Afrika Boynuzu’nda satranç: Etiyopya Sudan’daki savaşı neden körüklüyor?
Sudan'da ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında başlayan çatışmalar, yerel bir iç savaş olmaktan çıkarak bölgesel bir hesaplaşmaya dönüştü. Başbakan Abiy Ahmed Ali yönetimindeki Etiyopya, artık yalnızca bir komşu değil, savaşın seyrini değiştiren en kritik dış aktörlerden biri olarak öne çıkıyor.
Addis Ababa yönetimi neden Sudan’daki yangına odun taşıyor? İşte Etiyopya’nın stratejik hesapları: Tüm ayrıntılar haberimizde.
HDK ile kurulan sinsi ittifak
Sudan ordusu, Etiyopya’yı açıkça HDK’ye askeri ve lojistik destek vermekle suçluyor. Bu suçlamaların arkasında somut veriler yatıyor:
- Eğitim ve Lojistik: HDK unsurlarının Etiyopya topraklarındaki kamplarda eğitim aldığı, bazı saldırıların bu topraklardan organize edildiği ve sınır hattından Sudan’a geçiş yapıldığı iddia ediliyor.
- Askeri Hareketlilik: Uydu görüntüleri ve araştırmalar, Etiyopya’nın Benişangul-Gumuz bölgesi ile Assosa Havalimanı çevresinde İHA altyapıları ve yoğun sevkiyat faaliyetleri olduğunu gösteriyor.
- Esnek Ortak Arayışı: Sudan ordusunun sınır güvenliği ve baraj meselelerindeki sert tutumuna karşılık, HDK dış aktörlerle daha rahat ilişki kurabilen "esnek bir ortak" olarak görülüyor.
Kırılma noktaları: Fashaga ve Hedasi Barajı
İki ülke arasındaki gerilimin temelinde yıllardır çözülemeyen toprak ve su krizleri bulunuyor:
- Fashaga Krizi: Tarım açısından verimli olan Fashaga bölgesinde Sudan ordusunun 2020’de kontrolü yeniden sağlaması, Etiyopya’da ciddi bir rahatsızlık yarattı. Sudan ordusunun bu bölgedeki varlığı, Etiyopya’nın Sudan politikasını daha agresif hale getirdi.
- Nil Savaşları: Etiyopya’nın inşa ettiği Hedasi Barajı, Mısır ile büyük bir krize neden oluyor. Sudan ordusunun son dönemde Mısır ile askeri iş birliğini artırması ve ortak tatbikatlar yapması, Addis Ababa tarafından doğrudan "stratejik tehdit" olarak algılanıyor.
Kızıldeniz hedefi ve "krizi dışarı taşıma" stratejisi
Etiyopya'nın Sudan ilgisinin arkasında daha derin jeopolitik hedefler yatıyor:
- Denize Erişim: Denize kıyısı olmayan Etiyopya için Kızıldeniz'e ulaşmak bir "ulusal varlık meselesi". Sudan, Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz arasındaki geçiş alanı olarak bu stratejinin merkezinde yer alıyor.
- İç Sorunlardan Kaçış: Tigray savaşı sonrası derinleşen ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve etnik gerilimlerle boğuşan Abiy Ahmed yönetimi, içerideki baskıyı azaltmak için dış politikada daha saldırgan hamlelere yöneliyor. Uzmanlar bunu "içerideki krizi dışarı taşıma" politikası olarak değerlendiriyor.
Bölgesel bir felaket kapıda mı?
Etiyopya’nın bu hamleleri, Sudan’ın tamamen parçalanması veya Etiyopya ile Mısır arasında dolaylı bir çatışmanın başlaması gibi büyük riskleri beraberinde getiriyor. Sudan artık, Mısır, Etiyopya, Eritre ve BAE gibi aktörlerin dahil olduğu geniş çaplı bir nüfuz savaşının merkezine oturmuş durumda.



