Ateizm, satanizm ve deizm temalı konserler! Sanatçı değil zehirli mantar gibiler!
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Türk aile yapısını ve toplumunu çökertmeye çalışan karanlık odaklar, sözde sanat adı altında, popüler kültür dayatmasıyla gençliğimizin aklını ve beynini yıkamaya çalışıyor. Sözde sanatsal faaliyet adı altında empoze edilen akımlarla popüler kültür, gençliğimizin aklını yıkıyor. Eşcinselliği eşitlik olarak pazarlayan, toplumsal cinsiyet eşitliği dayatmasıyla sapkınlığı meşrulaştıran; ateizm, satanizm ve deizm gibi akımlarla gençlerin beynini yıkamaya çalışıyorlar.
Sebahattin Ayan İstanbul
Türk aile yapısını ve toplumunu çökertmeye çalışan karanlık odaklar, sözde sanat adı altında, popüler kültür dayatmasıyla gençliğimizin aklını ve beynini yıkamaya çalışıyor, yıkamayı sürdürüyor. İşte son zamanlarda toplumu derinden sarsan ibretlik olaylardan sadece birkaçı...
Avrupa turnesi kapsamında İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadyumu’nda 120 bin kişilik konser veren Kanye West, bazı batıl akımlara ait ritüeller yapıldı ve misafir olarak gelen seyirciler arasında kendisini cadı ve büyücü diye tanıtanlar yer aldı.
Ayşenur Halil ile İkbal Uzuner’i vahşice öldürdükten sonra Fatih’te surlardan atlayarak intihar eden 19 yaşındaki Semih Çelik’in odasından aralarında şeytan keçi kafası denilen “Baphomet” ve gözleri oyulmuş İsa ikonası gibi çok sayıda satanizm sembolü çıktı. Çelik’in cinayetten önce çektiği videoda Uzuner’i işaret ederek, “Bu hayattan çıkarken can almak istiyorum. Bu insanın sen olmasını istiyorum. Kalbini çıkartmak, gözlerini. Biliyorsun zaten” ifadeleri ise kan donduran cinsten.
LGBTİ sapkınlığından etkilenen İsa Aras Mersinli isimli cani, Kahramanmaraş’ta bir okulda düzenlediği saldırıda 12 kişiyi öldürdü ve 13 kişiyi yaraladı.
Son olarak İstanbul Valiliği, 12 Eylül’de Ataköy’de düzenlenmesi planlanan ve görsel şov kılıfı altında satanist ritüel sembolleri barındırdığı gerekçesiyle büyük tepki toplayan “Anyma” konserine izin vermedi.
Konuyla ilgili gazetemize konuşan İlahiyatçı-yazar Ahmet Tahiroğlu, gençlerin giderek kendi değerlerinden, örf ve geleneklerinden, aile bağlarından ve manevi dünyalarından uzaklaştırıldığına dikkat çekerek, şu uyarılarda bulundu:
KİMLERE EMANET EDİYORUZ?
“Gençlerimizin gönül tahtına kimi oturtuyoruz? Çünkü gönülde yer eden isim, zamanla hayatın yönünü de belirler. Gençliğin bir milletin geleceğidir. Gençlerin yaşadığı problemlerde yalnızca onları sorumlu tutmak doğru değildir. Aileden eğitim sistemine, medyadan toplumsal yapıya kadar birçok kesimin sorumluluğu var. Gençlerin önüne yalnızca sahip oldukları şöhret, servet, takipçi sayısı, giyim tarzı veya magazin değeri üzerinden insanların ‘idol’ olarak konulması doğru değildir. Şöhret, örneklik değildir. Takipçi sayısı, fazilet ölçüsü değildir. Alkış, hakikatin delili değildir. Asıl ölçü ahlak, ilim, erdem ve güzel örneklik olmalı. Gençliğe boş bıraktığımız her alanı başkaları doldurur. Bunu izleme, bunu dinleme, bunu örnek alma demek yerine daha güzel, daha değerli ve daha anlamlı alternatifler sunulmalı. Biz onlara Kur’an’ın güzelliğini anlatmazsak başka sesler anlatır. Biz onlara Peygamber Efendimiz’in güzel ahlakını örnek göstermezsek ekranlar başka rol modeller üretir. Hz. Ebubekir’in sadakati, Hz. Ömer’in adaleti, Hz. Osman’ın hayâsı ve Hz. Ali’nin ilmi ile cesareti gençlere aktarılmalı. Sahip oldukları medeniyet mirasının farkında olarak geleceğe yürümeli. Örf ve geleneklerin yaşatılması geçmişe hapsetmek anlamına gelmez.
NASIL BİR GENÇLİK?
Kökü sağlam olan bir gençliğin geleceğe daha güçlü yürümesini sağlamalıyız. Gençlerin dünyadan kopuk, teknolojiye ve gelişmelere kapalı bir anlayışla yetiştirilmemesi gerekir. İhtiyaç duyulan gençlik modeli; dünyayı tanıyan ancak kendi değerlerini kaybetmeyen bir nesildir. Gençler dünyayı tanıyacak, teknoloji kullanacak, sanatla ve sporla ilgilenecek, farklı fikirleri öğrenecek. Ancak bütün bunları yaparken kim olduğunu unutmayacak. Bizim ihtiyacımız olan gençlik; dünyayı bilen ama değerlerini kaybetmeyen, teknolojiyi kullanan ama teknolojiye esir olmayan, sanatla ilgilenen ama sanat uğruna ahlakından vazgeçmeyen, spor yapan ama beden kadar ruhunu da besleyen, modern dünyayı tanıyan ama köklerinden utanmayan bir gençliktir.”