Kalp hastalıklarına dair merak edilenleri derledik...
Kalbi besleyen damarlardan biri tıkanıp kan akışı durunca ilk 20-30 dakika içinde hücreler oksijensizlikten zarar görseler de canlı kalırlar. Bundan sonra harab oluş artar ve hücreler ölmeye başlar. 3-4 saat içinde beslenen bölgede tahribat artar. 6 saat sonra hemen hemen hiçbir canlı doku kalmaz.
Koroner kalp hastalığını oluşturan risk faktörleri nelerdir? Nasıl korunabiliriz?
Koroner kalp hastalığında değiştirilebilen ve değiştirilemeyen risk faktörleri vardır. Ailede erken yaşta kalp krizi geçiren bireylerin bulunması, erkek cinsiyet ve ileri yaş değiştirilemeyen risk faktörleridir. Değiştirilebilen önemli risk faktörleri ise sigara kullanımı, şeker hastalığı, hipertansiyon ile kan kolesterolü ve trigliseridlerin yüksekliğidir. Sigaranın bırakılması, kan yağlarının düşürülmesi, şeker hastalığının ve hipertansiyonun erken yaşlarda tanınarak etkin biçimde tedavi edilmesi koroner kalp hastalığını önler. Ayrıca oluşmuş olan koroner hastalığın ilerlemesini yavaşlatır.
Her erişkin kan basınçlarını ölçtürmeli, normal ise en az 2,5 yılda bir tekrarlanmalıdır. Ailesinde hipertansiyon öyküsü olanlar, şeker hastaları, şişmanlar ve kan yağlarında yükseklik bulunanlar ölçümleri daha sık yaptırmalıdır. Hipertansiyon tek başına kalp hastalığı riskini 2-3 kat artırır. Kan basıncı yüksekliği zamanında ve etkin tedavi edilmelidir.
20 yaş üzerindeki kişiler en az 5 yılda bir açlık kan yağları düzeylerini yani toplam kolesterol, LDL kolesterol, HDL kolesterol, trigliseridi ölçtürmelidir. Kolesterol düzeylerindeki her %1'lik düşüşün koroner kalp hastalığı riskini %2 oranında azaltır.
45 yaş üzerindekiler kan şekerini ölçtürmeli, değerler normal ise her 3 senede bir ölçümler tekrarlanmalıdır. Şişman olanlar, birinci derecede akrabalarında şeker hastalığı olanlar, doğum ağırlığı yüksek bulunanlar, gebelik sırasında kan şekeri yüksek bulunanlar, hipertansiyonu olanlar, HDL kolesterol 40 mg/dl'nin altında ve trigliserid düzeyleri 250 mg/dl nin üzerinde olanlar ve daha önce kan şekeri ölçümleri yüksek bulunanlar kan şekeri ölçümlerini daha erken yaşlarda ve daha sık yaptırmalıdır. Kan şekeri yüksekliği tespit edildiğinde diyet ve ilaçla tedavi edilmeli, hastada diğer risk faktörleri de aranarak daha sıkı takip ve tedavi edilmelidir.
Haftada 3- 4 kere 30 dakika süre ile orta derecede dinamik egzersiz mesela tempolu yürüyüş yapılmalı, gün içerisindeki fizik aktivite artırılmalıdır.
Birinci derecede akrabalarında koroner arter hastalığı olanlar risk faktörlerinin değerlendirilmesi için doktora başvurmalı. Hipertansiyon, şeker hastalığı, kan yağlarında yükseklik ve şişmanlık gibi risk faktörleri olanlar hekim kontrollerini aksatmamalıdırlar.
Enfarktüs ne demektir?
Miyokart enfarktüsü, kalbi besleyen koroner damarların çok defa bir pıhtı ile tıkanması sonucu oluşur. Böyle bir durumda tıkanmış olan koroner damarların beslediği kalp kası oksijensiz kaldığı için kalbin o bölgesi harap olur. "Kalp krizi" olarak adlandırılan bu olay sırasında hastalardan üçte biri ani ölümle hayatını kaybetmektedir. Tıkanmış olan koroner damarın 2 ilâ 4 saat içinde yapılacak girişimlerle yeniden açılması halinde kalp krizleri, enfarktüs oluşamadan atlatılabilir. Kalp krizi merkezlerinde bu hastalar derhal anjio laboratuvarına alınır, tıkalı olan kalp damarı katater yolu ile yerleştirilen bir stent ile açılarak enfarktüs önlenebilir. Kateter ile açılması mümkün değilse, hasta hemen koroner by pass ameliyatına alınarak miyokart enfarktüsü oluşmadan hayata döndürülebilir.
Koroner kalp hastalığının belirtileri nelerdir?
Hasta egzersiz sırasında göğüs ağrısı hisseder ve ağrı istirahatle veya damar genişletici ilaçlarla geçer. Ağrı her iki kola ve çeneye yayılabilir. Bazen mide ağrıları ile karışabilir. Egzersiz sırasında bayılma, egzersiz sırasında nefes darlığının olması yine koroner hastalığının belirtisi olabilir.
Ancak özellikle yaşlılarda ve şeker hastalarında koroner arter hastalığı olduğu halde göğüs ağrısı olmayabilir.
Kalp krizinde bulantı, kusma, fenalık hissi, şiddetli göğüs ağrısı olur. Bu durumda zaman kaybetmeden hasta ambulansla en yakın hastaneye nakledilmelidir.
Bir kimse hiçbir şikayeti olmadan kalp hastası olabilir mi?
60-70 gibi ileri bir seviyeye geldikten sonra ancak şikayete yol açmaktadır, ki bu da oldukça ileri bir aşama demektir. Hastaların yaklaşık %30’unda ise kalp damarları tamamen tıkalı olmasına rağmen hiçbir şikayet ve bulgu vermemektedir. Hastalar bunu günün birinde kardiyoloji kontrolünde sürpriz olarak öğrenmektedirler. Bu oran diyabetik yani şeker hastalarında çok daha yüksektir. Şeker sinir uçlarını zayıflattığından, hasta herhangi bir şikayet hissetmemektedir. Koşarken, yüzerken, spor yaparken vs. herhangi bir şikayeti olmaması asla kalp damarlarının normal olduğu anlamına gelmemektedir.