İslâmî hareket olmanın umdeleri

04 Ağustos 2016 Perşembe

Günümüzü kasıp kavuran Gülen hareketi ve DAEŞ gibi yapılar kendilerini İslâm’la meşrulaştırma yoluna gitmektedirler. Tabilerini de bu iddiayla ikna etmektedirler. Oysa kendini İslâm’a nisbet eden bir hareketin taşımak zorunda olduğu vasıflar vardır. Bu vasıflar o hareketin İslâmî olma iddiasını test etmede önemlidir. Bunlardan çok önemli gördüğüm bazıları şunlardır:

Bağımsız ve hür olmak. 

İslâmî bir yapı İslâmî olmayan güç merkezlerinin kanatları altına girip oradan aldığı onayla İslâmî faaliyetlerde bulunamaz. Çünkü İslâm’ı gelecek projelerine tehdit gören, savunduğu hayat sisteminin alternatifi gören güç merkezleri İslâmî iddiası olan bir yapıya kol kanat germezler. Bu eşyanın tabiatına aykırıdır. Eğer gayri âdil dünya düzenine muhalif olması gereken bir hareketin önünü açıyorlarsa mutlaka o yapı üzerinden operasyonlar planlamışlardır. Tarih, dünü ve bugünüyle bunun delilleriyle doludur.

Bağımsız olmayan yapılar güç devşirdikleri merkezlerin taleplerine hayır diyemezler. Gülen hareketinin 15 Temmuz gecesi Batı adına kendi ülkesini işgale kalkması bu zeminde meydana geldi. Bu hareketin giriştiği ülkeyi başkaları adına işgal hareketi artık kıyamete kadar bu meyanda bir darb-ı mesel olmuştur..

Rabbânî olmak.

İslâmî bir yapının üst referans kaynağını evvelemirde vahiy belirler. Vahiyden kasıt Kur’an ve sahih Sünnet’tir. Bir kişinin indî iddialarla Hz. Resûlullah’la (sas) görüştüğü, O’ndan emirler aldığı gibi hurafelerle hareket etmesi rabbânî olma vasfına aykırıdır. 

Merkezi kriterlere bağlı olmak.

Bu köşeyi takip edenler “merkezî kriterler” diye bir kavramsallaştırmayı ısrarla gündemde tuttuğumuzu bilirler. Merkezî kriterler, Hz. Resûlullah (sas)’in bizzat yaşadığı, ashabına öğrettiği ve yaşattığı, nesilden nesile onlardan bize nakledilen üzerinde ittifak edilmiş İslâm’dır.

İmanın ve İslâm’ın şartlarıdır. Bunlarla oynanamaz. Meselâ kader inancı inkâr edilemez. Merkezî kriterlerden kasıt, İslâm bilgi sistemini; Kur’an, Sünnet, icma ve kıyas olarak kabul etmek ve bunlara savaş açmamaktır. Usûlü ve ilmî birikimi dışlamamaktır. Usûl ve ilmî birikime bağlı kalarak içtihad geleneğini sürdürmektir.

Tek masum kişi olarak Hz. Peygamber’i (sas) kabul etmektir. Kendini ve hareketini masumlaştıran her kişi ve yapı sapma içindedir. Peygamber dışında sorgulanamaz kişi yoktur. Yahudi ve Hıristiyanların da cennete gideceği gibi icmayla sâbit hükümlere aykırı tezler ileriye sürmemektir. 

Takıyyeyi bir hayat tarzına dönüştürmemek, yalan konuşmamak, insanları aldatmamaktır. Meşru hedeflere gayri meşru yollarla gitmemektir. Allah’a isyanda kula itaat yoktur..

Kuşatıcı olmak.

Tekfirden sakınmak, ehli kıbleyi tekfir etmemek prensibi. Bütün Müslümanları kardeş bilmektir. Cemaat asabiyetini İslâm kardeşliğine takdim etmemektir. Onların canlarını, mallarını ve namuslarını dokunulmaz bilmektir. İçtihadî farklılıkları meşru görmek, kendi tercihini mutlak hakikat görme yangılsından uzak durmaktır. 

Gerçeklikten kopmamak.

İslâmî cemaat vahyin kendisine belirlediği idealleri hayata geçirmek gayesinde olur. İslâm’ı bünyesinde canlı yaşayan birey ve toplum inşa etmek hareketin temel amacıdır. Zira bütün insanlığın kurtuluşuna vesile olmak İslâmî cemaatlerin varlık sebebidir. 

Mutlak iktidar arayışında olmaz. Gücü amaç edinmez, kutsamaz. Amaç; değerleri hâkim kılmaktır. Bu amaç uğruna hikmetle mücadele ederken ideallerle vaka arasında bir denge kurmak durumundadır. Reel politiğe teslim olamaz. Ancak ideallerden vazgeçmeden vakayı idealler perspektifinden yeniden kurma gayreti içinde olur. 

Bu saydıklarıma başka umdeler de eklenebilir elbet. Bu umdeler bizim kendisini İslâm’a nisbet eden bir yapının ne kadar İslâmî olup olmadığını anlamamızda önemli ölçülerdir.  

Gülen hareketi ve DAEŞ özelinde görüleceği gibi İslâmî olma iddiası taşıyan ve fakat birbirine zıt çizgi dışı hareketler yukarıda saydığımız esaslara aykırı düşmede ittifak içindedirler. Maalesef bu esaslardan uzaklaşan yapılar en çok da İslâm’a ve Müslümanlara zarar vermektedirler. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