• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

25 Yılda Bir Ülkenin Değişimi: Mesele Sadece İktidar Değil, Türkiye’nin Yönüdür

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
25 Yılda Bir Ülkenin Değişimi: Mesele Sadece İktidar Değil, Türkiye’nin Yönüdür

Gazetemiz okurlarından İsmet Adacı \ Ankara '25 Yılda Bir Ülkenin Değişimi: Mesele Sadece İktidar Değil, Türkiye’nin Yönüdür' başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Bazen uzun uzun anlatmaya gerek yoktur.

Bir ülkenin nereden nereye geldiğine bakarsınız, gerisini rakamlar, eserler ve yaşanan değişim anlatır.

Bugün sosyal medyada dolaşan bir paylaşım, aslında 25 yıllık AK Parti iktidarının Türkiye’de meydana getirdiği dönüşümü ve Cumhuriyet tarihi boyunca yaşanan siyasi tartışmaları tek bir başlık altında topluyor.

Elbette listedeki her siyasi değerlendirme ayrıca tartışılabilir. Ancak asıl mesele listenin kendisinden daha büyük:

Türkiye, son 25 yılda gerçekten değişti.

Ve bu değişimin merkezinde Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti’nin siyasi iradesi vardır.

Başörtüsü yasağından vesayet tartışmalarına, sağlık sisteminden ulaştırmaya, savunma sanayiinden enerji yatırımlarına, yerli otomobilden insansız hava araçlarına kadar Türkiye’nin birçok alanında geçmişte hayal dahi edilemeyen işler konuşulur hale geldi.


 

Bir dönem Türkiye’nin gündemi “Muhtıra gelir mi?”, “Hükümet düşer mi?”, “Başörtülü öğrenci üniversiteye girebilir mi?”, “Devletin gerçek sahibi kim?” tartışmalarıyla meşguldü.

Bugün ise Türkiye;

Kendi savunma sanayiini, kendi otomobilini, kendi enerji filosunu, kendi insansız sistemlerini konuşuyor.

Karadeniz’de doğal gaz keşfini, Togg’u, Bayraktar’ı, Akıncı’yı, Kızılelma’yı, TCG Anadolu’yu konuşuyor.

Bu değişimin küçümsenecek tarafı yoktur.

Çünkü mesele yalnızca bir hükümetin yaptığı icraat değildir. Mesele, Türkiye’nin kendi ayakları üzerinde durma iddiasıdır.

Peki mesele neden sürekli “emekli maaşı”na indirgeniyor?

Elbette emeklinin geçimi önemlidir.


 

Çiftçinin, işçinin, memurun, esnafın alım gücü önemlidir.

Ekonomide yaşanan sıkıntıları görmezden gelmek doğru değildir. Milletin sofrasındaki her sorun siyasetin de meselesidir.

Fakat Türkiye’nin 25 yıllık dönüşümünü yalnızca bugünün ekonomik sıkıntıları üzerinden okumak da büyük resmi görmemektir.

Bir ülke aynı anda hem ekonomik sorunlarla mücadele eder hem de savunma sanayiinde bağımsızlık yolunda ilerler.

Hem enflasyonla mücadele eder hem de milyarlarca dolarlık ihracat kapasitesi oluşturur.

Hem vatandaşının alım gücünü artırmak için çalışır hem de dünyanın en gelişmiş ülkeleriyle rekabet edebilecek teknoloji altyapısını kurmaya uğraşır.
Devlet yönetmek, bir tweet kadar kolay değildir.

Asıl sorulması gereken soru şudur:

Türkiye bugün 25 yıl önceki Türkiye midir?


 

Hayır.

Bugünün Türkiye’si; bölgesinde daha etkin, savunma sanayiinde daha iddialı, altyapısı daha güçlü, sağlık hizmetlerine erişimi çok daha geniş ve teknolojik kapasitesi geçmişe göre çok daha yüksek bir ülkedir.

Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması gibi sembolik meselelerden şehir hastanelerine; bölünmüş yollardan hızlı tren projelerine, savunma sanayiinden enerji yatırımlarına kadar çok geniş bir dönüşüm yaşanmıştır.

