AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten çok net ''Terörsüz Türkiye'' mesajı: PKK ve uzantıları kendilerini feshetmeli
Partisinin MKYK gündemine ilişkin değerlendirmeler yapan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, ''Terörsüz Türkiye' ve 'Terörsüz Bölge' süreci kapsamında PKK'nın bütün şube, uzantı ve illegal yapılanmalarıyla kendisini feshetmesi ve silah bırakması gerektiğini, buna Suriye, Irak, İran yapılanmaları, Avrupa'daki illegal yapılanmasının dahil olduğunu ifade ettik.' ifadelerini kullandı.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik partisinin MKYK gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Çelik'in konuşmalarından satır başları:
Bu yıla çok yoğun bir şekilde girdik ve maalesef bu yoğunluk çok da pozitif anlamda bir yoğunluk değil, birçok alanda dünyanın krizlerle sarsıldığı bir dönemdeyiz.
'Terörsüz Türkiye' ve 'Terörsüz Bölge' iç içe kol kola ve birbiriyle ayrılmaz bütünlüğe sahip iki kavram, 'Terörsüz Türkiye' 'Terörsüz Bölge'den ayrılamaz, 'Terörsüz Bölge' kavramı 'Terörsüz Türkiye' kavramından ayrılamaz.
DEAŞ'la mücadele kesintisiz sürmeli. Hangi adla olursa olsun hiçbir terör örgütü Suriye'de var olmamalı.
"PKK TÜM UZANTILARINI FESHETMELİ"
'Terörsüz Türkiye' ve 'Terörsüz Bölge' süreci kapsamında PKK'nın bütün şube, uzantı ve illegal yapılanmalarıyla kendisini feshetmesi ve silah bırakması gerektiğini, buna Suriye, Irak, İran yapılanmaları, Avrupa'daki illegal yapılanmasının dahil olduğunu ifade ettik.
Henüz Türkiye'de bugün bu konularda çok ve yanlış konuşan bazı siyasi partilerin henüz gündeminde Suriye Kürtleri diye bir konu yoktu bile Cumhurbaşkanımızın gündeme getirdiği zamanlarda.
Suriye Cumhurbaşkanı tarafından yayımlanan ve Suriye'deki Kürt kardeşlerimizin haklarını, kimliklerini garanti altına alan kararnamenin son derece sevindirici olduğunu ifade etmek isterim, kararnameyi tam olarak okuduğunuz zaman Suriye Kürtlerinin Suriye'nin ayrılmaz bir parçası olduğunu, dillerinin ve kültürlerinin garanti altına alındığını net bir şekilde ortaya koyuyor.
"DÜNYA 5'TEN BÜYÜKTÜR"
Suriye'de son ortaya çıkan tabloyu bütün Kürtlerin, Türkmenlerin, Arapların kazanımı olarak görmek lazım, eğer birileri herhangi bir yerde terör örgütünün kazanımını herhangi bir etnik grubun kazanımı olarak görüyorsa burada son derece hastalıklı bir zihniyetin işlediğini ifade etmek lazım.
Birileri çıkıp da "SDG Kürtleri temsil ediyor" gibisinden hastalıklı bir cümle kuruyorsa bu hastalıklı cümlenin "DEAŞ Arapları temsil ediyor" gibisinden hastalıklı bir cümleden farkı yoktur.
Cumhurbaşkanımızın BM Genel Kurulu'nda "Dünya 5'ten büyüktür" sözünü ilk söylediğinde genel kurulda bir sessizlik olmuştu, şimdi coşkuyla alkışlanan bu söz o zaman biraz temkinli yaklaşılarak, mevcut dünya düzenine muhalefet etmenin son derece net bir cümlenin herkesin mesafeli durmaya çalıştığı bir cümleydi.
Bazı ülkeler var Avrupa'da, Grönland konusundaki tartışmalarla ilgili seslerini yükseltiyorlar ama itiraz ettikleri şeyin aynısını Afrika'da pek çok ülkeye yaptılar.
Bu son Güney Afrika'daki G20'de neredeyse toplantıdaki itirazlar küresel güneyin itirazlarına son derece benzemişti, dolayısıyla dünyanın manyetik alanlarındaki değişim siyasetin manyetik alanlarında da kendisini gösteriyor.
