• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

29 Haziran 1925: Şeyh Said ve 46 Arkadaşının İdam Edilmesi

Yeniakit Publisher
2022-06-29 06:06:00 - 2022-06-29 06:08:22
29 Haziran 1925: Şeyh Said ve 46 Arkadaşının İdam Edilmesi

29 Haziran'da Türkiye'de neler yaşanmıştı? Tarihte bugün hangi gelişmeler oldu? Şeyh Said ve 46 Arkadaşının İdam Edilmesi, Abdullah Öcalan'ın idam cezasına çarptırılması, Endonezya'da bir teknenin 500 yolcusuyla birlikte batması. Detaylar haberimizde.

29 Haziran 1925: Şeyh Said ve 46 Arkadaşının İdam Edilmesi 

2 ay süren olayların ardından Şeyh Said ve 46 arkadaşı yakalanmış, İstiklâl Mahkemesi tarafından ölüm cezasına çarptırılmış ve bu cezalar 29 Haziran 1925 günü Diyarbakır’da infaz edilmiştir. Sivas mebusu Halis Turgut’un sorduğu tãrihi soru bu merhaleden sonra kendisini göstermiş, hükümet iki ayda isyanı bastırdıktan sonra iki yıl ülkeyi tam bir olağanüstü yönetimle idare etmişti. 

Taha Akyol, yaşananları şöyle özetler: Atatürk, Şeyh Sait ayaklanmasını, muhaliflerini susturmak için kullandı. Atatürk’ün başvekili Fethi Bey bile Takriri Sükûn Kanunu’nun ve sıkıyönetimin sadece isyan çıkan illerde uygulanmasını savunuyordu. Atatürk ise İsmet Paşa’yı Başbakanlığa getirerek İstanbul’da bile Takriri Sükûn Kanunu’nu uygulatıyor. Gazetecileri, muhalif basını tamamen susturuyordu. (Akyol,2009) 

Kazım Karabekir daha ileri gidip Şeyh Sait olaylarına, kendi partisini kapatmak için hükümetin göz yumduğunu söylüyordu. 


(Tek parti zulmü döneminde İstiklal Mahkemeleri)

Bu iddiaya destek sayılabilecek bir açıklama da yıllar sonra dönemin Diyarbakır İstiklal Mahkemeleri üyesi ve (kısa bir dönem için) savcısı olan Avni Doğan’dan geldi. Hakan Özoğlu bu gerçeğe şöyle işaret eder: Doğan anılarında mahkeme sırasında gizli olarak, Şeyh Sait’e mahkemenin bazı üyeleri tarafından TCF ve muhalif basınla ilgili bazı suçlamalarda bulunulması için telkinde bulunulduğunu yazıyor. Şeyh Sait’in bu telkinler sonucu verdiği ifadeler üzerine de hem TCF’nin kapatıldığı hem de dönemin muhalif basınının Diyarbakır İstiklal Mahkemesi’nde Takrir-i Sükun Yasası’na muhalefetten yargılandığı biliniyor. (Özoğlu,2010) 

Özoğlu isyan ile ilgili başka iddialar da ortaya atar: Dönemin Amerikan, İngiliz ve Fransız istihbarat birimleriyse, önce bu ayaklanmanın Ankara tarafından çıkarıldığını iddia ediyor. Bu konuda İngiliz arşiv belgeleri arasındaki en önemli kaynaklardan biri, o zaman İngiliz işgali altındaki Musul bölgesinde görev yapan bir İngiliz istihbarat subayının Londra’ya gönderdiği rapordu. Bu rapora göre Ankara, Şeyh Sait ayaklanmasını kendi hazırlamıştı. Buna göre, ABD, İngiliz ve Fransız makamları patlak veren isyanı resmî kayıtlarına ilk başta Ankara’nın muhalifleri bastırma operasyonu olarak kaydetmiş. İlerleyen günlerde de Ankara’nın isyanı abartarak manipüle ettiği not edilmiş, Batı arşivlerinde isyanda Ankara’nın rolü olduğunu belirten birçok belge bulunuyor.(Özoğlu,2010) 



