdür, Cuma ibadet günüdür. Rabbi randevudur. Allah’la olan randevu gününde ve saatinde iş koymak, üstelik Frenk taklitçiliği olarak paganist bir bayram olan pazarı tatile dönüştürmek asla kabul edilebilir değildir. Bu derhal düzeltilmelidir. Cumartesi pazar azınlığa az da, bir cuma çoğunluğa çok mu? Cuma Rabbi randevu, dolayısıyla Cuma ibadet günüdür, bu ivedilikle düzeltilmelidir.
Atıf Hocayı Yunan, İngiliz ajanlığı ile suçlayanlar daha ilk fırsatta İngiliz şapkası takmış, siyoni fötr giymiş ve Yunan, Latin alfabesine geçmiştir. Bin yıllık Selçuklu, Osmanlı Türk alfabesi olan Kur’an alfabesinin suyu mu çıktı? Yunan değil Kur’an alfabesi. Yunani değil Gurani Türkçe diyoruz. Burada korkunç bir sahtekarlık, aldatmaca var. Düşmana benzemek, düşmanın fikriyle, harfi ile kültürüyle buluşmak asıl kayıptır ve Allah’a, İslam’a ve Kur’an’a sırtını dönmenin en belirgin nişanesidir. Derhal ortak Türk alfabesi, ortak ümmet alfabesi Kur’an alfabesine geçilmelidir. Arapçılık demiyorum, yunancılık batıcılık hiç demiyorum. Gur’anilik, islamilik. Bin yıllık Türk alfabesine derhal geçilmelidir. Yunan değil Kur’an alfabesi, latini yunani değil Gur’ani Türkçe.
Saltanatı kaldırmak yerine geçici saltanat, kalıcı saltanata dönüştürülmüş, babadan oğula bile geçmeyen saltanat kurulmuştur. Tam da zıttına Osmanlı’yı coğrafyayı, ümmeti bir arada tutan birliğinin ve dirliğinin temsili olan halifeliği, hakkın hakikatin temsiliyetini kaldırmışlar ve ümmeti darmadağın etmişlerdir. Sadece Osmanlı değil tüm coğrafya o gündür bugündür inim inim inlemekte, emperyalistlerin çizmeleri altında ezilmektedir. Bütün bu yıkımlardan sözde cumhuriyetçi batıcı, ğayri milli zihniyetler sorumludur. Bir taraftan filistini bırakıp gelmişler, bir taraftan da filistini, coğrafyayı kurtaracak olan hilafet birliğini dağıtmışlardır. Osmanlı paşaları Atıf Hoca’nın da deyimiyle adeta İngiliz paşalarına dönüşmüş ve frenk taklitçiliği ile özentisiyle bu coğrafyanın canına okumuşlardır. Ve şu andaki Ğazzedeki, Gudüs’teki soykırımda bu siyonistler kadar, İngilizler kadar, Amerikalılar kadar sözde cumhuriyetçi, batıcı kadronun da eli vardır, parmağı vardır. Onların da vebali vardır ve elleri kanlıdır.
Anayasa Rabbin işidir. Anayasa kim adına yapılıyorsa, halkın Rabbi o kişidir. Bir fani adına anayasa düzenlenemez. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey olamaz, özellikle bir İslam coğrafyasında. Dünya Allah’ın da, hilafetin son kalesinde kişi bazlı bir anayasa düzenlenemez. Bu yaratıcıyla, Hakkla halkın arasına girmektir. Bu çok büyük bir zulümdür. Bu halkın dünyasını çaldınız bari ahiretine göz dikmeyin. Bu halkı adeta rabble ayrıştıran Rabbe karşı kalkıştıran bir darbedir, ihtilaldir, hukuksuzluktur, haksızlıktır. Anayasa Rabbin işidir, anayasa Gur’an’dır, Gur’an’ın muhkem ayetleri anayasanın maddeleridir. Doğmatik, yobaz, bağnaz, cahili bir zihniyetle, kişi bazlı bir anayasa yapılamaz, değişmez denilemez, bu kadar dogmatiklik olamaz bu çağda. Bu yanlıştan derhal dönülmelidir, bir an önce hukuki, meşru, ilahi bir anayasa yürürlüğe girmelidir. Bu Rabbin hakkıdır, tek ehil de O’dur. Anayasa Rabbin işidir ve anayasa Gur’an’dır.
Çorum İskilipli Atıf Hoca daha İşin başında bu felaketi, vahameti fark etmiş ve Ankara’yı milli bulmamış, Kuvayi Milliye hiç bulmamış ondan dolayı itiraz etmiştir. Yoksa en şedid Yunan, İngiliz düşmanı Atıf Hoca ve benzerleridir. İşte o sembolik olarak ‘Frenk mukallitliği ve Şapka’nın kitabını yazmış, bir sene sonra yasası çıkmıştır ve bir sene geçmeden de bu Muhterem ve bunun gibi daha niceleri, nice binlercesi idam edilmiştir. Onlar hakka şahitliklerini yapmışlar, şehit olmuşlardır. Biz de onların şehitliğinin şahitliğini yapıyor, onları anıyor hayırla yad ediyoruz.
Onk. Dr. Mehmet Arslan