Sizler için hazırladığımız 'Günün Âyet ve Hadisi' ile 'Günün 'Sözü', 'Günün Fotoğrafı' ve 'Kıssadan Hisse'yi istifadelerinize (3 Mart 2025) sunuyoruz...
(٥٤) رَبُّكُمْ اَعْلَمُ بِكُمْؕ اِنْ يَشَأْ يَرْحَمْكُمْ اَوْ اِنْ يَشَأْ يُعَذِّبْكُمْؕ وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ وَكٖيلاً
Esirgeyen, bağışlayan Allah'ın adıyla
(54) Sizi en iyi bilen rabbinizdir. Dilerse size merhamet eder, dilerse sizi cezalandırır.
Biz seni onlardan sorumlu bir vekil olarak göndermedik.
(İsrâ Suresi) (Meâl Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı)
TEFSİRİ:
Hiç kimse kendisini Allah’ın bildiği kadar bilemez. Âyette müminlere mi müşriklere mi hitap edildiği açık değildir. Müminlere hitap edildiğini söyleyen müfessirlere göre Allah’ın onlara merhamet etmesinden maksat, kendilerini düşmanlarından koruması, azap etmesinden maksat da düşmanlarını onlara musallat etmesidir. Her iki durumda da Allah’ın rahmet veya azap etmesinin sebepsiz olmadığı âyetin başındaki “Rabbiniz sizi en iyi bilendir” ifadesinden anlaşılıyor.
Şu halde Allah her insanı, onun kendisini bildiğinden daha iyi bildiği ve tanıdığı için neyi hak ettiyse öyle muamele eder. Allah’ın bizi bildiği kadar biz kendimizi bilemediğimiz için bazan karşılaştığımız iyi veya kötü durumun bizden kaynaklanan sebebini de bilemeyiz. Böyle durumlarda Allah’tan gelene razı olmak gerekmektedir.
Eğer Allah’tan hayır gelmişse onun devamı için daha çok gayret gösterip Cenâb-ı Hakk’ın bize yönelik sevgi ve hoşnutluğunun daha da güçlenmesine; eğer şer gelmişse bunun sebebi olan kusurlarımızı araştırarak halimizi düzeltmeye ve böylece şerre değil hayra lâyık olmaya çalışmamız gerekir. Bu suretle, uğradığımız bir şerden, zarardan kurtulmak için elimizden gelen maddî ve mânevî çarelere başvurmakla birlikte, asla Allah’a âsi olmamak lâzımdır.
Âyet, başkaları hakkında yargıya varırken dikkatli olmak gerektiğine de işaret etmektedir. Herkesin hesabı sonunda Allah’a aittir; çünkü herkesi en iyi bilen O’dur. Âyetin sonundaki ifade, Peygamber’in dahi insanlar üzerinde bir “vekil”, yani insanların âkıbetleri hakkında nihaî karar veren bir otorite olmadığını; görevinin tebliğden, uygulama, aydınlatma ve uyarıdan ibaret bulunduğunu bildirmektedir.
Kaynak : Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 492-493
ALLAH RESÛLÜ'NDEN (Sallellahu Aleyhi ve Sellem)
"Ademoğlunun her ameli katlanır. (Zira Cenab-ı Hakk'ın bu husustaki sünneti şudur:)
Hayır ameller en az on misliyle yazılır, bu yediyüz misline kadar çıkar. Allah Teâla Hazretleri (bir hadis-i kudside) şöyle buyurmuştur:
"Oruç bu kaideden hariçtir. Çünkü o sırf benim içindir, ben de onu (dilediğim gibi) mükâfaatlandıracağım. Kulum benim için şehvetini, yiyeceğini terketti."
KISSADAN HİSSE:
Haddini aşınca...
Bir gün adamın biri Hz. Musa'ya geldi:
"Ya Musa, ne olur dua ette ben hayvanların dilinden anlayayım ve bundan kendime hisseler çıkararak daha iyi bir insan olayım," dedi.