İRAN MESELESİ
İran'a dönük herhangi bir dış müdahalenin karşısındayız, bu son derece yanlış olur, hem dış müdahale hem de dış müdahale yoluyla darbe yapmak İran'a son derece sıkıntılı sonuçlar doğurur, İran halkının iradesine saygı gösterilmelidir.
Tabi ki biz İran'daki sorunları görmezden gelmiyoruz, toplumsal ve devlet hayatında sorunlar var ama bu kardeş İran'ın ve halkının kendi dinamikleriyle çözülmelidir.
"GAZZE BİR EMLAK DEĞİLDİR"
Gazze bir emlak değildir, Gazze bir emlak yaklaşımıyla değerlendirilecek bir toprak değildir, Gazze bir vatandır, Gazze'nin vatan olması ilkesine saygısızlık yapacak şekilde emlak olarak değerlendirilmesi şeklindeki yaklaşımlar son derece vahşi ve barbar bir takım cümleler kurulması anlamına geliyor.
Obama bile diyordu ki "Kobani düştü, düşüyor" bu insani duruma dikkat çekmeye çalışıyordu, Cumhurbaşkanımızı da aradı, bütün bu görüşmeler devlet tutanaklarında var, o sırada Türkiye kendi hazırlıklarını yapmış, yardım götürülmesi ile ilgili bir irade konulurken PKK o zaman bu yardımı engelliyordu, 'Kürtler ölsün, sivil vatandaşlar ölsün de örgütün propagandası olsun' diye engelliyordu.
"ÖZGÜR ÖZEL'İN BİR BİLGİ PROBLEMİ VAR"
Sayın Özgür Özel'in bir bilgi problemi var, siyaseti öğrenmekle ilgili bir problemi var, mesela Aydın'da meydanda miting yapıyor Cumhurbaşkanımız, Özgür Özel diyor ki 'Kapalı salonda yapıyorsunuz' hadi böyle bir bilgi verildi görmüyor musun ekranda? Bunu da mı bizim anlatmamız gerekiyor?
Ayn El Arab'a ilk aşamada 11 tır gitti, net bir şekilde söylüyoruz hangi ideoloji altında olursa olsun Suriye'deki ve bölgedeki bütün terör örgütlerinin karşısındayız, hiç kimse de terör örgütlerini oradaki kardeşlerimizle eşitlemesin ama şartlar ne olursa olsun, bedeli ne olursa olsun Suriyeli Kürtlerin, Türkmenlerin ve Arapların yanındayız.
"İLK BİZ KARŞI ÇIKARIZ"
Cumhurbaşkanımızın görev yaptığı süre Cumhuriyet tarihinin dörtte birine denk geliyor, bütün bu süredeki olayların bir müze içerisinde bir gün, yarım gün gezilerek görülmesi son derece kıymetli olacak, hukuki açıdan yeri var, yasal mevzuat açısından yeri var.
Hem SDG'nin hem PKK'nın ne kadar Kürt sivil öldürdüğü yıllar boyunca herkesin gözü önünde gerçekleşti, bugün Suriye'de herhangi bir terör örgütü ister DEAŞ olsun ister PKK olsun sivillere dönük bir eylem ortaya koyduğu zaman ilk biz karşı çıkarız.
Teröre dönük olarak meşrulaştırıcı bir cümle kuracaksınız hemen arkasında da barış, demokrasi ve benzeri kavramları ekleyeceksiniz aslında bu da bütün bu siyasi retoriğin terör örgütlerini korumakla ilgili bir seferberliğin mühimmatı olduğunu gösteriyor.
"KIRMIZI ÇİZGİ İHLAL EDİLMİŞTİR"
Eğer siz provokatör bir dil ve üslup kullanırsanız, özellikle sosyal medyada belli odaklar tarafından üretilmiş yalanları gerçekmiş gibi yayarak insanların vicdanında infial uyandırmaya çalışırsanız fırsat kollayan provokatörlere de bir şekilde pas atmış olursunuz.
İsrail halkının güvenliğini tehdit eden esas şey Filistin davasına sahip çıkanlar değil, Netanyahu hükümetinin soykırımcı politikalarının bütün dünyada oluşturduğu nefret ve reaksiyondur.
Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Sayın Devlet Bahçeli'ye dönük bu ifadeleri lanetliyoruz. Onların hukukunun korunması bizim kırmızı çizgimizdir, bu kırmızı çizgi ihlal edilmiştir.