Türkiye üzerine İngiliz Projeleri (4)

10 Ağustos 2016 Çarşamba

Sultan II. Abdülhamid’i tahttan indirenler, İngiliz projeleri istikametinde, Osmanlı’yı ayakta tutan iç ve dış siyaset dengeleriyle oynadılar. Katolik ve Protestan kiliselerinin arasındaki ihtilaf giderilip kiliselerin birleşmesi sağlandı. Birleşince topyekûn Osmanlı’ya yüklendiler.

Bu süreçte Osmanlı, İngiltere ile müttefiklerinin kışkırtmaları sonucu patlayan isyanlarla ve savaşlarla boğuşa boğuşa, toprak ve nüfus kaybede kaybede küçüldü. İnsan kaynaklarını, para kaynaklarını, silâh kaynaklarını tüketti. Nihayet Batı (önce Rus çarlığı) alnımıza “Hasta Adam” damgasını vurup, son öldürücü darbeyi indirmek üzere, ordularını Çanakkale’ye yığdılar: Fakat olmadı: 250 bin şehit vererek Çanakkale Savaşı’nı kazandık.

Ardından Kut’ül-Amare Zaferi geldi...

Akılları durduran bu başarılarımız, İngiltere ile müttefiklerini birazcık sarstı, ama tümüyle durduramadı. 

En sonunda Mondros Mütarekesi’ne dayanarak Osmanlı Başkenti’ni işgal ettiler... Fakat 20 yıla yakın zamandan beri cephelerde çelikleşen Osmanlı Ordusu’yla savaşmanın ne anlama geldiğini Çanakkale’de görmüşlerdi; bunu göze almak yerine taşeron kullanmayı tercih ettiler ve Yunanistan’ın İzmir’e çıkmasını sağladılar. Ne de olsa, maşa varken, ateşi elle tutmanın mantığı yoktu.

Yunan’ı çağırdılar. Ateşi ona tutturacaklardı, fakat Yunan’ın yalnız eli değil, yüreği de yandı...

Yunan Başbakanı Venizelos, kullanıldığını ancak Lozan’da fark edecek, niye mağlûp tarafta oturduğunu anlayamayacaktı: Zira İngiliz’in verdiği “destek” sözü üzerine İzmir’i işgal etmişti.

Milli Mücadele (bazıları buna “İstiklâl Savaşı” diyor, ancak istiklalini kaybetmemiş bir ülkenin “İstiklâl Savaşı” yapması mümkün değil) ve Lozan...

Galip mi, mağlup mu oturduğumuz belirsiz Lozan masası... 

“Misak-ı Millî” yemininin bozulması, Batı Trakya, Ortadoğu, Filistin, Ege Adaları, Musul ve Kerkük’ün elden çıkması...

Saltanatın kaldırılması, Cumhuriyetin ilânı ve halifeliğin “ilga”sı... 

Ve tuhaf bir tesadüf: Türkiye parlamentosu, hilafeti kaldırmadan, İngiliz parlamentosu Lozan Andlaşması’nı çeşitli bahaneler öne sürerek imzalamadı.

 Andlaşma hilâfet kaldırıldıktan sadece üç gün sonra imzalandı: Gerçekten de tuhaf bir tesadüf!

Süreç içinde İsrail kuruldu, Balkanlar’daki topraklar elden çıktı, Arap âlemi paramparça edildi, petrol yataklarına el konuldu. Böylece İngiltere ve müttefikleri ilk büyük hedeflerine ulaşmış oluyorlardı.

Sıra en büyük hedefi vurmaya gelmişti: Müslümanların rahatça sömürülebilmesi için, bir türlü kontrol edemedikleri hilafetin artık kökünün kazınması gerekiyordu.

***

Şimdi sıkı durun: AK Parti kurulduğundan beri tarih “tekerrür” ediyor...

Önce Recep Tayyip Erdoğan’ın önünü kesmek istediler: Bir şiir yüzünden cezaevine attılar, “Muhtar bile olamaz” manşetleri çektiler. İftira kampanyaları yürüttüler...

Buna rağmen, ilk seçimde AK Parti iktidar (Abdullah Gül’ün kısa süren başbakanlığından sonra) Erdoğan başbakan oldu. 

Dış güçler kartları yeniden kardılar ve “kapatma davası” açtırdılar. Erdoğan uzun süre bu tehdidin altında yaşama mücadelesi verirken, 28 Şubatçılar baskıları artırdılar. Özellikle başörtüsü ve imam hatiplere yoğunlaşıp Sayın Erdoğan’ı yıpratmaya çalıştılar.

Sonrasında 17-25 Aralık darbesi geldi. Milletin en hassas olduğu akçeli işlerden vurmaya çalıştılar. Tutturamayınca da “Gezi Olayı” patlak verdi cepheden taarruza geçtiler.

Sayın Erdoğan bu darbelerin merkezini kesinkes tespit etmişti: “Paralel yapı”... Bu yapı sadece sivil bürokraside etkin değil, askeriyede de etkindi. Ne pahasına olursa olsun ayıklamaya karar verince, biraz erken düğmeye basıldı.

İşin şakası yok: 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı’nın ve ailesinin hayatına kastedildi. Parlamento bombalandı. Ama millet bu darbenin başarıya ulaşmasını önledi. 

Sultan II. Abdülhamid’i yıkan yöntemler, Allah’a hamdolsun ki, Tayyip Erdoğan’ı yıkamadı. Yoksa bugün bambaşka bir Türkiye manzarası olurdu.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

    Günün Özeti