Hz. Musa:
"Kaldıramayacağın bir yükün altına girmeye çalışma, bu halin senin için daha hayırlıdır," dedi.
Fakat adam dinlemedi, ısrar etti:
"Ya Musa ne olur hiç değilse kapımda yatan köpekle horozun dilini anlayayım,"dedi.
Hz. Musa her ne kadar bundan vazgeçmesi için çalıştıysa da adam istediğinde ısrarlıydı. Bunun üzerine Hz. Musa ona dua etti. Adam sevinerek evine döndü. Ertesi sabah hizmetçisi sofrayı kurarken bir parça ekmek fırlayıp düştü. Horoz koşarak ekmeği kaptı. Köpek buna çok kızdı.
"Bre horoz bu yaptığın doğru mu? Sen buğdayda yiyebilirsin arpa da. Mısır da yiyebilirsin, küçük taneleri de. Bense ekmekten başka bir şey yiyemem, neden benim rızkımı alıyorsun?" dedi.
Horoz cevap verdi:
"Haklısın fakat hiç üzülme yan bizim efendinin eşeği ölecek, sen de böylece karnını iyice doyuracaksın," dedi.
Bunu duyan adam hemen eşeği pazara götürerek sattı.
Ertesi sabah da, "Bakalım köpekle horoz ne konuşacaklar?.." diye onların yanına geldi.
Köpek horoza sitem ediyor:
"Yahu horoz hani eşek ölecekti, biz de karnımızı doyuracaktık," diyordu. Horoz:
"Eşek Ölmeye öldü lakin başka yerde çünkü sahibimiz onu sattı. Fakat hiç merak etme yarın at ölecek, o zaman da daha büyük ziyafete konacaksın," dedi.
Bunu duyan adam hemen ahıra koştu, atı aldığı gibi pazara götürüp sattı. Sevinerek evine döndü.
"Bu hayvanların dilini öğrenmem çok iyi oldu böylece zarardan kurtuldum," diye düşünüyordu.
Ertesi sabah yine "Acaba ne konuşacaklar?.." diye köpekle horozun yanına gitti. Köpek yine horoza sitem edip duruyordu:
"Yahu horoz kardeş, bu sefer de, dediğin olmadı, yoksa, sen de mi yalana başladın?.." dedi.
Horoz:
"Hayır ben yalan söylemedim at ölecekti lakin sahibimiz, efendimiz onu da sattı. Fakat merak etme, yarın efendimizin çok değerli kölesi ölecek o zaman onun hayrına yemekler, helvalar verilecek hepimiz doyacağız," dedi.
Bunu duyan adam hiç beklemeden, kölesini götürüp sattı.
"Bu horozla köpeğin dilini öğrenmem iyi oldu. Böylece bir çok zarardan kurtuldum," diye düşünerek sevindi. Ertesi gün yine köpekle horozun yanına gitti. İkisi yine konuşuyorlardı. Köpek bu sefer çok kızgındı:
"Yalancı horoz, hâni köle ölecek bu sayede karnımız doyacaktı, günlerdir beni yalanlarınla avutuyorsun, bu sana yakışır bir davranış mı?" dedi.
Horoz da:
"Ben yalancı değilim ve yalan söylemem," diye başladı. "Köle öldü fakat burada değil başka yerde. Çünkü sahibimiz onu da sattı. Ama hiç iyi etmedi. Çünkü bu sefer sıra kendisine geldi. Zira ilkin kaza, belâ eşeğe gelecek, böylece sahibimiz beladan ve kazadan kurtulmuş olacaktı. Eşeği satınca, onun yerine ata geldi, atı da satınca onun yerine köleye geldi, köleyi de satınca bela kendisine geldi. Sura onda, yarın sahibimiz ölecek, o sayede hepimiz doyacağız," dedi.
Bunları duyan adam ah vah etti, dövündü durdu, ama neye yarardı ki, iş işten geçmişti bir defa.
Böylece tamahkârlığın cezasını canıyla ödedi.

