Müslüman hanımların başının tacı olan başörtüsünü “füruat” olarak niteleyen Fetullah Gülen’in militanları, başörtüsünü bir bukalemunluk aracı olarak kullanmaya devam ediyor. 15 Temmuz’daki kanlı darbe girişiminin ardından kaçtıkları ülkelerde başlarını açan soruları çalarak kamu kurumlarına sızan FETÖ’cü Gamze Tembel Eser ve firari Hakan Şükür’ün karısı Beyda Şükür’ün başlattığı “aç-kapa ablalar” kampanyası sosyal medya platformlarında yeniden piyasaya çıktı.
ÇINAR DEMİR ANKARA
Geçmişte başörtülü görüntüler çektiren ve çalıntı sorularla kamu kurumlarına sızdıktan sonra başlarını açan FETÖ’nün dişi militanlarının imza attığı rezaletler hafızalardaki yerini korurken “aç-kapa ablalar” yeniden sahneye çıktı. Sosyal medyada örgütlenen bazı kadınlar, “Kendimiz için aldığımız yolu kimseye yedirmeyiz” şeklindeki söylemlerle örtülü ve örtüsüz hâllerine ait görseller paylaşırken, bazı çakma ilahiyatçılar ve feminist yazarlar da Diyanet hutbesini, sokak köpeklerini bahane ederek başlarını açtı. Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan Cuma Hutbesi’nde “tesettür” konusunun işlenmesini bahane eden feminist yazar Berrin Sönmez’in, 23 yıllık iktidarında toplumun her kesimini kucaklayan AK Parti’ye “başörtüsü zorunluluğu getirecek” iftirası atıp başını açmasının ardından bir kansızlık daha yaşandı.
SÖZDE İLAHİYATÇININ FİTNESİ
İlahiyatçı olduğunu iddia eden Emine Yücel de “sokak köpeklerinin toplatılmasına ilişkin yasa”yı gerekçe göstererek, hem de canlı yayında başörtüsünü çıkardı. Öte yandan “Din karşıtı din hocası” olarak tanınan “Sözde” ilahiyatçı yazar Cemil Kılıç da sosyal medyadan başörtüsüne ilişkin yaptığı paylaşımla tepki çekti. İlahiyatçı Emine Yücel’in bir canlı yayında başörtüsünü çıkarmasının ardından Yücel’i desteklediğini söyleyen Kılıç, şu ifadedeleri kullandı: “Bir ilahiyatçı olarak Emine Yücel Hocamı destekliyorum: Başörtüsü Allah’ın emri değildir. Allah’ın böyle bir emri yok. Hiçbir ayette böyle bir emir yok.”
FETO ÖLDÜ, ARTIKLARI DEVREDE
Trajik vakaları Akit’e değerlendiren DİNBİR-SEN Genel Başkanı Yusuf Özdemir, “İnsanlığın varoluşundan bugüne doğruyla yanlış savaş vermiştir. Önceden yanlış belli, doğru da belli iken günümüzde fitnenin zirve yaptığı dönemde İslami hassasiyetlere saldırılar başka boyut kazandı. Aslında amaç İslam’a saldırmak. Bunun figürleri de belli. Ülkemizde oluşturulan belli örgütler, yapılar, cemaatler maalesef İngiliz misyonerliğinin ve Batı Çalışma Grubu tarafından oluşturulan yapının uşaklığını yapmaktadırlar. Siyaseti hatta Erdoğan’ı bahane ederek İslam’a saldırmak, onların geçmişten bugüne asli görevi. Safları sıkı tutmak gerekir. Müslümanların uyanık olması gerekir. Beynini ve benliğini kiraya vermemesi gerekir. Geçmişte FETÖ’nün örgütlediği kripto yapılar ve kalıntıları, inanç kimliğimiz ve değerlerimize zarar vermeye devam ediyor. Gün birlik olma kardeşlik günü. Zafer inananlarındır. Allah nurunu tamamlayacaktır. Kim hak ve hakikatten yana safını belli eder ve dinine hizmet ederse karşılığını Allah verecektir.”
Kaba softa ve ham yobaz
Gazeteci Yazar Mehmet Fırat da şunları söyledi: “Batı hayranlığı ve taklitçiliği bizde iki türlü aydın sınıfının türemesine de sebep oldu: Bir; Kendi halkından, dininden, dilinden, ahlakından, tarihinden nefret eden, inkâr eden ve tüm olumsuzlukları buna bağlayan kafir soyu. İki; Kendi ırkını her ırktan üstün gören, her şeyi ırkına bağlayan, kafatasçı ırkçı kafir soyu. Bunlar karşısında bir fikir geliştiremeyen kuru kabuk bağlı olduğunu iddia eden kaba softa ve ham yobaz bir sınıf da yine bunlar eliyle inşa edildi. Kendine Batı medeniyetinin laik-seküler hayatını referans alan rejim, bu tipte insan yetiştirme gayretine de girişince, bugünkü ‘Dam üstünde saksağan’ hesabı insanlar ve anlayışlar peydahlandı!
ZATEN ‘BAŞTAN’ YOKMUŞLAR
100 yıllık laik-seküler kesim; din, ahlak, kültür ve medeniyetten uzak, halka rol model olacak, aydın ve sanatçı tipi yetiştirememenin yanında, edebiyata ve şiire uzaklığı sayesinde de hiçbir estetik kaygıya ulaşamadı. İktidarları da kendisinden beklenen kültür hamlesini ve eğitim modelini gerçekleştiremeyince, ahlaki yozlaşma toplumun her kesiminde kendini gösterdi. Bugün kapanmasa da olur bazı tiplerin, bir şeyleri bahane ederek örtülerini çıkarmasının en büyük sebeplerinden biri budur. Neden ve niçin ile alakalı kendilerini tatmin edecek bir dünya görüşleri, iman, ruh ve aksiyonları yok. Bir duruş sergileyemiyorlar. Bunun üzerine çoğu siyonist tandanslı ajanların bu boşluğa girerek, olan kırıntı iman ve ahlakı yok etme gayesiyle giriştikleri ‘Açılıyorum, hürüm!’ sloganlı paylaşımlar kimi KETÖ ve FETÖ mensuplarının olaya dahil olması tamamen manipülasyonla alakalı bir operasyondur. Sosyolojik ölçüdür; ‘Yola inanmışlarla çıkılır, ikna edilmişlerle değil.’ Döküldüklerini görmekteyiz. Zaten ‘baştan’ yokmuşlar!”