Onlar; yaşadıkları dönemlere çalışmalarıyla, eserleriyle damga vurup iz bırakıp gittiler. Bugün, Osmanlı Sadrazamı Piri Mehmet Paşa'yı hayırla yâd ediyoruz.
Cemâleddîn-i Aksarâyî evladından Çelebi Halife olarak bilinen Şeyh Mehmed Çelebi el-Cemâlî’nin oğludur. Hz. Ebû Bekir’e kadar uzanan şeceresi, eserlerde değişik şekillerde verilmiştir.
Pîrî Mehmed’in doğum tarihi 1475 olup, çocukluğu, muhtemelen anne tarafından dedesi Lârendeli Mevlânâ Hamza’nın Karamanoğulları döneminde kadı olarak görev yaptığı Konya’da; gençliği ise babası ve diğer Cemâlî Ailesi’nden olanların bulunduğu Amasya’da geçmiştir.
Pîrî Mehmed, dönemin Osmanlı medreselerinde çok iyi tahsil gördükten sonra sosyal ve fen bilimlerini okumuş; inşa, yani güzel nesir yazma konusu ile özel olarak ilgilenmiş; şiir tarzını iyi anlamış bir ilim ve devlet adamıdır. Bunun için Latîfî onun «Ulûm ve fünûn görmüş», eşine az rastlanır biri olduğunu yazmaktadır. Pîrî Mehmed Çelebi, medrese tahsilini tamamladıktan sonra, 1491’de Amasya Şer’iye Mahkemesi’ne kâtip olarak girdi. Kısa süre sonra başkâtipliğe yükseldi. Latîfî, onun müderrislik de yaptığını yazar.
Mevlânâ Pîrî Mehmed, daha Amasya valiliği sırasında babasından dolayı kendisini tanıyan II. Bâyezîd’in cülusunu müteakip Amasya’dan ayrılmış; önce müderrislik yapmış; daha sonra sırasıyla; Sofya, Silivri, Siroz ve arkasından Galata kadılıklarında bulunmuştur. Kadılıktaki üstün başarısından sonra İstanbul’daki Fatih İmareti mütevelliliğine getirilmiş, 1504’te hazine defterdarlığına geçmiştir. Belgelerdeki kayda göre 1505’te defterdar yani Anadolu Defterdarı’dır. Mustafa Âlî’nin kaydına göre, Yavuz Sultan Selim tahta çıkınca “Pîr-i erbâb-ı tedbîr” olduğu için onu “Hazîne-i Âmire’nin Defterdârı” yaptı.. 1514’te Rumeli Defterdarı yani; Başdefterdar olduğuna dair kayıtlar bulunmaktadır. Yavuz, Memluklerin elinde bulunan Güneydoğu Anadolu’yu Osmanlı sınırları içine kattıktan sonra Arap ve Acem Kazaskerliği adıyla üçüncü bir kazaskerlik ihdas etmiş; bu göreve Pîrî Mehmed Paşa’yı getirmiştir.
Yavuz’un 1520’de vefatından sonra üç yıla yakın Sultan Süleyman’ın sadrazamlığını yürüten Pîrî Mehmed Paşa, bu çok kısa süre içinde Belgrad ve Rodos’un fethi gibi son derece önemli gelişmelere damgasını vurdu. Osmanlı Devleti’ni yaptıklarıyla süper güç durumuna getirdi.
Pîrî Mehmed Paşa, Konya’da ikamet edip vefatında Mevlânâ Türbesi’nin yakınında yaptırdığı tekkenin bitişiğindeki türbeye gömülmeyi düşünüyordu. Ancak, İstanbul’a çok yakın olan Silivri’de oturup başkentte olup bitenleri takip etmek, sebepsiz yere kaybettiği makamına tekrar kavuşmak istiyordu. Onun İstanbul’la ilişkisini kesmemesi; Sadrazam İbrahim Paşa’yı, eski veziriazamın tekrar aynı göreve getirileceği gibi bir şüpheye sevketti. Bu yüzden Pîrî Mehmed Paşa’yı 1533 tarihinde büyük oğlu Muhyiddin Mehmed Raşid Efendi’ye zehir içirterek katlettirdiği muahhar kaynaklarda geçmektedir.