Hilmi Çetin, kaleme aldığı yazısında muhalefetin çatı aday projesini irdeledi. Çetin, "Osmanlı'yı yıkanlar bugün imal ettikleri suni çatılar ile bizim ümmetin çatısını tekrar çatma tahayyülümüzü elimizden almak istiyorlar" tespitinde bulundu.
İşte Hilmi Çetin'in 'ümmetin çatısı' başlıklı o yazı:
Çatı kelimesi muhalefetin ittifak ederek göstermiş olduğu ortak aday Ekmel Bey ile birlikte son günlerde kulağımıza sık sık misafir oluyor.Türkiye gibi, iç politik gündemin cok hızlı bir sekilde değiştiği ülkelerde bazen böyle lalettayin kelimeler gündemin başat mevzusu haline gelebiliyor.Bu konu üzerinde tefekkür ederken ümmetin çatısı ne alemde sorusu dimağıma hücum etti. İslamın son kalesi Devlet-i Âliyye tarihin aktif sahnesinden çekilip, kitapların tozlu sayfalarına mahkum olup, içli hislerle,gözyaşlariyla yadedilen şanlı bir mazi halini aldığından beri ümmetin çatısı uçmuş gözüküyor. Biz o çatıyı tekrar inşa etmeye de muvaffak olamadık zaten. Müsaade etmediler. Kimi zaman dışarıdan gelen çelmeler, kimi zaman içimizdeki gâvur zihniyetli müsteşriklerin fevkalbeşer gayretleri bu ulvi teşebbüse mani olmuştur.
İşte şu son bir yılda ülkemizin geçirdiği ağır imtihan bunun en güzeli misali makamında değil midir? 2009 yılından itibaren görece, nispeten daha müstakil diyebileceğimiz bir dış politika konsepti geliştirmemiz; Mısır ve Suriye'deki firavunların devrilmesi ve devrilmesi ihtimalinde hayat bulan Türkiye-Suriye-Mısır üçlü sacayağından müteşekkil bölgesel insiyatif geliştirme projesi kimleri , niçün rahatsiz etmiştir?
(…)
Mısır'da süreci tersine çevirip Mursi’yi devirerek ve Suriye' de Esad'ın elân iktidarını devam ettirmesine göz yumarak bu projeyi akamete uğratmışlardır. Siyaseten ve iktisaden güçlenen bir Türkiye’nin Suriye ve Mısır’ı da yanına alarak, belki bu gruba Kürtlerin ve Iraklı Sünni-Arapların da iltihakı ile oluşabilecek kuvvetli bir mihver, Batı’nın birinci cihan harbi sonrasında tesis ettiği fabrika ayarlarını bozmuştur. İngiliz emperyalizminin ve ortağı Fransa’nın harbi müteakiben kurmuş olduğu yüz yıllık jepolitik düzenin çatırdamaya başlaması ve bu hengamda Türkiye’nin bu kaostan bir çıkış yolu bulmak adına attığı adımlar birilerinin fena halde canını sıktı.
Evet, Suriye cephesinde Esad’ın kısa sürede devrileceği hesabıyla muhalifler desteklenmiş lakin yanlış hesap Moskova-Tahran ekseninden dönmüş; Rusya ve İran’ın sağlam durmasıyla iç savaş an itibariyle fasit bir daire halini almış vaziyettedir.Mısır cephesinde ise İhvan’a karşı hem dahilde hem hariçte ilginç bir ittifak vücuda gelmiştir. Ordu, laik-liberal kesim, Selefiler gibi normalde bir arada görmeye pek aşina olmadığımız sosyo-politik unsurlar -bugün bizim ülkemizde oluşturulmaya çalışılan şu meşhur çatının muadili- suni bir çatının (İhvan-Mursi düşmanlığı çatısı olarak addedebiliriz bunu) altında cem olmuşlardır. Bu renkli çatının dış müzahereti de Amerika, Rusya,Suudi Arabistan ve Körfez Emirliklerinden gelmiştir.
Görüldüğü üzere bırakınız binanın çatısını çatmayı, bir odanın çatısını aktarmamız dahi onları korkutmaya kafi geliyor.Türkiye'nin biraz palazlanıp mazisinden aldığı güçle, tekraren tarihi misyonuna avdet etme ihtimali birilerini ziyadesiyle korkutuyor.
One minute ve Mavi Marmara' nın bedeli Taksim, nam-ı diğer gezi hadiseleri ile ödetilmeye çalışılmıştır...Batı-İsrail yörüngesinin dışında , bölgesel ve tarihi müttefikleri önceleyen , idealist bir dış politik mimari kurgulama hamlesi, yerli hainler marifetiyle tertip edilen meş'um 17-25 Aralık darbe teşebbüsleri ile mahkum edilmeye gayret edildi.
(…)
100 yıl önce kubbet-ül İslam'ı, kubbemizi, Osmanlı'yı yıkanlar bugün imal ettikleri suni çatılar ile bizim ümmetin çatısını tekrar çatma tahayyülümüzü elimizden almak istiyorlar...