Bunların tamamını tek bir siyasi partinin tek başına yaptığı iddiası elbette doğru bir tarih okuması olmaz.

Ama 2002’den bu yana Türkiye’nin siyasi rotasını belirleyen ve bu dönüşümün büyük bölümünün siyasi sorumluluğunu taşıyan iktidarın AK Parti olduğu gerçeği de ortadadır.

Peki CHP’nin yüz yıllık hikâyesine ne diyeceğiz?


 

Burada da adil olmak gerekir.

CHP’nin Cumhuriyet’in kuruluşundaki tarihsel rolü ayrı bir başlıktır.

Ancak bir siyasi partinin kuruluş dönemindeki tarihi misyonu, sonraki dönemlerde yaptığı siyasetin sonsuza kadar sorgulanamaz olduğu anlamına gelmez.
Bugün CHP’nin de kendisine sorması gereken ciddi sorular vardır.

Türkiye’ye hangi eserleri bıraktınız?

Hangi büyük dönüşüm projelerine öncülük ettiniz?

Vatandaşın hayatını kolaylaştırmak için hangi kalıcı sistemleri kurdunuz?

Ve en önemlisi:

Millet neden yıllarca size iktidar vermedi?


 

Bu sorunun cevabını yalnızca “millet bizi anlamadı” diyerek veremezsiniz.

Millet sandıkta karar verir.

Millet kimin hizmet ürettiğine bakar.

Millet kimin eser yaptığını görür.

Millet kimin ülkenin geleceğine dair bir hedef ortaya koyduğunu değerlendirir.

Türkiye artık eski Türkiye değil.

Bugün Türkiye’nin evlatları kendi ürettiği savunma sistemleriyle dünyanın farklı coğrafyalarında adından söz ettiriyor.


 

Kendi otomobilini üretiyor.

Kendi uydusunu, kendi insansız hava araçlarını, kendi savaş gemilerini geliştiriyor.

Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak için büyük yatırımlar yapıyor.

Hastaneler, yollar, köprüler, tüneller, üniversiteler ve hızlı ulaşım ağlarıyla ülkenin çehresi değişiyor.

Bunların hepsi tartışılabilir.

Eksikleri de konuşulur.

Yanlışları da eleştirilir.


 

Ama yok sayılmaz.

Çünkü Türkiye’nin son çeyrek asrını değerlendirirken sadece eksikleri görmek, yapılanları görmezden gelmek kadar adaletsizdir.

Ve artık mesele bir parti meselesinden de büyüktür.

Türkiye’nin önünde iki farklı siyaset anlayışı vardır:

Biri sürekli geçmişin kavgalarını büyüten, diğeri geleceğin Türkiye’sini inşa etmeye çalışan bir anlayış.

Biri tabela siyasetine, diğeri eser ve hizmet siyasetine yaslanıyor.

Biri her başarısızlığın faturasını başkasına kesmeye, diğeri milletin karşısına yaptığı işlerle çıkmaya çalışıyor.

Milletin artık beklentisi çok açık:

Daha fazla kavga değil, daha fazla hizmet.


 

Daha fazla slogan değil, daha fazla eser.

Daha fazla siyasi hesap değil, daha fazla millet hesabı.

Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda ihtiyacı olan şey de budur.

Eksikleri tamamlamak, ekonomiyi güçlendirmek, emeklinin ve çalışanın alım gücünü artırmak, gençlere daha büyük fırsatlar sunmak ve Türkiye’yi dünyanın en güçlü ülkeleri arasına taşımak...

25 yıllık AK Parti hikâyesinin asıl sınavı da bundan sonra budur.

Çünkü geçmişte yapılanlar önemlidir.

Ama siyasette asıl mesele, yarın ne yapacağınızdır.


 

Ve Türkiye artık eski Türkiye değildir.

Bunu kabul etmek istemeyenler, önce milletin son çeyrek asırdaki tercihlerine bakmalıdır.

Çünkü sandıkta milletin verdiği mesaj nettir:

Türkiye, kavga eden değil; üreten, büyüyen ve güçlü bir ülke olmak istiyor.

Var olsun Türkiye.

Var olsun millet.

Ve Türkiye’nin geleceği için eser üreten, taş üstüne taş koyan herkesin emeği daim olsun.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23