• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

25 Ağustos 2026: Günün Ayet ve Hadisi

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
25 Ağustos 2026: Günün Ayet ve Hadisi

Sizler için hazırladığımız, Günün Ayet ve Hadisi ile Günün Sözünü, Günün Fotoğrafını istifadelerinize sunuyoruz... (25 Ağustos 2026)

ÂYET - VAHYİN DİLİNDEN:



(١٢٨) لَقَدْ جَٓاءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ اَنْفُسِكُمْ عَزٖيزٌؗ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرٖيصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُؤْمِنٖينَ رَؤُ۫فٌ رَحٖيمٌ

Esirgeyen, bağışlayan Allah'ın adıyla  

(128) Andolsun, size içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir, size çok düşkündür, müminlere karşı şefkat ve merhamet doludur.

(Tevbe Suresi, 9/128)         (Meâl Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı) 

 TEFSİRİ:

Hz. Muhammed bir insan olarak içimizden biridir; fakat Cenâb-ı Allah onu vahiy alma ve peygamberlerin sonuncusu olma mertebesiyle onurlandırmıştır. Başka bir âyette “bütün varlıklar için rahmet” olarak nitelenen (Enbiyâ 21/107) Resûl-i Ekrem’in müminlere karşı tutumuna ve hissiyatına ağırlık verilen 128. âyette o, Allah Teâlâ’nın iki güzel ismi ile, raûf ve rahîm olarak nitelenmiştir; raûf “çok şefkatli”, rahîm “çok merhametli” demektir.

Yüce Allah’ın hiçbir peygamberini kendi isimlerinden ikisiyle birlikte anmamış olduğu dikkate alınırsa onun rabbimizin katındaki derecesi ve bütün bu açıklamalara rağmen ondan yüz çevirenlerin ne büyük ziyanda oldukları daha iyi anlaşılır.

Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 78

 

HADİS - ALLAH RESÛLÜ'NDEN (Sallellahu Aleyhi ve Sellem)  

“Ben, ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.”

Kaynak: Muvatta, Husnü'l Halk, 8; Müsned, 2/381

 
GÜNÜN SÖZÜ:

“Şayet gayenin büyüklüğü, vasıtaların küçüklüğü ve neticenin azameti, insan dehâsının üç ölçüsü ise; modern tarihin en büyük şahsiyetlerini Hazret-i Muhammed’le kıyaslamaya kim cesaret edebilir?

O şahsiyetlerin en meşhurları, ancak ordular teşkil ettiler, kânunlar çıkardılar, imparatorluklar kurdular. Fakat neticede, çoğu kez gözleri önünde ufalanan maddî kuvvetler meydana getirebildiler.

Hâlbuki O, sadece orduları, hukuk sistemlerini, imparatorlukları, kavimleri ve hânedanları değil, dünyanın üçte biri üzerindeki milyonlarca insanı da harekete geçirdi.”

(Fransız tarihçi Lamartine)

GÜNÜN FOTOĞRAFI:


Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Tevbe Suresi, 9. Sure 128. Ayet

Tevbe Suresi, 9. Sure 128. Ayetİn arapça yazılışı ve okunuşu ve türkçe meali ile hayırlı hizmetinizin devamını dilerim. Ne büyük bir müjde: sizin sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir, size çok düşkündür, müminlere karşı şefkat ve merhamet doludur.

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

İslam inancının temel direklerinden biri, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hem bir insan hem de Allah’ın elçisi olduğu gerçeğidir. Kur'an-ı Kerim, O’nun bizler gibi bir insan olduğunu açıkça belirtirken, aynı zamanda vahiy alma ve peygamberlerin sonuncusu (Hâtemü’l-Enbiyâ) olma vasıflarıyla insanlığın en yüce mertebesine çıkarıldığını vurgular. Bu iki yönün doğru anlaşılması, İslam’ın özünü ve Peygamberimizin hayatındaki rehberliği kavramak adına büyük önem taşır. İçimizden Biri Olarak Bir İnsan: Beşeriyet Yönü Hz. Muhammed, doğan, büyüyen, sevinen, hüzünlenen, hastalanan ve nihayetinde her fani gibi vefat eden bir insandı. O, toplumdan soyutlanmış, ulaşılmaz bir varlık değildi. Sokaklarda yürür, alışveriş yapar, ailesiyle vakit geçirir, dostlarıyla şakalaşırdı. Hayatın tüm zorluklarını ve acılarını bizzat tecrbe etmişti; yetim doğmuş, öksüz kalmış, evlat acısı yaşamıştı. O’nun bir insan olarak içimizden biri olması, getirdiği dinin ve ahlakın yaşanabilir olduğunun en büyük kanıtıdır. Eğer bir melek peygamber olarak gönderilseydi, insanlar "Biz onun gibi olamayız" diyerek sorumluluktan kaçabilirlerdi. Ancak Hz. Muhammed’in insani hayatı, her Müslüman için somut, taklit edilebilir ve en güzel örnek (Üsve-i Hasene) olmuştur. Yüce Bir Onur: Vahiy ve Son Peygamberlik Makamı Hz. Muhammed’i diğer insanlardan ayıran ve O’nu alemlere rahmet kılan özellik ise Cenâb-ı Allah’ın O’nu vahiy ile şereflendirmiş olmasıdır. O, sıradan bir insan olmanın ötesinde, yaratıcı ile yaratılanlar arasında ilahi bir elçiydi. Kur'an-ı Kerim’de bu durum şöyle ifade edilir: "De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Fakat bana ilahınızın yalnızca bir tek ilah olduğu vahyolunuyor..." (Fussilet, 6). Bu ilahi görev, O’nu sadece kendi dönemi için değil, kıyamete kadar gelecek tüm insanlık için bir rehber kılmıştır. O, nübüvvet zincirinin son halkası, yani peygamberlerin sonuncusudur. Bu mertebe, insanlığa sunulan ilahi mesajın tamamlandığı ve kemale erdiği anlamına gelir. Sonuç Hz. Muhammed (s.a.v.), etten ve kemikten bir insan olarak aramızda yaşamış, ancak ruhu ve ahlakı ilahi vahyin ışığıyla en yüksek zirveye ulaşmıştır. O’nu sevmek ve takip etmek, hem O’nun bizler gibi sıcak, samimi ve insani yönünü hissetmekle hem de Allah’ın elçisi olarak getirdiği evrensel mesajlara tam bir teslimiyetle bağlanmakla mümkündür. Allah cümlemizi onun yolundan giden ve onun sünnetiyle hayatını bereketlendiren hayırlı kullarından eylesin.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23