Ajana bir kıyak daha
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Vatan haini Can Dündar’a yargıdan bir kıyak daha geçildi. Merhum Genel Yayın Yönetmenimiz Karakaya’nın “Bir Can Dündar portresi... Karısını satan, ülkesini de satar!” başlıklı yazısından dolayı İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi Hakimi Fehmi Kemal, gazetemizi skandal tazminata mahkum etti.
Basın ve ifade özgürlüğünün yargı eliyle kısıtlandığı yaygarasını koparanlarca açılan Akit’i susturma davasında skandal bir karara daha imza atıldı. Firari Can Dündar’ın eşini aldatmasından ve MİT tırları ihanetinden hareketle ironi yaparak “Bir Can Dündar portresi... Karısını satan, ülkesini de satar!” başlıklı bir yazı kaleme alan merhum Genel Yayın Yönetmenimiz Hasan Karakaya’ya açılan tazminat davası sonuçlandı. Kırmızı bültenle aranan, Alman beslemesi Dündar’ın rezilliklerini konu edinen yazıdan cımbızlanan sözleri “hakaret” olarak değerlendiren İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi Hakimi Fehmi Kemal; Akit’i 6 bin TL tazminata mahkum etti.
Yargı kimlere emanet?
Türkiye’de yargıya yapılan yatırım her geçen yıl artarken, adalet mekanizması; eski Türkiye’yi temsil eden kararlarla gündeme geliyor. Batı’nın ajanlığına soyunan Can Dündar’ın hedef gösterdiği Türk yargısı, hainin ekmeğine bir kez daha yağ sürdü. Dündar’ın rezilliklerini konu edinen yazıdan cımbızlanan sözleri “hakaret” olarak değerlendiren 19. Asliye Hukuk Mahkemesi Hakimi Kemal; gazetemizi tazminata mahkum etti. Vatan haini Can Dündar’ı adeta aklamak için yoğun gayret gösterilen karar yazısında, “Davanın kısmen kabulüne, toplam 6000 TL manevi tazminatın 03.06.2015 tarihinde işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine” ifadeleri yer aldı. 15 Temmuz sonrası terfi eden hakim Fehmi Kemal’in, niyet okuyuculuğu üzerine verdiği skandal karar; “yargı kimlere emanet?” sorusunu bir kez daha gündeme getirdi.
Pacci: O Bir Kaçaktır
Vatan hainliği tescilli olan Dündar lehine verilen skandal karar sonrası çarpıcı açıklamalarda bulunan gazetemizin avukatı Ali Pacci, mahkemenin niyet okuması yaptığını söyledi. Pacci, şu ifadeleri kullandı: “Merhum Hasan Karakaya’nın vefatından 6 ay önce kaleme aldığı “Bir Can Dündar portresi... Karısını satan, ülkesini de satar!” başlıklı yazısı casusluk ve terör suçlamalarına muhatap bir Can Dündar portresi ortaya koymuştu. Türk yargısının hakkında vereceği olası hükümlerden kaçan, firari Can Dündar’ın açtığı davayı kaçak olduğu ve teminat göstermediği için usulden reddetmesi gereken mahkeme, onu cesaretlendirecek bir karara imza atarak, Can Dündar’a tazminat ödenmesine karar verdi.”
Gözler İstinaf’ta
Karara karşı istinaf yoluna başvuracaklarını belirten Pacci, şöyle devam etti: “Mahkeme, yazıdaki ‘karısını satan’ ifadesini yazıldığı bağlamdan kopararak ifadeye, kendi zihin dünyasının sonucu olarak açıklanabilecek bir niyet okumasıyla başka anlamlar yüklemiş. Üstelik merhum Karakaya’nın yazısında, ‘aldatmak’ deyiminin argo karşılığının ‘satmak’ olduğunu açıkça dile getirmiş olmasına; ‘adam satmak’ anlamındaki bu ifadeye bundan başka bir anlam yüklemesinin beyhude olduğunu söylememize rağmen... Can Dündar hakkındaki, güncel casusluk ve terör örgütüne yardım suçlamalarını, ihanet ve ülkesini satmak olarak niteleyen Karakaya, onun geçmişteki karısını aldattığı gerçeğini de bu bağlamda dile getirmiş ve ‘karısını satan ülkesini de satar’ demişti. Buna rağmen mahkemenin, ‘karısını satan’ ifadesine, algıda seçicilik örneği olduğunu düşündürtecek biçimde farklı bir anlam yüklemesi bir niyet okumadır. Yargıda, sözlerin açık anlamı ve bağlamı yerine, niyet okuyarak ona başka anlamlar yüklenmesinin 28 Şubat süreci ile birlikte tarihe gömüldüğünü sanıyorduk. Üstelik bu kötü niyetli okuma, firari darbecileri yüksek menfaat sahibi; karşısındakileri ise akıntıya karşı kürek çekenlere dönüştürmüştür. İstinaf yoluna başvuracağız; üst mahkemenin bu yanlışlığa geçit vermeyeceğini düşünüyorum.”
Can kimi satmıştı?
Medine’de vefat eden Hasan Karakaya, casus Can Dündar ile ilgili 3 Haziran 2015’te “Bir Can Dündar portresi… Karısını satan ülkesini de satar” başlıklı yazısında şu ifadelere yer vermişti:
“Sahi, “karısını aldatan” Can Dündar’ın; “öpüşme” fotoğrafı dışında, “başka bir kaseti” daha var mı?.. Bu kasetle “tehdit” edildiği için mi “Paralel’in kucağı”na oturdu?.. “Evlilik hayatı ve kariyeri tehlikede” olduğu için mi “Paralel Çete’nin güdümü”ne girdi?.. Eline tutuşturulan o fotoğrafları; “İşte gizlenen silahlar” başlığıyla, bunun için mi yayınladı?.. Soruları uzatmak mümkün...Ama ben şunu düşünüyorum: “Karısını aldatan herkesi aldatır!” Malûm, “aldatmak” kelimesinin “argo”daki karşılığı “satmak”tır!.. O halde, şöyle diyebiliriz: “Karısını satan, herkesi satar!” Türkiye ne ki; “Adam karısını satmış, karısını!”
Karısını da sattı, ülkesini de...
Yazılarında eşi Dilek Dündar’a olan sahte sevgisini her fırsatta dile getiren ve yıllarca masum görünen şeytan kılıklı Can Dündar, 2009 senesinde eşini bir genç kadınla göstere göstere böyle aldatmıştı. Kederin cilvesi ki aldatılan eş Dilek Dündar, hain Can Dündar’a 2016 senesinde Çağlayan Adliyesi önündeki saldırıda böyle ‘can’ını siper edecekti.