ŞEYH SAİD İLE BİRLİKTE İDAM EDİLENLERİN TAM LİSTESİ

1. Şeyh Said (Palulu, Naksibendi Tekkesi seyhi),
2. Melekanlı Seyh Abdullah (Solhan’lı, Varto ve Mus Cephesi Kumandanı),
3. Kamil Beg (Tokliyanlı Halid Beg’in oğlu, asiret reisi, Varto cephesinde görevli),
4. Baba Beg (Kamil Beg’in kardesi),
5. Seyh Serif (Elaziz Cephesi Kumandanı, Palu/Gökdereli),
6. Fakih Hasan Fehmi (Darahini İnzibat Kumandanı ve Geri Hizmetler Amiri, Modanlı, Zıktê asiretinden),
7. Hacı Sadık (Genc/Valêrli, Genc mıntıkasında görevli),
8. Seyh ibrahim (Çanlı, Çapakçur Müftüsü),
9. Seyh Ali (Harput cephesinde görevli),
10. Seyh Celal (Harput cephesinde görevli),
11. Seyh Hasan,
12. Mehmet Beg (Diyarbekir ve Lice cephelerinde müfreze kumandanı, Garip’li İzzet Beg’in oğlu),
13. Mustafa Beg (Hani esrafından),
14. Salih Beg (Hani esrafından),
15. Şeyh Abdullah (Çanlı, Çapakçur cephesinde görevli),
16. Şeyh Ömer,
17. Şeyh Adem (Hanili),
18. Kadri Beg (Madenli, Maden inzibat Kumandanı),
19. Molla Mahmud (Piranlı, Maden cephesinde görevli),
20. Şeyh Şemseddin (Silvan Cephesi Kumandanı),
21. Şeyh İsmail (Diyarbekir/Termil köyünden),
22. Şeyh Abdüllatif (Diyarbekir/Termil köyünden),
23. Molla Emin (Melekanlı Seyh Abdullah’ın müridi, Balikanlı, Varto cephesinde görevli),
24. Ali Arab Abdi Beg (Çapakçur cephesinde görevli),
25. Mehmet Beg (Varto cephesinde görevli, Kargapazarlı Halil Beg’in oğlu),
26. Süleyman Beg (Seyh Serif’in katibi, Sinikli Jandarma Hasan Beg’ın oğlu),
27. Molla Cemil (Genc/Musyanlı, Palu ve Elaziz cephesinde görevli),
28. Süleyman Beg (Bingöl/Az Asireti Reisi Ömer Beg’in oğlu),
29. Süleyman Beg (Serif Beg’in oğlu, Kiği cephesinde görevli),
30. Tahir Beg (Fakih Hasan Fehmi’nin katibi),
31. Mahmut Beg (Hanili Mustafa Beg’in oğlu),
32. Seyh Ali (Seyh Musa’nın oğlu, Varto cephesinde görevli),
33. Hacı Halid (Balikan’lı, Varto cephesinde görevli),
34. Timur Ağa (Varto cephesinde görevli),
35. Abdüllatif Beg (Hınıslı Kamil Beg’in oğlu),
36. Mehmet Beg (Muşlu, Varto cephesinde görevli),
37. Süleyman Beg (Varto cephesinde görevli),
38. Bahri Beg (Varto cephesinde görevli),
39. Şeyh Cemil (Zorabadlı),
40. Yusuf Beg (Çapakçurlu Süleyman Beg’in oğlu, Çapakçur cephesinde görevli),
41. Ali Badan Beg (Bingöl/Yamaç Asireti’nden, Çapakçur cephesinde görevli),
42. Halid Beg (Kargapazarlı, Varto cephesinde görevli),
43. Halid Beg (Nadir Beg’in oğlu, Harput cephesinde görevli),
44. Tahir Beg (Mehmet Beg’in oğlu),
45. Tayip Ali Beg (Nahiye Müdürü),
46. Çerkes (Seyh Said’in hizmetçisi Yusuf’un oğlu),
47. Jandarma Hamid

29 Haziran1999: Abdullah Öcalan, vatana ihanet suçundan idam cezasına çarptırıldı.

28 Nisan 1999'da, Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesine göre vatana ihanet suçu gereğince hakkında idam cezası istendi. "Silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek" suçuyla 29 Haziran 1999'da idama mahkûm edildi. Avrupa Birliği'ne uyum yasaları gereğince cezası ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrildi.




29 Haziran 2000: Endonezya'da yolcu taşıyan bir tekne 500 yolcusuyla birlikte battı. Kazadan kurtulan olmadı.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Abdullah Murat

Allah; Allahın indirdiği ile hükmedilmemesi işini Allahın ayetlerinin satılması olarak ilan etti O ayetler vatanı bayrağı namusu hak yapan temel en kutsal olan emanettir. O satılırsa gerisi batıl olur kafirlerde vatan ve bayrak için canlarını feda ederler fakat vatan dediğin fitne yuvası bayrak dediğin tağudu temsil eden paçavra olmuştur. Çünkü dayanması gereken gerçek temelden yoksun bırakılmış şeytan tarafından aldatılmışlardır. Allahın ayetlerini satan vatanıda bayrağıda temeli olan yani gerçek kutsalların tamamını satmış en büyük ve gerçek hainliği gerçekleştirmiştir. Müslümanın savaşı ise Allahın hükümlerinin hakimliğini temsil eden gerçek sancağın dalgalanması içindir Canını bu Allah yolunda vermesi emrdilmiş gerisi intihar küfür ve batıl bir davada tağut için adamak yapılmıştır. Yani açık küfür ve ebedi cehennemlik olmaya sebep bir iştir. Allahın indirdiği ile hükmetmeyenler Allah tarafından kafirler ve şeytanın dostu sıfatını alırlar bun Allahın kırmızı çizgisidir. Şeytanın dostlarına boyun eğmenin ise affı söz konusu olmayacak şirk suçuna bulaşmaya sebep kılındığı uyarısını bizzat yapmıştır Şirk en büyük suç olduğundan buda en büyük uyarı en korunması geren emanet candan değerli olan gerçek namustur. Allahın indirdiği ile yapılmayan her hüküm her infaz Allahın ayetlerinin satılması işini işlemdiklerine ve küfrüü icra ettiklerine dair aleylerine delil olmakta gerçekte bu işi yapanların idamlık oldukları bildirilmekte bu sebeple böyle yöneten ve hükmede hem tabiyet yasaklanmakta hemde onların yönetim ve adaleti sağlama ruhsatlarının olmadığı Allaha ve Peygambere savaş açmış olup yeryüzünde bozgunculuk yaptıkları bildirilmekte. Ateşe taşıtyan önderler ve zorbalar tabiyetin ise cehenneme götürdüğü gelecekten verilen haberler ile örneklenmektedir. Bunlar büyük sınırlar gerçek onur meseleleridir

Zülkarneyn

Yönetimde kendiniz olsaydınız DIŞ güçler bu ayaklanmayı çıkardı derdiniz. Yönetimde Atatürk olduğu için Ankara çıkardı diyorsunuz. ALLAHTAN Korkmaz, Kuldan utanmazsınız.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23