“Yerli ve Milli Bakan”lar istiyoruz!..
Gazetemiz yazarlarından Sinan Burhan demiş ki;
“Kültür Bakanlığı’na bugüne kadar çok sayıda bakan geldi. Ama Yalçın Topçu kadar halka yakın, bizim camianın sorunlarını dinleyen bir bakan gelmedi. Bu bakanlığa ilk defa halk girdi. Bu camianın bütün sivil toplum örgütleri, aydınları, gazetecileri Yalçın Topçu’ya rahat rahat ulaştılar. Yalçın Bey’i uzun zamandır tanırım. Parayla pulla işi olmaz. Dava adamıdır. İşçi-emekli maaşı alan birisi Yalçın Topçu. Belediye otobüsü kullanır, bizim gibi yaşar. Sıradan bir otomobili bile yoktur. Eline onlarca fırsat geçmiştir. İsteseydi paraya para demezdi ama o helâl lokmayı önemseyen bir adam. Bağımsız bir bakan olmasına rağmen AK Parti’ye büyük katkı sağladı. Ülkücü camia ona sahip çıktı. Ak Parti’ye verilen milliyetçi oylarda onun payı daha yüksektir. Lafı dolaştırmaya gerek yok. Yalçın Topçu bizim Kültür Bakanımız, bizim değerlerimizin bakanıdır. Umarım hak ettiği değer verilir.”
•
Sinan Burhan kardeşimiz tespitlerini bütün samimiyetiyle ortaya koymuş ve yazısının sonunda da aşağı yukarı “Sayın Topçu’nun Kültür Bakanı olarak devam etmesinde fayda var” demiş.
Yazı güzel, özüne destek veriyorum.
Sinan Burhan, “Bugüne kadarki kültür bakanlarının tamamının halktan kopuk olduklarını” söylemek istemiyor elbette.
Sayın Topçu’nun büyük isabetle dikkat çektiği niteliklerinin önceki kültür bakanlarının hiçbirinde olmadığını da söylemek istemiyor.
Demek istediği o ki kardeşimizin,
“Sayın Topçu, tam da milletimizin taleplerine karşılık gelen bir isimdir.
Kültür Bakanlığı’na devamında ‘Yeni Türkiye’ hedeflerine ulaşma yolunda ihtiyaç vardır.”
Buradan devam edelim:
Ak Parti, 7 Haziran seçimlerinin muhasebesini oldukça sağlıklı bir şekilde yaptı.
Partinin Tabii Lider’i Sayın Recep Tayyip Erdoğan’la, 1 Kasım zaferinde tartışmasız büyük hisse sahibi olan Genel Başkan’ı Sayın Ahmet Davutoğlu’nun oluşturdukları “sinerji” gerçekten işe yaradı.
Şer gibi görünendeki hayır; Ak Parti 7 Haziran’da tek başına iktidarı kaybedince “kendini bulma” imkânını yakaladı.
Biz buradan yıllar yılı “yanlışlara” işaret ettik, AK Parti’yi kuşatan “yoz” tiplere vurgu yaptık, bünyeye hakim olan “eziklik duygusu”na (komplekse) savaş açtık...
“Eğitim” diye “Kültür” diye bas bas bağırdık.
Bizim yıllar yılı anlatamadığımızı iki “belâ”, müthiş bir belagat ile ifade ediverdi.
İki bela;
Birincisi “Paralel Yapı” belâsı..
Bu “Paralel Yapı”nın ihanetleri gün yüzüne çıkmamış olsaydı, bu memleketin “öz evlatları” yine kıyıda köşede kalmaya, kendi adamları tarafından adam yerine konulmamaya devam pozisyonunda bekleyeceklerdi.
Bugün, “eğitim” ve “kültür” hayatımızdaki problemlere kafa yoruyoruz ya...
O günlerde, bu işler “paralel yapı”ya bırakılmıştı.
Bu süreçte onlar “ihanet” yolunun taşlarını tıkır tıkır döşerken, bizler, kendimizi yol, su, elektrik işlerine adamış, gidiyorduk.
Bu Paralel Yapı ülkeye farkında olmaksızın büyük “hizmet”te bulundu.
Onların ihanetleri gün yüzüne çıkmasaydı, “eğitim” ve “kültür” işlerindeki ihmalimizin farkına varamayacaktık!..
“Paralel Yapı” bu bakımdan çok faydalı oldu, bir de 7 Haziran seçim sonuçları işe yaradı.
Vatandaşın, hele “Ak Parti” tabanının çantada keklik olmadığını görmüş oldu herkes bu vesileyle.
“AK Parti olan bitenden ders aldı” dedik ya, bu süreçte bir gerçeği daha net bir şekilde gördü iktidar partisi:
“Uzun yıllardır kifayetsiz muhterislerin baskısı altında inim inim inleyen ülkücü tabanın desteği alınmadan birtakım ‘Yerli ve Milli’ hamleleri gerçekleştirebilmek çok çok zor hale gelir.
Bu memleketin siyasetinden ‘Milli Görüş’ ruhunu çıkardınız mı bittiniz demektir.
Milli Görüş olmazsa olmaz; “ırkçılıktan’ uzaklaşmış, Ümmet Bilinci’ne sahip ülkücülerin desteğini alabilmek de son derece önemli.
“Irkçılığa” sapmamış Türk, Kürt, Arap...
Etnik kökeni ne olursa olsun bütün kardeşlerimizin desteğini alarak çıkabiliriz düzlüğe...
Onun için “dar çerçeve”lere sıkıştırmayacağız kendimizi.
Her kesimden “katkı” alacağız, yeter ki “delikanlı” olsun; “düzgün” olsun, “dürüst” olsun, “helal kazanç” bilincine sahip olsun, “tüketim ahlâkına” sahip olsun, vatandaşa yakın “malûm lobileri” uzak olsun...
Yeter ki, “Yerli” olsun, “Milli” olsun...
•
Yazıya Sinan Burhan’ın “Yalçın Topçu’nun Kültür Bakanlığı’na devam etmesinde büyük fayda vardır” cümlesiyle özetlenebilecek ifadeleriyle girmiştik.
Katılıyorum.
Yalçın Topçu’nun ifade ettiklerini ve vatandaşta bulduğu karşılığı bilen bir gazetecinin bu çağrıya katılmaması ne mümkün!
“Yeni Türkiye” idealine destek veren bir gazetecinin bu çağrıya ilgisiz kalması ne mümkün!..