40 ayrı suçtan 16 yıldır aranan kadını yakalamak için özel ekipler kurulup milyonlarca Euro harcandı ama... Hayalet aslında yokmuş!
Avrupa’da 1993-2009 yılları arasında 40 farklı suç dosyalarında tespit edilen bir kadına ait aynı DNA izi, polislere tam 16 yıl bir hayaleti kovalatmış! Almanya, Avusturya ve Fransa’da çok sayıda olay yerinde bulunan DNA izinin, kimliği belirsiz bir kadın suçluya değil, delil toplamada kullanılan pamuklu çubukları üreten fabrikadaki bir çalışana ait olduğu ortaya çıktı.
Soruşturma, 1993’te farklı suç mahallerinde aynı kadın DNA’sının tespit edilmesiyle başladı. Cinayet, hırsızlık, soygun, araç hırsızlığı ve uyuşturucu bağlantılı dosyalarda aynı genetik izin görülmesi üzerine polis, Avrupa genelinde hareket eden bir seri suçlu ihtimali üzerinde durdu.
Aynı DNA profilinin Almanya’nın Heilbronn kentinde işlenen bir polis cinayeti dosyasında da ortaya çıkmasıyla soruşturma genişletildi. Kimliği belirlenemeyen şüpheli, kamuoyunda “Heilbronn Hayaleti” olarak anılmaya başlandı.
Yıllar içinde yaklaşık 40 ayrı dosyada aynı DNA izine rastlandı.
MİLYONLARCA EURO HARCANDI
Avrupa’daki polis birimleri olaylar arasında bağlantı kurmaya çalışırken, soruşturma kapsamında çok sayıda ekip görevlendirildi ve milyonlarca Euro harcandı.
Ancak dosyalarda DNA dışında şüpheliyi işaret eden herhangi bir somut delile ulaşılamadı. Polis ekipleri, güvenlik kamerası görüntüsü, tanık ifadesi ya da kimlik tespitini destekleyecek başka bir bulgu elde edemedi.
Gerçek, 2009 yılında yapılan incelemelerle ortaya çıktı. DNA örneklerinin toplandığı pamuklu çubukların üretim aşamasında kontamine olduğu belirlendi. Söz konusu çubuklara, üretim tesisinde çalışan bir kadının DNA’sının bulaştığı tespit edildi.
Böylece yıllarca aranan “Heilbronn Hayaleti”nin gerçekte var olmadığı anlaşıldı. Farklı suç mahallerinde bulunduğu sanılan DNA izinin, olay yerlerinden değil, delil toplama malzemelerinden kaynaklandığı ortaya çıktı.
Skandalın ardından adli delil toplama süreçleri ve DNA örneklerinin güvenliği yeniden gündeme geldi.