THY - Nevşehir

Gençlerimiz iman, irfan, ilim ve hikmetle ihya olur

05 Şubat 2018 Pazartesi

Salt bilgi ile “doğru insan” yetişmez!..

Bağırıp çığırmakla, yetişmez!..

Siyaseten parlak lâflar sarf etmekle, yetişmez!..

“Gençler telefon bağımlısı, bilgisayar tutkunu, internet müdavimi, televizyon delisi oldu” gibi yakınmalarla hiç yetişmez…

İnsan imanla, irfanla, ilimle, hikmetle yetişir.

Gençlerimizin yüreğine iman, irfan, ilim, ihya ve hikmet nefesi üfürmek lâzım… 

Bu yolu da ülkemi yönetenler açmalı elbet.

Sayın Cumhurbaşkanımızın “Milli Eğitim ve kültür işini başaramadık” dediği günün üzerinden neredeyse bir yıl geçti…

Milli Eğitim Bakanlığı ile Kültür Bakanlığında hâlâ “eski hamam, eski tas”!..

Anlayamıyorum: Siyaset değişiyor, iktidar değişiyor, Cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar değişiyor, ama Milli Eğitim’le Kültür meseleleri bir türlü rayına oturmuyor. 

“Dertli” zannettiğimiz insanların bile bu bakanlıkların başına gelmeleri bir şey fark ettirmiyor. Bir süre vaziyeti idare ettikten sonra, neredeyse hiçbir iz bırakmadan gidiyorlar. 

Eğitim sistemi hâlâ Hasan Ali Yücel çizgisinde patinaj yapıp duruyor…

“Kültür”, “turizm”in gölgesinde yitik!..

Tarih kitapları, Sayın Cumhurbaşkanımızın dediği gibi, “İngiliz mantığıyla yazılmış” içeriğini koruyor.

Sorun siyasette mi bürokraside mi?..

Sorun siyasette ise bunu değiştirmek lâzım. Yok, eğer bürokraside ise bürokrasi çoktan hallaç pamuğu gibi atılmalı, dertsiz insanlar ayıklanıp “dertli” insanlara görev verilmelidir.

Bazılarının lâçkalığı, umursamazlığı, nemelâzımcılığı ve tembelliği yüzünden nesiller heba edip duruyoruz.

Daha önce de sormuştum: Tekrar, ama bu defa bağıra bağıra soruyorum: PKK denen güdümlü çete, çıkış noktasında haklı gibi gözüken tüm gerekçelerini kaybettiği halde, gençlerimizi dağa çıkarıp üç-beş günlük eğitimden sonra dağ şartlarında yaşamaya, hatta bombalı yelekler giyip kendini patlatmaya razı edebiliyor…

FETÖ denen maşa, üç-beş yıllık eğitimle gençleri ihanet şebekesinin üyesi yapıyor ve bunların bir kısmını, uçak kaçırıp kendi parlamento binalarını bombalayacak, kendi vatandaşlarını kurşunlayacak kadar alçaltabiliyor…

Ama Milli Eğitim Bakanlığı’mız, 20-25 sene eğittiği çocuklarımızı, “iman-ahlâk âbidesi”ne dönüştüremiyor. Yüreklerine “vatan aşkı” yerleştiremiyor, saygı-sevgi öğretemiyor…

Kültür Bakanlığı’mız, “iman-irfan” kaynaklarımızın diriltici nefesini gençlerimizin yüreğine üfleyemiyor, insanî, vicdanî, ahlâkî temellerimizi yeterince veremiyor, irfan mayasıyla nesilleri yoğuramıyor, engin ve zengin mirasımızı yeni şartlarla buluşturup sunamıyor?

“Sanki alan var da” demeyin. Doğru düzgün verebilirseniz alan mutlaka olur. Zaten mazeret dinlemekten bîzarım! Mazeret yerine artık icraat lütfen. Dünya karşısında takınılan cesur tavrı, içerideki “yabancılaşma” karşısında da görmek istiyorum.

Sadece imam hatip liselerine kilitlenmiş bir gelecek beklentisi olmaz. Cami inşa etmeye hapsedilmiş bir din anlayışı da olmaz!

“Dindar nesil” beklentisinin tek zemini imam hatipler değildir. Tüm okulları iman-irfan ve hikmet tefekkürü ile donatamazsanız, “Benim yavrum bina okur, döner döner gene okur” noktasına gelir, yüz yıl sonra dahi “İnsan yetişmiyor” diye kahırlanırsınız.

 

YORUM YAZ