Sizler için hazırladığımız Günün Âyet ve Hadisi ile Günün Sözü, Günün Fotoğrafını istifadelerinize sunuyoruz... (19.1.2026)

Esirgeyen, bağışlayan Allah'ın adıyla
1- Yer büyüklüğüne uygun o dehşetli sarsıntısıyla sarsıldığı,
2- Yer bütün ağırlıklarını; ölülerini, hazinelerini fırlatıp dışarı çıkardığı,
3- Ve insan şaşkın şaşkın: “Ne oluyor buna?” dediği zaman!
4- İşte o gün yer, üstünde olan biten bütün haberlerini anlatır:
5- Çünkü Rabbin ona böyle yapmasını emretmiştir.
6- O gün insanlar, yaptıkları işlerin kendilerine gösterilmesi için kabirlerinden çıkıp hesap yerine bölük bölük gelirler.
7- Artık kim zerre ağırlığınca bir iyilik yapmışsa, onu görür.
8- Kim de zerre kadar bir kötülük yapmışsa, onu görür.
(Zilzal Suresi) (Meâl Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı)
TEFSİRİ:
Kıyâmet günü birinci kez sûra üflenmesiyle yer, bütün şiddet ve dehşetiyle zangır zangır sarsılır. Dağlar yerlerinden sökülür, toz toprak olup savrulur. Üzerinde yıkılmayan hiçbir şey kalmaz.
“Onu göreceğiniz gün, dehşetten her emzikli anne emzirdiği yavrusunu unutup terk eder, her hâmile dişi de karnındakini düşürür. İnsanları sarhoş görürsün, halbuki onlar içki içip sarhoş olmuş değillerdir, lâkin Allah’ın azabı pek şiddetlidir.” (Hac 22/2)
Allah ona, mâhiyetini tam bilemeyeceğimiz bir konuşma ve anlatma istidâdı verir. O da üzerinde olup bitenleri ve kimin ne yaptığını açık açık söyler.
Demek ki, o gün herkesin neler yaptığı açık açık ortaya konur. Orada hiçbir şey gizli saklı kalmaz. O halde insanlar bu gerçeği şimdiden bilsinler. O gün arzın kendileri hakkında iyi şeyler söyleyeceği bir hayat yaşamaya çalışsınlar. Çünkü yer, üstünde ne yapılırsa onu söyleyecek, gerçeğe aykırı hiçbir beyânda bulunmayacaktır.
اَلصُّدُورُ (sudur), kelimesi اَلْوُرُودُ (vurûd)un zıddıdır. “Vârid” gelen, “sâdir” dönen demektir. اَشْتَاتًا (eştâten), ayrı ayrı, grup grup, bölük bölük demektir. Kıyâmet günü insanlar, dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan kabirlerinden kalkarak bölükler halinde hesap yerine gelirler. Çünkü insanlar o gün, inanç ve amellerine göre çeşitli gruplara ayrılır. Her grup, dünyadaki amellerine göre iyi veya kötü şartlar altında, güzel veya çirkin bir görünüşte olur. İnsan, dirilip mahşere koşarken aynı zamanda iyiler arasında mı, yoksa kötüler arasında mı olduğunu da fark eder. Çünkü, kimi yüz aklığıyla kimi yüz karasıyla, kimi selâmet kimi korku ve dehşet içinde, kimi binitli kimi yaya, kimi serbest kimi zincirlerle bağlı hâsılı kimi mesut kimi bedbaht olarak gelir.
Nihayet iyilere amel defterleri sağ tarafından, kötülere de sol tarafından verilir. (bk. Hâkka 69/19-37; İnşikâk 84/7-15) Dünyada küçük büyük bütün yaptıkları amel defterlerine yazılmıştır. Amellerini eksiksiz orada görürler. Zerre ağırlığınca bir iyilik yapmış olsalar, onu görürler. Yine zerre kadar kötülük işlemiş olsalar onu görürler. الذرة (zerre), gözle görülür görülmez derecede küçük karınca, güneş ışığında sezilebilecek zerrecikler demektir. Burada maksat, beşer hissiyâtının sezebileceği en küçük şeyle sorumluluğun en küçük miktarını bildirmektir. En küçük bir iyiliğin veya kötülüğün bile Allah katında kaybolmayacağını haber vermektir. Zira her şey, en küçük bir ihmale uğramadan o defterlerde kayıt altına alınmıştır.
ALLAH RESÛLÜ'NDEN (Sallelahu Aleyhi ve Sellem)
“Emanet ehil olmayan kimseye verildiği zaman kıyâmeti bekle!”
Kaynak: Buhârî, İlim 2, Rikāk 35)
GÜNÜN SÖZÜ:

