Mizah kisvesi altında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye’ye hakaretler yağdıran Alman medyasına sert tepki geldi. Avrupa’nın yükselen Türkiye’yi hazmedemediğini belirten sanat camiası, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı mağlup edemeyenlerin mizah yoluyla hakarete sarıldıklarını söylediler.
SÜLEYMAN YAŞAR / ANKARA -
ALMAN MEDYASI ALÇAKLIKTA YARIŞIYOR
Alman televizyonlarındaki sözde mizah programlarıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret etme furyasına son olarak devlet televizyonu ZDF katıldı. İslam karşıtı yayınlarıyla bilinen Der Spiegel dergisinin dünkü kapağında ise Erdoğan’ın karikatürü yer aldı. Erdoğan’ı ve Türkiye’yi hedef alan derginin “Korkunç dost” başlığıyla verdiği haber tepkilere neden oldu. Alman medyasının ahlaksız saldırılarını Yeni Akit’e değerlendiren Sanatçı Uğur Işılak, “Ben her şeyin edeplisinden yanayım. Mizah, tiyatro, sinema her ne olursa olsun edep dairesinde olması ve hakaret içermemesi gerektiğine inananlardanım. Karşı tarafı ve onu sevenleri rencide edecek şekilde yayımlar yapılması kabul edilemez” diye konuştu.
UĞUR IŞILDAK: ALÇAKLIĞI ALKIŞLAYANLARDAN UTANIYORUM
Mizahın hakaret ve saldırılara kalkan yapılamayacağını belirten Işılak, “Mizah tebessüm ettirmek içindir, hakaret etmek için değil. Der Spiegel’in kapak olarak çizdiği karikatür ve yer verdiği asılsız iddialar beni üzmedi. Çünkü bu dergi Peygamber Efendimizle ilgili karikatürler çizmişti. Bu derginin Müslümanların ve Türkiye’nin lehine tek bir yazı yazdığı baki değildir. Buradan hareketle Sayın Cumhurbaşkanımızla ilgili yapılan asılsız haberlere zerre kadar üzülmedim. Beni kahreden bu derginin yaptığı alçaklığa alkış tutan yerlilerin olmasıdır. Burada Erdoğan’ın şahsına değil bir Türk cumhurbaşkanına hakaret ediliyor. Yükselen bir Türkiye’ye hakaret ediliyor. Bu bir hazımsızlığın sonucu ve bunu yerli geçinen sözde aydınlar alkışlayabiliyor. Bizi kahreden tam olarak bu. Devletim ve milletim adına bu zümreden utanıyorum” ifadelerini kullandı.
ŞENTÜRK: ERDOĞAN KİMYALARINI BOZDU
Batı dünyasının ikiyüzlü medeniyet anlayışını işaret eden Yönetmen ve Yazar Erem Şentürk ise, “Avrupa’nın medya ahlakı kendilerinin dışındaki herkese hakaret etmeyi meşru görür. Kendilerinin dışındaki herkesle alay edilebilir, onların canı yakılabilir. Zaten Batı zihniyetine gören onların dışında kalanlar pek de insan sayılmaz. Bu anlayış Roma’dan kalan, bize de muasır medeniyet diye gösterilen Avrupa medeniyetinin kurucu aklıdır. Bu hastalık yeni değil. Kendi anlattıkları kurallarla, kendi aralarında rekabet edebiliyorlardı. Recep Tayyip Erdoğan, çıtayı öyle bir yere koydu ki kimse rekabet edemiyor. Erdoğan, Avrupa’nın rekabet ve siyaset sistemini bozdu.
Erdoğan’ın karşısında kendi ülkesinde bile siyaset yapamıyorlar. Bir Alman, İngiliz veya Fransız vatandaş bile Erdoğan’a bakınca kendi ülkelerinin liderlerinin siyaset yapamadığını görüyor. Dolayısıyla Avrupa’da şu anda eleştirinin cetveli Erdoğan. Bugün itibariyle son yüz yıldır Avrupa’nın bize yaptığını onlara yapıyoruz. Avrupa’daki insanlar Erdoğan üzerinden kendi liderlerini değerlendirdikleri zaman; ‘Bizimkiler pasif, korkak ve cahil’ diyorlar. Erdoğan sadece posterden ibaret bir lider değil, AB posterden ibaret liderlere alıştı. Saldırganlıklarının asıl sebebi bunlar” şeklinde konuştu.
TÜRKLERDEN ZDF KANALINA SİYAH ÇELENK
Almanya’nın ikinci devlet televizyon kanalı ZDF, “mizah” adı altında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ağır hakaretler içeren bir program yayınlaması ülkede yaşayan Türklerin büyük tepkisine neden oldu. Avrupalı Türk Demokratlar Birliği (UETD) yöneticileri Almanya’nın Mainz kentinde merkezi bulunan ZDF kanalının önüne siyah çelenk bırakarak, kanal yönetimine iletilmek üzere Almanya’da yaşayan Türk toplumunun bu yayından duyduğu rahatsızlığı anlatan bir mektup verdiler. UETD Genel Başkanı Zafer Sırakaya, yaptığı açıklamada, ZDF yöneticilerine, Alman veya Türk bir ailenin, çocuklarıyla izlemekten haya edeceği ve toplumu rencide edecek yayının kabul edilmesinin mümkün olmadığı görüşünü içeren mektubu vermek için geldiklerini söyledi. Her ortamda özgürlükleri savunduklarını ancak yapılan yayının basın özgürlüğüyle ilgisinin olmadığını belirten Sırakaya, “STK’lar, fikir ve basın özgürlüğü demokrasinin vazgeçilmezleridir ancak basın özgürlüğünün bir topluma, bir millete veya o toplumu temsil eden kişilere ve ilgili siyasilere hakaret ederek suçlama noktasında olması kabul edilebilir bir olgu değildir” dedi.
